28/04/2021 | Yazar: Kaos GL

Mülteci LGBTİ+’lara sorduk: Günün nasıl geçti? Onlar yanıtladı, Arapça ve Farsça’dan çevirdik ve sizlerle paylaşıyoruz. 10. hikaye: Işığın Yokluğu

Mülteci LGBTİ+’lar günlerini anlatıyor: Işığın Yokluğu Kaos GL - LGBTİ+ Haber Portalı

Kaos GL Mülteci Hakları Programı LGBTİ+ mültecilerin ikamet ettikleri şehirlerde temel haklara, resmi organlara ve sosyal ağlara erişimlerinin kolaylaştırılmasını hedefleyen program, bu doğrultuda program bünyesinde çalışan avukat ve sosyal hizmet uzmanları aracılığıyla hukuki ve sosyal danışmanlık sağlıyor. Bütün bunların yanı sıra çeşitli konularda eğitimler ve sosyal etkinlikler düzenliyor.

Program, 2020 yılı boyunca Farsça ve Arapça konuşan LGBTİ+ mültecilerle bir araya geldi. Bu etkinliklerin bir bölümü çevrimiçi drama atölyeleriydi. Kaos GL Mülteci Hakları Programı, mülteci LGBTİ+’larla 23, 25 ve 27 Kasım tarihlerinde tiyatro ve performans sanatçısı Gökçe Yiğitel yürütücülüğünde dramanın bir alt kolu olan ‘Hikaye Anlatımı’ atölyeleri düzenledi. Atölyelere yedi şehirden mülteci LGBTİ+’lar katıldı ve hikayelerini anlattı.

“Her günümüz değerli ve anlatmaya değer” diyerek o hikayeleri KaosGL.org okurlarıyla paylaşıyoruz. 10. hikayeyle karşınızdayız…

***

Öğle vakti ve bir gün daha yaşamak için yine uyanmam gerek. Yatağın bana iyice yapışmasına, battaniyenin sıcacık sarılıp gitmemi istememesine rağmen, sonunda ben, yatak, uyanmak arasındaki savaşın kazananı Teddy. Çünkü mama saati gelmiş. Her gün olduğu gibi gözümü açtığımda iyi olup, olmadığını kontrol etmek için ilk iş yanımda yatan partnerime bakıyorum. Kaç gündür yine huzursuz mide sendromundan dolayı hiç iyi değil ve bu acı, ruhunu kemiriyor. Normalde uyuma tarzından bugün durumu normal mi yoksa farklı bir durumda mı olacağını anlarım. Sonra da uyanıp ona mama vermemi bekleyen Teddy’ye bakarım. Yemekten sonra yine yatağa zıplayıp bu sefer karnı tok olduğu için daha rahat kestirecektir.

Aslında ben de yatağa geri döneceğim. Çünkü artık partnerim ve Teddy’nin yanında yatıp zihnimi dinleme ve aklımda olan o kalabalık ve dağınıklığın arasında gezinmenin zamanı geldi.

Işık gitmiş ve ampul de vedalaşıp, kendisini emekli ilan etmiş. Ben de daha onun yerine yeni bir ampul getiremedim. Yağmur yağıyor. Islaklığını hiç sevmiyorum ancak sesini seviyorum. Bilgisayarın başına oturdum, (SHIT) ama internetim kesilmiş. Aslında fena da olmadı, çünkü interneti hiç bırakmıyoruz. Şimdi o bizi azıcık kendi halimize bırakmaya tek taraflı bir karar vermiş, belki Instagram ve Telegram’dan başka bir sayfa açarız diye.

İlk başta fotoğraf klasörünü açıyorum ve anılarda dolaşıyorum. Böyle devam edip, internet ve Youtube sayesinde yıllardan beri hiç bakmadığım video müzik klasörüne bakıyorum. Zevkle videoları birer birer oynatıp kendimi onların görme ve dinleme keyfine bırakıyorum. Bütün düşüncelerim, endişelerim ve streslerim, keyifli bir görme ve duyma deneyimine dönüşüp beni güzel anılara dönüşen mekanlara, insanlara ve zamanlara götürüyor (zamanın doğası sadece bizim anılarımız.)

I Want You...Ooo...I Need You...

Austra( habitat )is playing

Karanlık oda, yağmurun sesi ve video müzikler birleşince içimdeki bir hissi dışarıya doğru yönlendiriyorlar ve bu his bütün hücrelerimden dışarı sızınca artık odada ışığın yokluğunu hissetmiyorum.

Nesne: yatak, kıyafet, bıçak

Eylem: görmek

Beden parçası: beyin


Etiketler: insan hakları, kültür sanat, mülteci