23/04/2021 | Yazar: Kaos GL

Mülteci LGBTİ+’lara sorduk: Günün nasıl geçti? Onlar yanıtladı, Arapça ve Farsça’dan çevirdik ve sizlerle paylaşıyoruz. 8. hikaye Baran’dan geliyor: Dikiş Makinesinin Arkasındaki Hayaller

Mülteci LGBTİ+’lar günlerini anlatıyor: Dikiş Makinesinin Arkasındaki Hayaller Kaos GL - LGBTİ+ Haber Portalı

Kaos GL Mülteci Hakları Programı LGBTİ+ mültecilerin ikamet ettikleri şehirlerde temel haklara, resmi organlara ve sosyal ağlara erişimlerinin kolaylaştırılmasını hedefleyen program, bu doğrultuda program bünyesinde çalışan avukat ve sosyal hizmet uzmanları aracılığıyla hukuki ve sosyal danışmanlık sağlıyor. Bütün bunların yanı sıra çeşitli konularda eğitimler ve sosyal etkinlikler düzenliyor.

Program, 2020 yılı boyunca Farsça ve Arapça konuşan LGBTİ+ mültecilerle bir araya geldi. Bu etkinliklerin bir bölümü çevrimiçi drama atölyeleriydi. Kaos GL Mülteci Hakları Programı, mülteci LGBTİ+’larla 23, 25 ve 27 Kasım tarihlerinde tiyatro ve performans sanatçısı Gökçe Yiğitel yürütücülüğünde dramanın bir alt kolu olan ‘Hikaye Anlatımı’ atölyeleri düzenledi. Atölyelere yedi şehirden mülteci LGBTİ+’lar katıldı ve hikayelerini anlattı.

Bugünden itibaren “Her günümüz değerli ve anlatmaya değer” diyerek o hikayeleri KaosGL.org okurlarıyla paylaşıyoruz. Sekizinci hikaye Baran’dan geliyor.

***

13 Kasım 2020, Cuma. Sabah saat 7 gibi telefonumun sesi tik tak diye çalarak beni uyandırdı. Bir an kendi kendime öf ya keşke bugün pazar olsaydı da birazcık daha fazla uyusaydım” dedim. Ama bir an fark ettim ki zaten pazara bir gün var ve bu beni çok sevindirdi. Sonra partnerimi çağırdım. “Kalk” dedim “geç olacak yoksa” dedim. Elimizi yüzümüzü yıkadıktan sonra partnerim kahvaltıyı hazırlamaya gitti. Ben de yatak odamızı toplamaya gittim. Sonra işbaşı yaptık. Saat 8 gibi işbaşımız başladı ve ben sandalyemde oturarak dikiş makinesinin arkasında işime başladım. Saat 10’a kadar çalıştım. 10’da çay saatimiz başlıyor. Çayımı partnerimin yaptığı sandviçlerin yanında içtim. Ardından tekrar işime döndüm. Saat 12.30’a kadar. Bu öğle yemeği saatimiz. Öğle yemeğini bildiren zil çaldı. Cuma günleri benim sevdiğim yemeği yapıyorlar: yani pirinç pilavı ve tavuk. Ben ve partnerim yemeğimizi yedikten sonra elimizdeki 50 lirayla pazara gittik. Gittiğimiz pazar işyerimize yakın. İş yerimiz çok kapalı ve tutucu bir yer. Biz de muhafazakar davranmaya çalışıyoruz. Kimsenin aramızdaki ilişkiyi bilmesini istemiyoruz. Ben ve partnerim o can acıtıcı davranışlardan çok korkuyoruz. Çalışırken ben ve partnerimin arasında şakalaşmalar ve küsmeler de oluyor var aslında. Partnerim çok fazla şaka yapıyor, ben de çok fazla küsüyorum ona. Bazen kendi kendime “keşke daha açık bir ortamda olsaydık o zaman daha rahat yaşardık” diyorum ve bir son olarak da hep “bir gün Hollywood’a gideceğimin ve bir Hollywood yıldızı olacağımın” hayalini kuruyorum.

Gün boyunca en önemli olan 3 şey zihnim, ellerim ve telefonum. Her şeye dikkat etmem gerekiyor, işime evime partnerime ve hayatıma. Ve elime çok fazla dikkat etmem gerekiyor ki iğneye takılmasın, iğnenin altına girmesin. Ve telefonuma da çok fazla dikkat ediyorum çünkü ICMC görüşmesini bekliyorum.

Nesne: Telefon, iğne

Uzantı: Zihin ve el

Eylem: Dikkat etmek, beklemek


Etiketler: insan hakları, kültür sanat, mülteci
Telegram