02/10/2020 | Yazar: Ali Erol

Eylül ayının LGBTİ+’lar için gökkuşağı “köşe”leri Milliyet, HaberTürk, Hürriyet ve Eskişehir Sakarya yazarlarından…

LGBTİ+’lar için Eylül ayı gökkuşağı “köşe”leri  Kaos GL - LGBTİ+ Haber Portalı

Gökkuşağının hakkını veren, LGBTİ+’lara (Lezbiyen, Gey, Biseksüel, Trans, İnterseks) selamı esirgemeyen, en azından homofobik nefret söyleminden medet ummayan pozitif “köşe”leri okumaya devam ediyoruz.

Eylül ayının LGBTİ+’lar için gökkuşağı “köşe”lerini Milliyet, HaberTürk, Hürriyet ve Eskişehir Sakarya yazarlarından seçtik.

Milliyet, Asu Maro: Oyuncu Kaya, ayrımcılıklara karşı “paldır küldür” ses çıkarıyor…

Milliyet gazetesinden Asu Maro, “Dizilerde tombullara düşen rol” başlıklı köşe yazısında, oyuncu Hazal Kaya’yı, ayrımcılıklara karşı “paldır küldür” ses çıkarmasından dolayı sevdiğini yazdı: “Daha çocuk denecek yaşta oyunculuğa başlayıp gözümüzün önünde büyüyen Hazal Kaya’yı en çok bu kadar göbeğinde yer aldığı sektörde karşılaştığı çarpıklıkları paldır küldür söylediği için seviyorum. “Ben bu insanlarla aramı iyi tutayım, ileride ihtiyacım olabilir” diye oyunu kuralına göre oynamaya çalışmak yerine “Bu kural yanlış kardeşim” demekten kaçınmıyor.”

Milliyet köşe yazarı, oyuncu Kaya’nın homofobik ayrımcılık ve sansüre de itiraz etmesini örnek verdi: “Kendi oynadığı uyarlama dizide orijinalindeki eşcinsel karakter yer almıyorsa bunu görmezden gelmek ya da örtbas etmeye çalışmak yerine bu karara katılmadığını söyleyebiliyor örneğin. Ya da kilo aldığı dönemlerde karşılaştığı haksızlıkları, bu sektörde kilolu kadınlara uygulanan ayrımcılığı üstüne basa basa tekrarlayabiliyor.” 

Oyuncu Hazal Kaya, en son, eski manken Deniz Akkaya'nın Selin Ciğerci’nin çocuk sahibi olma istemesine yönelik transfobik tutumuna tepki göstermiş, sosyal medya hesabı instagram'dan yaptığı Ciğerci’ye destek mesajını “Trans hakları insan haklarıdır” hashtag'i ile paylaşmıştı.

HaberTürk, Fatih Altaylı: “Beauvoir cinsel kimliğini saklayarak Katolik pozu da satabilirdi…”

HaberTürk’ten Fatih Altaylı, “Küçük bir şey için Erbakan’ı üzmeyelim” başlıklı köşe yazısında, Yeniden Refah Partisi Genel Başkanı Fatih Erbakan için, “Dr. Fatih Erbakan’la dalga geçenlere katılmadığını yazdı: “Diyeceksiniz ki “Niye.” Şu yüzden. En azından Simone de Beauvoir diye birini duymuş. Hiç değilse adını biliyor. Ve hatta daha ötesi biseksüel olduğu konusunda da bir fikre sahip. Yani bunlar az uz kültür değil.”

Onur Ayı Haziran’da da, “iktidara gelince LGBT derneklerini kapatacağız” diye konuşan Fatih Erbakan’ına dair köşe yazısında Altaylı, “Fatih Bey, bir televizyon programında soruları yanıtlarken İstanbul Sözleşmesi’nin topluma nasıl zarar verdiğini anlatmaya çalıştığı bir anda, dünya üzerinde toplumsal çürüme örnekleri vermeye kalkıştı” bilgisini geçip devam ediyor: “Ve sözü nasıl olduysa Fransız yazar, felsefeci Simone de Beauvoir’a getirdi. Erbakan’a göre Beauvoir ahlaksızlığın sağlam bir örneği idi. Çarpık ilişkileri vardı. Ve biseksüel bir erkekti. İşte zurna burada zırt dedi. Jean Paul Sartre’la farklı bir aşk yaşayan Beauvoir, lezbiyen ilişkilerini saklamayan bir biseksüeldi doğru ama “erkek” değildi. Çünkü lezbiyen erkek ancak temel fıkrasında olan bir şeydi. Gerçek hayatta lezbiyenler kadın olurdu. Cinsel tercih farklığını ahlaksızlık olarak niteleyenler dışında kimse Simone de Beauvoir’a ahlaksız diyemezdi. Hırsızlığı, yolsuzluğu, nepotizmi görülmemişti. Cinsel tercihlerini saklayarak kendisini farklı biri gibi göstermeye de çalışmamıştı. Üstelik muhafazakar bir annenin kızı olduğu biliniyordu. Katolik okullarında eğitim almıştı. Yani cinsel kimliğini saklayarak çok iyi bir Katolik pozu da satabilirdi, kendini ahlak ve edep tanrıçası gibi sunabilirdi. Bunu yapmamıştı. Açıktı, netti. Bu konuda çok dürüsttü.”

Hürriyet, Nuray Babacan: “İnsan olma temelinden bakılarak, kim olursa olsun devletin her türlü şiddete karşı önlem alması gerektiği” 

Hürriyet’ten Nuray Babacan, “İyi niyet ve İstanbul Sözleşmesi” başlıklı yazısında, “Türkiye’nin 2011 yılında imzaladığı, şiddetin önlenmesine yönelik son derece anlamlı hükümler içeren İstanbul Sözleşmesi’yle ilgili tartışmalarda son noktaya gelindi”ğini belirtiyor ve ekliyor: “Çözüm olarak, “cinsel yönelim” ve “cinsiyet kimliği” gibi ifadelerin olduğu, aslında tamamen yanlış yorumlanan dördüncü maddeyi Türkiye’nin nasıl anladığı ve nasıl uygulayacağına ilişkin “niyet mektubu” gönderilmesi düşünülüyor.”

Hürriyet yazarı, İstanbul Sözleşmesi ile ilgili söz konusu tartışmalara dair, devam ediyor: “O çok tartışılan 4. madde de öyle cinsel yönelimle ilgili sanıldığı gibi zemin sağlamadığı gibi “insan olma temelinden bakılarak, kim olursa olsun devletin her türlü şiddete karşı önlem alması gerektiğini” söylüyor, o kadar.”

Nuray Babacan, “AK Parti kurmayları”nın da, “aslında maddede bir sorun olmadığını bile bile, yaratılan yanlış algının kurbanı olduklarını” söylediklerini belirtiyor ve aktarıyor: “Aslında sözleşme tamamıyla şiddetin önlenmesiyle ilgili. Şiddet dışında herhangi bir konuyu içermediği halde yanlış anlaşıldı. Bu durumda siyaset kurumu, bu yanlış anlamaların kendi aleyhine kullanılmaması için önlem alır. Yapılmaya çalışılan budur. Maddenin nasıl yorumlandığına ilişkin mektup gönderilmesi uluslararası bir yöntemdir. Bazen neyin rasyonel olduğundan çok, siyasetin gereğini yapmanız gerekir.”

Eskişehir Sakarya, Hakkı Sağlam: “Eşcinselleri vebalı gibi gören… Toplumu onlara karşı kışkırtmak isteyen…”

Eskişehir yerel basınından Sakarya gazetesi köşe yazarı Hakkı Sağlam, “Siyah Broşürler” başlıklı köşe yazısında, İstiklal Mahallesi’nin birçok sokağına yapıştırıldığını söylediği “siyah afişler”in birinin fotoğrafını paylaşıyor.

Eskişehir Sakarya gazetesi köşe yazarı, eşcinsellere yönelik homofobik nefret suçu içerikli söz konusu “siyah afişler”in içeriğini, “Broşürlerde bir Ayet’ten bahsediliyor ve “Eşcinsellik helak olma sebebidir. Bu iğrenç şeye sessiz kalanların da onlardan farkı yoktur” yazıyor…” aktarıyor ve devam ediyor: “Broşürleri kimlerin yapıştırdığı bilinmiyor… Ama zihniyetleri belli… Eşcinselleri vebalı gibi gören… Toplumu onlara karşı kışkırtmak isteyen… Dini buna alet eden… Örümcek kafalılar yapmıştır…”

Sakarya gazetesi köşe yazarı Hakkı Sağlam, Eskişehir sokaklarından aktardığı homofobik nefretin olası sonuçlarına karşı yetkilileri uyarıyor: “Broşürlerin bulunduğu sokaklarda onlarca kamera var… Bu nedenle bu kişilerin bulunması zor olmasa gerek… Polis daha kötü bir olay olmadan bu kişileri ortaya çıkarmalı…”

***

LGBTİ+’lara selamı esirgemeyen, en azından homofobik nefret söyleminden medet ummayan “köşe”leri okumaya devam edeceğiz: “Hep kahır, hep kahır, hep kahır, hep kahır” nereye kadar…



Etiketler: medya
Nefret