18/11/2021 | Yazar: Yıldız Tar

Boğaziçi'de LGBTİ+ düşmanı kampanyayla hedef gösterilen öğrencilere açılan dava sürüyor. Mahkeme, hedef göstermek için kullanılan görseli asan güvenlikçinin tespit edilmesi talebini de, güvenlikçiler hakkında suç duyurusunu da reddetti.

Boğaziçi sergi davasında güvenlikçileri tespite de, suç duyurusuna da red! Kaos GL - LGBTİ+ Haber Portalı

Fotoğraf: Boğaziçi sergi davası 1. duruşma öncesi basın açıklaması, 17 Mart 2021, Yıldız Tar / Kaos GL

Boğaziçi Üniversitesi’nde anonim olarak toplanan eserlerin yer aldığı serginin LGBTİ+’lara nefret söylemiyle hedef gösterilmesi ve iki öğrencinin tutuklanmasının ardından hedef gösterilen öğrencilere açılan davanın üçüncü duruşması dün (17 Kasım) görüldü.

Çağlayan adliyesindeki İstanbul 21’inci Asliye Ceza Mahkemesi’nde görülen duruşmada yine karar çıkmadı.

Güvenlik görevlilerinin görsel astığı anlar mahkemeye sunuldu

İlk duruşmada tahliye edilen Doğu Demirtaş’ın avukatı, yargılamaya konu edilen görseli güvenlik görevlilerinin astığına ilişkin video dosyasını mahkemeye sundu. Mahkeme, dosyayı görüntülü ve yazılı çözümleme yapılması için bilirkişiye gönderdi.

Mahkeme ayrıca Siber Suçlarla Mücadele Şube Müdürlüğü’ne yazılarak “şahmeran figürlü Kabe posteri asılması” sebebiyle oluşan olumlu ve olumsuz tepkilerin tespit edilmesi için açık kaynak araştırması yapılmasını talep etti. Güvenlik Şube Müdürlüğü’ne ise el konulduğu iddia edilen materyallerin sorulmasına karar verdi.

Mahkeme, videodaki kişilerin tespitini reddetti

Mahkeme, videoda görseli astığı görülen kişilerin tespit edilmesi talebini ise reddetti. Bu kararına, “dosyada bulunan diğer görüntüleri” gerekçe gösterdi. Güvenlik görevlileri hakkında suç duyurusunda bulunulması talebini de reddetti.

İddianameden Adalet Bakanlığı’na uzanan homofobi

30 Ocak'ta tutuklanan ve 17 Mart’ta ilk duruşmada tahliye edilen Selahattin Can Uğuzeş, kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının ihlal edildiği gerekçesiyle avukatları Levent Pişkin ve Deniz Yıldız aracılığıyla AYM'ye bireysel başvuruda bulundu.

Adalet Bakanlığı İnsan Hakları Dairesi Başkanı Dr. Hacı Ali Açıkgül Ağustos ayında, başvuruya ilişkin AYM’ye yanıt verdi.

Bakanlık, iddianameden kopyala-yapıştır yöntemiyle verdiği yanıtta bir kez daha homofobiye başvurdu. Savcılığın iddianamede kullandığı “İslam dini literatüründe yasak ve haram olarak kabul edilen eşcinsellik ve benzeri cinsel yönelimlere dair imgeler”, “LGBTİ+ olarak anılan bir sosyal kesim ve Türk toplumunun büyük bir çoğunluğunu oluşturan Müslüman vatandaşlar açısından halkın sosyal sınıf bakımından farklı özelliklere sahip bir kesimini diğer kesimi aleyhine kin ve düşmanlığa tahrik edici nitelikte olduğu” ifadelerini yineledi.

Bakanlık yanıtında ayrıca, tutuklamaların haklı olduğunu yine iddianameden kopyala yapıştır yaptığı ifadelerle öne sürdü.

Savcılık iddianamesinde 7 öğrenci hakkında “Halkı kin ve düşmanlığa alenen tahrik etme” suçlaması ile 1'er yıldan 3'er yıla kadar hapis isteniyor.

İçişleri Bakanı, İstanbul Valiliği, Diyanet İşleri Başkanı, Cumhurbaşkanlığı Sözcüsü ve CHP Parti Sözcüsü’nün hedef gösterdiği öğrencilere ilişkin İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı Basın Suçları Soruşturma Bürosunca hazırlanan iddianamede Yeni Şafak gazetesinin “haberi” üzerine soruşturma başlatıldığı ve yine bu soruşturma kapsamında Boğaziçi Üniversitesi LGBTİ+ Çalışmaları Kulübü’nün polis tarafından arandığı da yer alıyor.

Savcılık iddianamede ayrıca, “İslam dini literatüründe yasak ve haram olarak kabul edilen eşcinsellik ve benzeri cinsel yönelimlere dair imgeler”, “LGBTİ+ olarak anılan bir sosyal kesim ve Türk toplumunun büyük bir çoğunluğunu oluşturan Müslüman vatandaşlar açısından halkın sosyal sınıf bakımından farklı özelliklere sahip bir kesimini diğer kesimi aleyhine kin ve düşmanlığa tahrik edici nitelikte olduğu” ifadelerine yer veriyor.

Ne olmuştu?

Boğaziçi Üniversitesi’nde açık çağrıyla gelene eserlerin yer aldığı sergideki bir kolaj çalışmasının Boğaziçi İslam Araştırmaları Kulübü (BİSAK) tarafından sosyal medyada hedef gösterilmesiyle başlayan süreç, LGBTİ+’lara dönük nefret söylemi ve hedef göstermelerin arttığı bir kampanyaya dönüştü.

İçişleri Bakanı Süleyman Soylu, "4 LGBT sapkını gözaltına alındı!" diyerek LGBTİ+’lara yönelik nefret söyleminde bulundu. İstanbul Valiliği açıklamasında Boğaziçi Üniversitesi Güzel Sanatlar Kulübü ve Boğaziçi Üniversitesi LGBTİ+ Çalışmaları Kulübü’nde de arama yapıldığını söyledi. Valilik, Boğaziçi Üniversitesi LGBTİ+ Çalışmaları Kulübü’nde “LGBTİ bayrağı” olmasını, “LGBTİ bayrakları ile eylemlerde kullanılan çeşitli afiş ve pankartlar ele geçirilmiştir” ifadeleriyle açıklamasına taşıdı. LGBTİ+ bayrakları, herhangi bir suça ilişkin delil oluşturmaları mümkün olmadığı halde polis tarafından kulüp odasından alındı.

Diyanet İşleri Başkanı Ali Erbaş da Twitter'dan yaptığı açıklamada “Bu saygısızlığı yapanlar hakkında yasal yollara başvuracağız” dedi.

Boğaziçi Üniversitesi Rektörlüğü de idari soruşturma başlattı. Üniversiteden yapılan açıklamada, Rektörlük tarafından söz konusu Kabe görseliyle ilgili idari soruşturma başlatıldığı bildirildi. Boğaziçi Üniversitesi’ne rektör olarak atanan ve protesto edilen Melih Bulu ise sosyal medya hesabından şöyle dedi:

“Bir grup kendini bilmez tarafından İslamiyetin kutsallarına saldırı hiç bir şekilde kabul edilebilir değildir. Bunun Boğaziçi değerlerinde asla yeri yoktur. Bu şuursuz saldırıdan sorumlu olanlar hakkında kapsamlı soruşturma başlatılmıştır.”

Adalet Bakanı Abdülhamit Gül de sosyal medya hesabından, “Cenab-ı Hakk'ın emridir; 'evimi her türlü kirden temiz tut.' Gönülleri nefretle paslanmış hadsizlerin kutsalımız Kabe'ye saygısızlığına hukuk göz yumamaz. Bu alçaklığa karşı İstanbul Başsavcılığınca soruşturma başlatılmış olup failler hakkında gözaltı talimatı verilmiştir” dedi.

Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanı Fahrettin Altun’un, “azgın azınlık” dediği açıklaması şöyle:

“Azgın azınlığın özgürlük, eşitlik ve insan hakları sosuyla normalleştirmeye çalıştığı sapkın düşünce ve yaşam tarzının asıl hedefi nesillerimizi ifsat etmektir. Tek motivasyonu ise kutsallarımızı ayaklar altına almaktır. Boğaziçi Üniversitesi’ndeki görüntüler bunun ispatıdır.

“Ahlaksızlığı, kutsallara hakareti, nefreti ve terörü özgürlük olarak pazarlamaya çalışanlara asla müsaade etmeyeceğiz. Gözleri kör, kalpleri mühürlü olan bu azgın azınlık aziz milletimizin maşerî vicdanında da mahkûm edilmiştir. Sizin ifsatlarınızı önlemezsek veyl olsun bize!”

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Parti Sözcüsü Faik Öztrak da sosyal medya hesabından şöyle dedi:

“İnsanlığın mukaddes değerlerine yönelik hiçbir saldırıyı ve aşağılamayı kabul edemeyiz. Bu alçak provokasyonu şiddetle kınıyoruz.  Görünen ve görünmeyen sorumlulularının bir an önce ortaya çıkarılmasını bekliyoruz.”

Twitter’da #BoğazicindelgbtRezaleti ve #KabeKutsalımızdır etiketleri üzerinden yoğun nefret söylemi, ayrımcılık içeren kampanyalar başladı. Her iki etiket de neredeyse bir gün boyunca Twitter Türkiye TT listesinde yer aldı.

#KabeKutsalımızdır etiketiyle sosyal medyada paylaşım yapanlar arasında Cumhurbaşkanlığı Sözcüsü İbrahim Kalın da vardı:

“Kıblemiz Kabe’ye yapılan saygısızlık ne ifade özgürlüğüdür ne de eylem hakkı.

“Bu sapkınlık hem kanun önünde hem de maşerî vicdanda hakettiği cezayı alacaktır.

“Sizin müflis niyetleriniz ve menfur eylemleriniz gaflettir, dalalettir, hüsrandır.

“#KabeKutsalımızdır”

Mil-Diyanet Sen ise bütün bu nefret söylemi içerisinde “LGBT Derneklerinin Kapatılması İçin İçişleri Bakanlığı’na Dilekçe Veriyoruz” diyerek LGBTİ+’ların ifade ve örgütlenme özgürlüğünün engellenmesine çağırdı. Sosyal medyada Mil-Diyanet Sen imzasıyla dolaşan görselle LGBTİ+ dernekleri hedef gösterildi.

İki öğrenci tutuklandı, iki öğrenci adli kontrol şartıyla serbest bırakıldı, bir öğrenci ise serbest bırakıldı. Soruşturma, "halkın bir kesiminin benimsediği dini değerleri alenen aşağılama" iddiasıyla açılmışken, iki öğrenci "halkı kin ve düşmanlığa tahrik veya aşağılama" iddiasıyla tutuklandı.

Öte yandan hedef gösterme ve nefret söylemine karşı Twitter’da #LGBTİHaklarıİnsanHaklarıdır diye kampanya da başladı. TT listesine de giren kampanya kapsamında çok sayıda siyasetçi, siyasi parti, sanatçı, sendika, meslek odası ve sivil toplum kuruluşu da destek tweetleri attı.

Boğaziçi Dayanışması’nın, “kayyum siyasetine, LGBTİ+fobiye, öğrenci tutuklamalarına, anti-demokratik tüm uygulamalara karşı” 1 Şubat’ta üniversitenin güney kapısında yapmak istediği basın açıklamasına polis saldırdı.

Polis, öğrencilerin bir araya gelmesini engelleyerek üniversite kapısı önünde barikat kurdu. Üniversitenin bulunduğu Hisarüstü abluka altına alındı. Okul çevresindeki binaların çevresine uzun namlulular silahlı polisler yerleşti. Polis, Boğaziçi Üniversitesi'nde öğrencilerin kampüsten çıkmasına izin verilmedi.

Öte yandan kampüs içinde olan Boğaziçi Üniversitesi öğrencileri, okulun polis ablukasına alınmasının ve dışarıya çıkmalarının engellenmesinin sonra, Rektörlük binasının etrafında toplandı, "İstifa" sloganları attı. Öğrenciler, Melih Bulu ile görüşme talep etti. Polis kampüse de girerek öğrencilere saldırdı. Gün boyu devam eden saldırılarda 159 öğrenci gözaltına alındı.

Öğrenciler gözaltına alınırken bir polis memurunun “Terbiyesiz, aşağı bak” demesi sosyal medyada da tepki topladı. Twitter’da #AşağıBakmayacağız ve #BoğaziçiAblukada etiketleri TT listesine girdi.

Bu sırada protestolara sebep olan “kayyum Rektör” Melih Bulu’nun, Boğaziçi Üniversitesi LGBTİ+ Çalışmaları Kulübü’nü kapattığı açığa çıktı. Kulüp üyelerine bildirilmeyen 1 Şubat tarihli kararı Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanı Fahrettin Altun sosyal medyada paylaştı.

Melih Bulu imzalı karara göre, uzun süredir aday kulüp statüsünde bekletilen Boğaziçi Üniversitesi LGBTİ+ Çalışmaları Kulübü’nün adaylık statüsü düşürüldü. Buna gerekçe olarak ise kulübün düzenlemediği, açık çağrıyla gelen eserlerin yer aldığı sergi gösterildi. Kararda sergi kulüp tarafından düzenlenmiş gibi yansıtıldı.


Etiketler: insan hakları, nefret suçları, eğitim
Telegram