01/09/2021 | Yazar: Ali Erol

Ağustos ayında LGBTİ+’lar için gökkuşağı “köşe”leri sadece Cumhuriyet ile Yeniçağ Gazetesi yazarlarından geldi

LGBTİ+’lar için Ağustos ayı gökkuşağı “köşe”leri Kaos GL - LGBTİ+ Haber Portalı

LGBTİ+ Onur Yürüyüşlerinin etkisiyle Temmuz ayı gazete yazarları köşelerini gökkuşağına açarken, Ağustos ayı gazete köşelerine gökkuşağının doğmadığı görüldü.

Galatasaraylı milli futbolcu Taylan Antalyalı’nın LGBTİ+ Onur Haftası’na destek vermek için giydiği gökkuşağı renkli “Powered by pride”ın Temmuz ayı köşe yazılarındaki seyri Korkusuz, Posta, Cumhuriyet, HaberTürk ve Evrensel gazetelerine yansımıştı.

Temmuz ayı gökkuşağı köşelerini ayrıca “LGBTİ+ Onur Yürüyüşü yasaklandı, demokratik haklarını kullanmak isteyenler polisten dayak yedi” ifadesiyle T24 köşesi, “Anayasal hakkını herkes eşit olarak kullanır” ile Karar, “Polis karışmasaydı, bu kişiler yürüyüş yapsaydı… Ne olurdu?” ile Eskişehir Sakarya ve son olarak “Milletin cinselliğinin yakasından düşün artık!” ile Cumhuriyet gazetesinden köşeler takip etmişti.

Gökkuşağının hakkını veren, LGBTİ+’lara (Lezbiyen, Gey, Biseksüel, Trans, İnterseks) selamı esirgemeyen, cinsel yönelim ve cinsiyet kimliği ayrımcılığı yapmayan, en azından homofobik ve transfobik nefret söylemlerinden medet ummayan pozitif “köşe”lere Ağustos ayında sadece Cumhuriyet ile YeniÇağ Gazetesi yazarlarında denk geldik.

Cumhuriyet: “Adalet Bakanlığı, LGBTİ+ karşıtı söylemi sürdürmüş, anayasa ve yasalara aykırı ve ayrımcı davranmıştır”

Cumhuriyet gazetesinden Özdemir İnce, “Dediğim dedik çaldığım düdük” başlıklı köşe yazısında, “Boğaziçi Üniversitesi öğretim üyeleri ve öğrencilerinin bir yıla yakındır rektör atamalarını protesto ediyor” olmalarını ele aldı ve “Protesto ve direnmelerinin akademik yöntem ve etik bağlamlarında dayanakları” olduğunu yazdı:

“Hatırlarsınız, 30 Ocak 2021 günü açılan Boğaziçi Sergisi’nde LGBTİ+’nın yer alması üzerine olaylar çıkmış, hukuksuz tutuklamalar olmuş, dava Anayasa Mahkemesi’ne gitmişti. Adalet Bakanlığı, Anayasa Mahkemesi’ne gönderdiği cevapta yapılan tutuklamaların meşruiyetini savunmuş, iddianamede yer alan LGBTİ+ karşıtı söylemi sürdürmüş, anayasa ve yasalara aykırı ve ayrımcı davranmıştır. Adalet Bakanlığı, eşcinselliğin İslama göre yasak ve haram olduğunu belirtmiş, savunmasında evrensel hukuk ilkeleri yerine dini referansları temel almıştır. Anlaşılan, anayasal suç işleyen Adalet Bakanlığı’nda hukukçular değil Taliban kafalı imamlar görev yapmakta. TC Adalet Bakanlığı dünyaya rezil olmuştur.”

Adalet Bakanlığı ise homofobik savunmasına gelen eleştirilerin ardından yayınladığı açıklamayla, AYM’ye bildirdiği görüşteki ifadelerin iddianameden alındığını söyleyerek kopyala-yapıştır homofobisini kabul ederken, suçu iddianameye attı.

Yeniçağ: “Bazen eşcinsel diye gencecik insanları binaların üzerinden atıyorlar”

Yeniçağ gazetesinden Mehmet Faraç, “Karanlığın üçüncü operasyonu!..” başlıklı köşe yazısında, Irak, Suriye’den Afganistan’a uzanan şiddet ve terör dalgasının seyrini anlatırken, “Bazen eşcinsel diye gencecik insanları binaların üzerinden atıyorlar,” diye de yazdı:

“Gittikleri her yerde kan lekeleri bırakıyorlardı; Bazen eşcinsel diye gencecik insanları binaların üzerinden atıyorlar, bazen meydanlarda insanların ellerini kollarını kesiyorlar, bazen yüzlerce masumu çöl kumlarının üzerine yatırarak kurşuna diziyorlar ve bazen de başlarını kestikleri insanları nehirlere atıyorlardı!..”

***

Geçen senenin Ağustos ayı gökkuşağı köşelerinde ise cinsiyetçi ve homofobik nefret söylemlerine karşı kadınları ve LGBTİ+’ları gözeten gazete köşe yazarları, kamuoyunda İstanbul Sözleşmesi olarak bilinen ve imzacı devletlere “kadına karşı şiddeti önleme, şiddetten koruma, şiddet eylemlerini kovuşturma ve mağdur destek mekanizmaları oluşturma” yükümlülüğü getiren “Kadınlara Yönelik Şiddet ve Ev İçi Şiddetin Önlenmesi ve Bunlarla Mücadeleye Dair Avrupa Konseyi Sözleşmesi”ne yönelik karalama kampanyasına karşı yazmışlardı.

Sözleşme’ye yönelik cinsiyetçi ve homofobik dezenformasyona ortak olmayan, gökkuşağına selamı esirgemeyen geçen senenin Ağustos “köşe”leri ArtıGerçek’ten “Nefret, ayrımcılık ve şiddeti meşru gören bir aile?”, Posta’dan “Bu mesele, temel bir hak meselesi, temel bir demokrasi meselesi”, Cumhuriyet köşelerinden “Cinsel yönelim ve cinsiyet kimliği dahil her türlü ayrımcılığa karşı çıkan insan hakları ilkelerini temel almak”, Hürriyet’ten “Hadi “kötülüklerin anası İstanbul Sözleşmesi”nden çıkıldı. Sonra ne isteyecekler?” ve son olarak Evrensel’den “Doğa açısından çeşitliliğin her hali normal” gelmişti.

***

LGBTİ+’lara selamı esirgemeyen, en azından homofobik nefret söyleminden medet ummayan “köşe”leri yeni dönemde de okumaya devam edeceğiz: “Hep kahır, hep kahır, hep kahır, hep kahır” nereye kadar…



Etiketler: insan hakları, medya
Bayram