09/11/2021 | Yazar: Kaos GL

17 Mayıs Derneği ve İnter Dayanışma’nın örgütlediği kampta interseks aktivistlerin yazdığı İnter Hikayeler yayında.

İnter Hikayeler yayında! Kaos GL - LGBTİ+ Haber Portalı

İnterseks aktivistler Türkiye’de interseks hareketine bir yol haritası çıkarmak adına, 9-12 Eylül 2021 tarihlerinde Ayvalık’ta buluştu. 17 Mayıs Derneği ve İnter Dayanışma'nın örgütlediği kampta interseks aktivistler, Yıldız Tar'la birlikte hikayelerini yazdı. 26 Ekim İnterseks Farkındalık Günü ile 8 Kasım İnterseks Dayanışma Günü’nü birleştirdiğimiz kampanyamız kapsamında o hikayeleri sizlerle paylaşıyoruz.

Kendine Ait Bir Masa

Tuna yazdı:

“İlk çocuk geldiğinde elinde bir kutu ekler vardı. Dik yokuşun sonundaki bu apartmana girerken duyduğu ve onu altıncı kata kadar takip eden sokak düğünü sesleriyle kafasının içi uğulduyordu halâ. Ilık bir sonbahar günü, bayram zamanıydı. “Ne kadar efendi bir çocuk” diye düşündüm. “Ben Regl Forum’dan Gluetooth” diye kendini tanıtıp süklüm püklüm geçip oturdu. İçeride öğlen vakti içmeye başlayan bir butch lezbiyen ve gözleri sürekli uzaklara dalan taşra avukatı Çiçek vardı. Bizimki bu yosun yeşili gözlere vurgundu ne zamandır. Bizimki dediğim de Serra. Kadın değil ama tipini ünlü oyuncuya benzettikleri için öyle isim verdiler. Onun hikayesine daha sonra geliriz. Bir merdivenseniz, yaşadığınız yerde pek çok hikaye ile karşılaşıyorsunuz.”

Bulutların Arasından Açan Güneş

Yasemin Bahar yazdı:

“İki katlı kırmızı otobüsün merdivenlerinden çıkarken, en önde boş yer olup olmadığını görmeye çalışıyordum. En öndeki o büyük camdan dışarıyı izlemek, İngiltere’yi tanımak için güzel bir fırsattı. Benim için bir hâlâ bir gizem olan bu ülkede, her otobüse bindiğimde üst kata çıkıp o koltuklara bakardım. Ama o gün o manzaraya ayrı bir ihtiyacım vardı. Dışarıya odaklanmak, kafamdaki kara bulutların dağılmasına yardımcı olacaktı. Gerçekten de öyle oldu.”

Müessesenin Çalışkan Koleksiyonerleri

Caner yazdı:

“Argos ile harabeli yoldan büyük meydana doğru yavaşça yürüyoruz. Meydanın sağ tarafında Epiktetos’un felsefe okulunu gördüğümde yaşadığım heyecanı ve mutluluğu saklayamıyorum. Epiktetos’un efendisi tarafından bacaklarından sakat bırakılmasını ve sonrasında da yine aynı efendisi tarafından özgür bırakıldığını bilmeyen yoktur herhalde ve bunu Argos ile de paylaşıyorum. Argos tüm gözleriyle bana küçümsercesine bakıyor ve bir devrim hikayesinin nasıl bu şekilde benim neslime yanlış aktarıldığını bir türlü anlam veremiyor. Evet Epiktetos ve arkadaşları kölelikten kurtulmak için büyük bir devrim yapmışlardı ve özgürlüğünü kazanmak için bacaklarını bile kaybetmişti. Bir mahcubiyet hissederek okulun önündeki yeni filozof alım ilanlarını gördüm ve büyük bir şaşkınlıkla Argos’a baktım. Epiktetos okuluna interseks filozof alacakmış. Sonradan Argos’un dediğine göre dönemin en ünlü felsefecileri aslında intersekslermiş. İnterseksler de Epiktetos gibi bir devrim hazırlığı içindelermiş. Buna örnek olarak bana daha dün yıkılan Hermafroditos heykellerinin kalıntılarını gösterdi.”

Masanın Dilinden Kendi Kabuğuna Çekilen Bir Salyangozun Hikayesi

Zeynep yazdı:

“Bir gün serçelerin dilinden anladığını düşleyen masa dile gelir.

Her yanı dolaşan uçan halı misali masa her yanı dolaşır.

Sade, kahverengi iç bunaltan bir masanın bu kadar derttaş olması da şaşırtmıyor.

Eskiler nasıl der bilmem ama masa toparlar, bütünleştirir. Bu masa da öyleydi işte, tek farkla masa ‘biz’ dilini kullanan bir çocuk bazen de hayatın çemberinden geçmiş olgun bilinmeyen, tanınmayan biri gibiydi. Yani sadece biri gibi oluyor ve ‘biz’ dilini kullanıyordu.

Yalnızdı, bilinmiyordu ama yine ‘biz’di.”

Şapka

Şerife yazdı:

“Doktor, karşısında iki büklüm durmuş, başından çıkardığı şapkayı hürmeti gereği göğsüne bastırmış adama nasihat verir gibi konuşuyordu.

Bir koridorun tam ortasındalardı. Bu iki adamı uzaktan izleyen çocuk, kendi kaderi üzerine konuştuklarını biliyordu içten içte.

Kendi kaderi iki adamın elindeydi. Üzerinde beyaz önlükle nasihat veren doktor ve elinde şapkasıyla iki büklüm duran babası…

Kendi kaderine dair ne istediğini hiç sormamışlardı çocuğa. İçindeki duyguları dışarı çıkaramamıştı o da bir türlü.

Nasıl çıkarsındı ki? Çağrılmayan Yakup gibiydi. Kimse onu çağırmamıştı o güne değin.”


Etiketler: kültür sanat, yaşam
Telegram