03/05/2021 | Yazar: Ali Erol

Nisan ayından LGBTİ+’lar için gökkuşağı “köşe”leri T24, Karar, Sözcü, Duvar ve Cumhuriyet yazarlarından...

LGBTİ+’lar için Nisan ayı gökkuşağı “köşe”leri Kaos GL - LGBTİ+ Haber Portalı

Nisan ayından LGBTİ+’lar için gökkuşağı “köşe”lerini T24, Karar, Sözcü, Duvar ve Cumhuriyet yazarlarından derledik.

Gökkuşağının hakkını veren, LGBTİ+’lara (Lezbiyen, Gey, Biseksüel, Trans, İnterseks) selamı esirgemeyen, cinsel yönelim ve cinsiyet kimliği ayrımcılığı yapmayan, en azından homofobik ve transfobik nefret söylemlerinden medet ummayan pozitif “köşe”lerden işte Nisan ayında okuduklarımız.

T24: “AİHM’in pek çok LGBTİ+ kararı var. Böyle diye, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nden çekilecek miyiz?”

T24 yazarı Rıza Türmen, “10 yıl sonra İstanbul Sözleşmesi” başlıklı köşe yazısında, Türkiye'nin Sözleşme'den çekilmesini, “iktidarın kadına verdiği değerin bir göstergesi” olarak değerlendirdi.

İstanbul Sözleşmesi olarak bilinen Kadınlara Yönelik Şiddet ve Aile İçi Şiddetin Önlenmesi ve Bunlarla Mücadeleye İlişkin Avrupa Konseyi Sözleşmesi'nin feshini ele alan Rıza Türmen (1, 2), Türkiye'nin İstanbul Sözleşmesi'nden çekilmesinin “kadın hakları ve kadını korumak için yapılmış ulusal yasalar ve başka uluslararası belgeleri de etkileyeceğini” yazdı: “Örneğin, "Ailenin Korunması ve Kadına Karşı Şiddetin Önlenmesine Dair", 6284 sayılı yasada, yasanın İstanbul Sözleşmesi'ni esas aldığı belirtilir. Şimdi 6284 sayılı yasanın dayandığı temel ortadan kaldırılmış bulunmakta.”

“Öte yandan, İstanbul Sözleşmesi'nin dayandığı temel olan B.M. Kadına Karşı Ayrımcılığın Önlenmesi Sözleşmesi'nin (CEDAW), İstanbul Sözleşmesi'yle ortak maddeleri var. Örneğin, İstanbul Sözleşmesi'nden çıkılma gerekçelerinden biri olan, kadın ve erkeğin stereotip rollerine ya da kadına toplumda ikinci derece rol tanınmasına ilişkin adet ve geleneklerin değiştirilmesi konusundaki 12 maddesi, CEDAW'ın aynı konudaki 5. Maddesiyle aynı. Ayrıca, CEDAW cinsiyet temelinde ayrımcılığı yasaklıyor. O zaman CEDAW'dan da çekilecek miyiz bir gece yarısı kararnamesiyle?

LGBTİ+'ların şiddete karşı korunması, eşit haklara sahip olmasına ilişkin AİHM'in pek çok kararı var. Bu böyle diye, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nden çekilecek miyiz?”

Karar: “Temel hak ve özgürlükleri mi ölçü alacağız, siyasal kamplaşma cengine mi çıkacağız?”

Karar’dan Figen Çalıkuşu, “Otokrat mısın, demokrat mı?” başlıklı köşe yazısında, “Vatandaşını en çok mağdur eden devlet Rusya, Türkiye de maşallah ilk sıralarda yer alıyor.” diye yazdı: “Dünyada artık bir de ABD ve Biden gerçeği bulunduğundan Rusya’yla sorunlarımıza “insan haklarını ihlal etme kardeşliğine” dayanarak ortak çözümler bulmamız da gittikçe daha zorlaşıyor.”

Karar’ın avukat köşe yazarı Çalıkuşu, ABD Dışişleri Bakanlığı’nın yıllık “insan hakları” raporunda yer alan “Türkiye için sarsıcı eleştiriler”e dikkat çekti: “…kadınlara ve lezbiyen, gey, biseksüel, trans ve interseks kişilere, diğer azınlık üyelerine yönelik şiddet.”

“Bunlara elimizi vicdanımıza koyup “doğru” mu diyeceğiz yoksa elimizin altında hazır bekleyen “emperyalist Amerika” sopasını mı kullanacağız? Temel hak ve özgürlükleri mi ölçü alacağız, siyasal kamplaşma cengine mi çıkacağız?”

Sözcü: “Hak aramak, senin suçun”

Sözcü’den İsmail Saymaz, “Boğaziçililerin boğazındaki el” başlıklı köşe yazısında, “Üniversitelilerin boğazını kavrayan, genç ve öfkeli polisin eli değildir. Muhalefeti iç düşman olarak gören ve niteleyen iktidarın elidir. Nefesi kesilen, yalnızca üniversiteliler değildir. Düşünce ve ifade hürriyetidir. Gösteri hakkıdır. Demokratik hukuk devletidir.” diye yazdı.

“Bir duvarın dibinde üniversiteli erkek öğrenci, boğazını kavramış polise “Suçum ne?” diye soruyor. Senin suçun muhalif olmak, yakışıklı kardeşim. Hak aramak, senin suçun. Partili Melih Bulu'nun Boğaziçi Üniversitesi'ne atanmasına karşı çıkmak. Suçun bu.”

“Dini değerleri aşağılamaktan” 47 gün tutuklu kalan Boğaziçi öğrencisi, “LGBTİ iddiasına dar yorumunuz nedir?” sorusunu yanıtlıyor: “LGBTİ'ler eylemde niye var?” diyen duyuyorum. Hepimiz insanız. LGBTİ olmak yasak değil. Birisinin birisine aşık olmasına devlet karar veremez. Toplumun ahlakını bile onlar belirlesin istiyorlar. Öyle bir şey yok.”

Duvar: “Bu komisyon, cinsel yönelim ve cinsiyet kimliği üzerine hayli kuşatıcı ve hak ihlali içerecek kararlar almaya hazırlanıyor”

Duvar yazarlarından Berrin Sönmez, “Komisyon değil kâh komedi kâh trajedi” başlıklı köşe yazısında, 9 Mart'ta kurulduktan sonra 21 ve 22 Nisan'daki ilk iki toplantısını yapan TBMM Kadına Yönelik Şiddeti Araştırma Komisyonu’nu yazdı: “…nur topu gibi komisyonumuzun hiçbir şey yapmayacak olma ihtimali, ihtimaller içinde en tehlikesiz olanı.”

“AKP Konya Milletvekili Hacı Ahmet Özdemir, uzun uzun konuşup inciler saçarken, komisyon hakkındaki bazılarınca önyargı sayılacak endişelerimi ispatlayacak öneriler getirmiş: “…filmlerde, dizilerde -detayına girmeyelim- yani belki çirkinliğini ortaya koyma adına bir şeyler yapılması lazım. Hâlbuki buralarda özendirici şeyler yapıldığını hatta cinsel eğilimlerle -ben sevmiyorum bu tabiri ama diyeceğiz yani öyle diyeceğiz çünkü artık terimleşti- yönelimlerle alakalı da medyayla bir irtibat kurulması gerekir kanaatindeyim… Osmanlı’daki Aile Hukuku Kararnamesi biliyorsunuz kodifikasyon yani İslam hukukunun kanunlaştırılması çalışmalarında çok önemli bir şeydi, Mecelle’nin ötesindeydi. Bunu çalışan Türkiye’de tek uzmanımız var…” Dizi ve filmlerde LGBTİ+ların görünürlüğüne itiraz edenlere tercüman olarak bir nevi sansür uygulatmak niyetiyle yapımcılarla irtibata geçme işlevi yüklüyor komisyona. Erkek şiddetini araştıracak komisyon LGBTİ+ bireylere yönelik şiddeti önlemeyi değil şiddetin ve insanların görünürlüğünü önlemeyi düşünecek gibi görünüyor. Benzer bir başka öneri de MHP Konya Milletvekili Esin Kara tarafından dile getiriliyor ve anaokulu çağındaki çocukların kendi cinsiyet kimliği bilincine ulaşması aşamasında aldıkları eğitim açısından Milli Eğitim Bakanlığı'nın dinlenmesini öneriyor. Cinsel yönelim ve cinsiyet kimliği üzerine bu komisyon, hayli kuşatıcı ve hak ihlali içerecek kararlar almaya hazırlanıyor diyebiliriz.

Cumhuriyet: “Toplumsal barışa asıl tehdit, cinsel yönelim temeline dayanarak ayrımcılık yapılamaz” cümlesini tehdit olarak görenlerdir”

Cumhuriyet köşe yazarı Zülal Kalkandelen, “Şeklen kadın hakları savunucusu, ruhen gerici” başlıklı köşe yazısında, “toplumsal barışa asıl tehdit, “cinsel yönelim temeline dayanarak ayrımcılık yapılamaz” cümlesini tehdit olarak görenlerdir” diye yazdı.  

Cumhuriyet köşe yazarı Kalkandelen, Kadın ve Demokrasi Derneği (KADEM) Başkan Yardımcısı Sümeyye Erdoğan Bayraktar’ın Yeni Şafak’a verdiği röportaj üzerine, “Ne baskıcı ve kısıtlayıcı önyargıların ne de LGBT lobisinin uluslararası ölçekteki propagandasının, kadın hakları mücadelesine zarar vermesine razı olabilirlermiş! Demek sonunda sadede gelinmiş...” diye yazdı ve devam etti:

““Toplumun inancı” nedir? Doğar doğmaz herkesin nüfus cüzdanına otomatik olarak yazılan din hanesine bakarak mı belirleniyor bu? Azınlıkta da olsalar farklı inançtakiler ya da inançsızlar ne olacak? İstanbul Sözleşmesi’nin LGBTİ bireyleri de şiddetten korumayı kapsamına alması mıdır, sorun? Toplumsal cinsiyet ifadesi mi uymuyor, seküler olmayan düşünce yapılarına?”

““LGBT lobisinin uluslararası ölçekteki propagandası” nedir? Numan Kurtulmuş’un izinden gidip, LGBT gibi marjinal unsurların cinsel yönelim kavramının ardına sığınıp faaliyet yapabileceğine” dair korku mu salınıyor? Onları sapkın” diye damgalayarak mı koruyacaklar toplumun asayişini? Biliniz ki toplumsal barışa asıl tehdit, cinsel yönelim temeline dayanarak ayrımcılık yapılamaz” cümlesini tehdit olarak görenlerdir.”

***

LGBTİ+’lara selamı esirgemeyen, en azından homofobik nefret söyleminden medet ummayan “köşe”leri okumaya devam edeceğiz: “Hep kahır, hep kahır, hep kahır, hep kahır” nereye kadar…


Etiketler: medya
Bayram