05/09/2022 | Yazar: Ali Erol

Homofobik nefret söylemiyle bendini aşıp “köşe”lerine sığmayan, LGBTİ+’ları düşmanlaştırarak hedef gösteren gazete yazılarını okuyoruz…

Yerel basın köşelerinde “LGBT”ye “sapkın” demek vaka-ı adiye olmuş Kaos GL - LGBTİ+ Haber Portalı

LGBTİ+ toplumuna, kurumlarına ve kişilere karşı cinsiyetçi ve homofobik dezenformasyona ortak olan, doğrudan üreten, yayan ve teşvik eden muhafazakâr ve hükümet yanlısı medya organlarından köşe yazılarını derledik.

Yerel basından Ağustos ayı nefret köşeleri, Giresun Gündem, Kayseri Gündem, Kayseri Sun Haber, Malatya Net Haber, Konya Hakimiyet, Demokrat Kocaeli, Bursa Genç Gazete, İstanbul İstiklal, Karadeniz’den Günebakış yazarlarından geldi.

Yerel basından Ağustos ayı homofobik nefret “köşe”leri

Kendisini, “DİB’de çalışıyor. Müftü yard.” olarak tanıtan Recep Şahan, Giresun Gündem’deki köşe yazısında, “Sapkınlık Özgürlük Müdür?” diye hem soruyor, cevap olarak da “topyekûn bir dur deme” çağrısı yapıyor: “Lut kavminin helak edilme sebebini bilmeyeniniz yoktur. “Cinsi sapkınlık”. Bugünkü manada homoseksüellik. Erkek-kadın birlikteliği dışındaki her türlü cinsi yakınlık bu konuya girer. Bu manada; lezbiyen, gay, biseksüel, transseksüel ve interseks kavramlarının tamamı bu sapkınlığın yan kollarıdır… Son zamanlarda köpürtülen ve meşrulaştırılmaya çalışılan ve kendilerine ait flama ve birçok dernekleri bulunan sapkınların da yaptıkları tam olarak Lut Kavminin yaptıklarıdır. Hatta daha da ileri düzeyde olanıdır. Bugün “Özgürlük” kılıfıyla pazarlanan ve her platformda meşruymuş gibi savunulan bu cinsel sapkınlıkları bir müslüman asla savunamaz. Bırakın müslümanı aklî melekelerini kaybetmemiş, ehl-i vicdan sahibi hiç kimse savunamaz. Olay özgürlük falan değildir. Toplumu ve toplumun temel taşı aileyi ,nesli tehdit eden bu tür davranışlar ve oluşumlar asla tasvip edilemez. Asla hoş gürü ile bakılamaz… Artık bu kadar ifsat yeter deyip buna bir dur demek lazım. Bu “topyekûn bir dur deme” olmalıdır. Yarın geç olmadan hemen şimdi.”

Kayseri Gündem yazarı Ensar Şahin, “İnsanlığın Yozlaşması: LGBT+” başlıklı köşe yazısında, “Merak ettim, araştırdım ve konu geniş olduğu için iki bölüm halinde yazmaya karar verdim” diyor ve başlıyor okurlarını ve haklı bilgilendirmeye: “LGBT den sonra yeni harfler ve artı (+) işareti konmasının sebebi, aklınıza gelebilecek her türlü ahlaksızlığı ve cinsel sapıklığı içine alıyor. Yani anlayacağınız, “azgınlığın ve sapkınlığın sınırı yok, yenileri eklenebilir.” demektir.”

“Sapıklar gurubu”, “meydanlarda “hak(!)” aramaya başladılar”, “LGBT'li sapkınların sözde onur haftası” gibi kopyala yapıştır nefret nakaratlarıyla devam eden Ensar Şahin, Kayseri Gündem’deki “LGBT+ Cinsiyet mi, Cinsel Yönelim mi?” başlıklı köşe yazısı için Yeni Şafak’tan kopyala yapıştır yapıyor: “İnanlar o kadar yozlaşmış ve azmışlar ki, internette videoda birisi kendini queer, trans-maskülen kişi olarak tanımlıyor. Birisi gender-nonconforming kadın olarak tanımlıyor. Birisi kendini transgender nonbinary olarak tanımlıyor. Başka birisi kendisini kuir cinsiyet ya da net olarak alışkan cinsiyet olarak tanımlıyor. (bunlar nasıl bir cinsiyetse, ben de bilmiyorum)”

Kayseri Gündem köşe yazarı Ensar Şahin’in, Giresun Gündem köşe yazarı “DİB çalışanı”ndan ne eksiği var: “Kur’an’da ve hadislerde yer alan ifadelerden hareketle İslâm âlimleri, livâtanın/ homoseksüelliğin, dünyevî cezayı da gerektiren haram bir fiil olduğu konusunda görüş birliğine varmışlardır.”

“Sloganlarındaki resimlerine bakar mısınız? İnsanın tüyleri ürperiyor, insandan çok hayvana benziyorlar. Dövmeler, pisingler, boyalı saçlar, küpeler, takılar...” kültür şokuyla nefretin harmanlayan Kayseri Gündem yazarı, sadete geliyor: “Bunların vatana, millete, ülkeye topluma ne faydaları var? Aksine bol bol virüs/hastalık yayıyorlar… LGBT+ bir hastalık ise, devletimiz bunları tedavi ettirmelidir. Hastalık değil de cinsel bir yönelim/ sapıklık ise, devletimiz tüm kurumlarıyla bunlarla mücadele etmelidir. MAAZALLAH, yarın kızınız lezbiyen, oğlunuz gey, torununuz travesti, komşunuz biseksüel, akrabanız interseksüel, arkadaşınız queer… olmadan, bu cinsel sapıklardan daha fazla çalışmalısınız.”

Necmettin Çuhadaroğlu, gazeteci imiş, Kayseri Sun Haber’de de köşe yazarı, “Akıl Sağlığı” başlıklı köşe yazısına bodoslama dalmış: “Bir sapıklık aldı başını gidiyor. Önce LGBT’liler başladı…” Gerisi gelir, köşe dolar nasıl olsa, Çuhadaroğlu da öyle yapıyor: “Sapıklıktan çok daha Lut kavmine benzeyen insanlar türedi. Türetildi. Özellikle özgürlük adına yapıldı bunlar. Anneler erkek çocuklarının saclarını uzattı önce. Sonra top saç modeli çıktı ortaya. Kız gibi oğlansın dediler. Erkek çocuğu oğlan oldu. Erkek gibi yetiştirilen kızlarda lezbiyen oldu gitti. Tabi buna birde evlerimize giren cep telefonları da eklenince bu iş artıda arttı. Lezbiyen ya da LGBT gruplarında mesajlaşmalar derken gençler kendilerine yeni kimlik arayışına gitti…”

“Kadın fıtratı ve siyonizmin eşitlik oyunu” başlığı altında, daha önce, cinsiyet eşitliğini göğsünü gere gere eleştirememekten yakınan Malatya NetHaber köşe yazarı Zeki Taşkıran’ın, “Gürkan, Malatya'da LGBT Bayrağı Çektirdi Ya Helal Olsun..!” başlıklı köşe yazısında ise Malatya Büyükşehir Belediye Başkanı’nı eleştirmeye bahane konu “LGBT” olunca ayrımcı nefret dili pek hoyrat: “Gezi Kalkışmasını gayri meşru ve kalkışma olarak halkın beynine kazıdılar ve başarılı oldular. İyikide oldular. Çünkü gezi kalkışması aşşağılık ve hain bir girişimdi. Ama asıl mevzumuz bu değil, asıl mevzumuz, orada LGBT’li sapkın görüş ve kuruluşları öne çıkararak bunların ülkemizde yerinin olmadığını milletin beynine kazırken, Malatya Büyükşehir Belediye Başkanı olan Gürkan’ın Temmuz ayında düzenlediği Hande Yener konserinde LGBT Bayrağı açtırarak bu milletin inanç, ahlaki ve insani değerleri ile alay etmesidir.”

İki sene önce, “sapıklık aldı başını gidiyor” diye yazdığını hatırlatan Konya Hakimiyet gazetesinden Mehmet Kanmaz, “Cinsel Sapkınlığa Kim Dur Diyecek” başlığı altında yakınmaya devam ediyor: “Cinsel sapıklıkları, sapkınlıkları konu alan paylaşımların altına hemen LGBT savunucuları üşüşüyor. Sapıklıkları ve sapkınlıkları savunan ve karşı çıkanları yobaz, gerici, anlayışsız vb. ifadelerle suçlayan insanları görünce insanlığın akıbeti ile ilgili umutlarım azalıyor. Geçen günlerde bir spor markasının cinsiyetsiz toplum modelini savunan ve LGBT’yi ön plana çıkaran bir reklamına tepki maksadıyla bir paylaşım yaptım. Öyle yorumlar yapıldı ki… Bu kadar sapık ve sapık savunucusu bu toplumda ne zaman türedi inanmakta zorlandım. Yorumların hepsi bir tarafa da bizim saflarda olduğuna inandığım bir derneğin üyesi olarak kendini tanıtan kapalı olduğunu ifade eden bir bayanın yaptığı yorumlar karşısında nevrim döndü… Dostlar; Avrupa’yı ve Amerika’yı anladık onlar bakan veya Mv.leri, bürokratlar aynı cins evleniyor ama zaten onlar cehennemde yerlerini hazırlıyorda..! Bize ne oluyor..! Cinsel sapıklıklar ve sapkınlıklar çok normalleşmeye başladı...! Kendini sanatçı diye lanse edip sahnelere lgpt paçavrası ile çıkan hayasızlara ne dersiniz..!”

“Eşcinsel ilişkileri yasal hale getiren bu sözleşmenin adı neden İSTANBUL?” diye daha önce kimsenin akıl edip düşünemediği sorular soran ve “sapkın eşcinsel grupların sırtını dayadığı sözleşme” diye devam eden Demokrat Kocaeli yazarı Murat Yılmaz, “Gülşen” başlıklı köşe yazısında, “Yazdığım cümlelere dikkat etmek zorundayım.” diyor ve ekliyor: “Bir kere, “teşhircilik” yapıyor… Bir erkek pantolonunu indirdiği vakit teşhircilik oluyor da, bir kadın göğüslerini açtığında özgürlük mü oluyor? Hele hele bu topraklarda yaşama özgürlüğüne sahip olmayan LGBT’nin paçavrasını nasıl açarsın? İğrenç bir sapkınlığın propagandasını nasıl yaparsın? Bu topraklarda büyümüş, çocukluk yıllarında memleketinde fındık toplamış, Anadolu’nun hamuruyla yoğrulmuş bir anneye cinsiyetsizlik propagandası yakışır mı?” Neyse ki Murat Bey kısa yazıyor; “Gülşen” başlıklı köşe yazısı bitti.

“Sapık kelimesinin TDK’daki karşılığı”na bakan Bursa Genç Gazete köşe yazarı İlyas Taşçı’nın eli de dili de TDK’nın verdiği tarifle rahatlıyor: “Demek ki bugün “Sapık” sıfatını birilerine yakıştıracak olsak, bu kişiler İmam-Hatip ruhu taşıyanlar için değil, LGBT gibi sapkınlıkları alkışlatan, bayraklarını açan, cinsel sapıklıklarını onaylatmaya çalışan, teşhircilik yapan, hatta bedenini sattığına şahit olmasak bile bedeninin görüntüsünü satanlara kullanmak daha yerinde bir yakıştırma olacaktır.”

“Modern “helak” niyetine korona!”, “Zina ve homoseksüellik artacak, Türkiye Batılılara benzeyecek” ve “İstatistiklere göre Batı da homoseksüellik, %46 dır” gibi “köşe” yazılarını hatırlayacağımız, İstanbul’un yerel basınından, İstiklal köşe yazarı, eski milletvekili Dr. Seyfi Şahin, “Felakete hazırlık” başlıklı yazısına, “Dün yolda giderken yanımızdan geçen kız çocuğu, Sadece mayo giymiş, şişman ve bütün göğüsleri de meydanda idi. Ne edep, ne haya ve ne de ahlak vardı” sözleriyle başlıyor. Nasıl olsa, tamam eski milletvekilisin ama aynı zamanda tıp doktorusun be adam diyen çıkmaz diyerek kendinden geçip hızını alamıyor: “Ayrıca toplumda haramların açıktan yapılması, yanı fıskın artması, Buna toplumun duyarsız kalması, Zina ve livatanın (LGBT) artması, Allah’ın gazabını da davet etmektedir. Bu felaketler neler olabilir? Tabii ki, deprem, yangın, sel felaketleri, iç kargaşa, Savaşlar, kan, kıtal ve toplumun çözülmesi fitne fücurun artması felakettir. Biz kafamızı kuma gömsek de, felaket göstere göstere gelmektedir. Yunanistan’daki ABD üsleri, Suriye’deki YPG silahlanması, İçerde, iktidar ve muhalefetin LBGT savunmaları, Nefret söylemleri felaketin habercileridir. Nasıl kurtulacağız? Gelecek makalemde inşallah…”

“LGBT”ye “sapkın” demek, Trabzon yerel basınından Karadeniz’den Günebakış yazarı Ali Öztürk’e de serbest elbette hâliyle İstanbul Sözleşmesi feshedilince o da “LGBT” ile devam ediyor, kendi soruyor kendi söylüyor: “LGBT, size göre ahlaksızlık mıdır? LGBT, ahlaksızlıktır.”

Karadeniz’den Günebakış köşe yazarı Öztürk, Gülşen’in tutuklanmasıyla ilgili hukuk karşısında “yorum yapamıyormuş” ama “LGBT” konusunda “yorum” yapmak için aynı “hukuk”un güvencesiyle coştukça coşuyor: “LGBT sevicileri önümüzdeki süreçte HDP kadar ve belki daha fazla baş ağrıtacak… HDP’liler, LGBT savunucuları kadar hain olamaz. HDP, Türkiye’ye siyasi ihanetin adıdır. LGBT ise insanlığa ihanettir. Üçüncü bir cins üretmek ve ana okullarından başlayarak bunu eğitime sokmak bu milletin köküne kibrit suyu akıtmaktır. HDP, yalnızca Türkiye’ye ihanet etti ve ediyor. LGBT ise insanlığa ve insanlığın geleceğine ihanet eden bir keyfiyettir…”

Not: Bu dizide, köşe yazılarından yapılan alıntıların yazım hatalarına dokunulmuyor; olduğu gibi alınıyor.

 


Etiketler: medya, nefret suçları
nefret