17/11/2020 | Yazar: Ali Erol

Homofobik Nefret Söyleminin Ekim Ayı Sosyal Seyri: “Partisi, akademisi, sendikal gongosu… Dergisi, gazetesi, bütün yayınları Hepsi halka karşıdır”

“İstanbul Sözleşmesi'ni ve savunucularını lânetlemek için…” Kaos GL - LGBTİ+ Haber Portalı

Medya çalışmaları kapsamında sosyal medya mecrası ile internet medyasını izleyen Kaos GL, internet yayıncılığında dikkat çeken, sosyal medya ortamlarında öne çıkan Lezbiyen, Gey, Biseksüel, Trans ve İnterseks (LGBTİ+) odaklı homofobik ve transfobik nefret söylemi üreten ve yayan haberler ile mesajların takibini yaparak kaydını tutuyor

Cinsel yönelim, cinsiyet kimliği ve cinsiyet ifadesi ile LGBTİ (Lezbiyen, Gey, Biseksüel, Trans, İnterseks) varoluşlara yönelik ayrımcı yaklaşım, nefret söylemi üreten, yayan, teşvik eden, savunan ya da haklı gösteren ifadeler içeren haber ve yorumları aylık dosyalarla ele alıyor.

Homofobik ve Transfobik Nefret Söyleminin Ekim Ayı İnternet Seyrine sosyal medya ortamlarına yansımış ayrımcı ve nefret ifadeleri ile doğrudan üreten, yayan ve teşvik eden medya organlarından LGBTİ+’lara yönelik cinsiyetçi, transfobik ve homofobik nefret söylemlerini derledik.

“Partisi, akademisi, sendikal gongosu Hepsi halka karşıdır”

LGBTİ+’ların hak ve eşitlik mücadelesini hedef gösteren, cinsel yönelim ve cinsiyet kimliği ayrımcılığını meşrulaştıran cinsiyetçi ve homofobik nefret söylemi, İstanbul Sözleşmesi üzerinden seyrine devam ediyor.

Kamuoyunda İstanbul Sözleşmesi olarak bilinen ve imzacı devletlere “kadına karşı şiddeti önleme, şiddetten koruma, şiddet eylemlerini kovuşturma ve mağdur destek mekanizmaları oluşturma” yükümlülüğü getiren “Kadınlara Yönelik Şiddet ve Ev İçi Şiddetin Önlenmesi ve Bunlarla Mücadeleye Dair Avrupa Konseyi Sözleşmesi”ne yönelik karalama ve saldırılar Ekim ayında da sosyal medyaya yansıdı.

Aile, Çalışma ve Sosyal Hizmetler Bakanlığının “Kadına Şiddetin Önlenmesi – Mevzuatın Geliştirilmesi” toplantısı davet edilen Ankara Sosyal Bilimler Üniversitesi (ASBÜ) Hukuk Fakültesi Genel Kamu Hukuku Ana Bilim Dalı Başkanı Doç. Dr. Emir Kaya, toplantının ardından sosyal medya hesabı twitter’dan cinsiyetçi ve homofobik nefret söylemi paylaşımında bulundu: “Feminizm bir beşinci kol faaliyetidir. LGBT küresel kültür emperyalizminin aracıdır.”

Bakanlığın toplantısına katılan kadınlara hakaretler saydıran Ankara Sosyal Bilimler Üniversitesi akademisyeni, daha önce de, İstanbul Sözleşmesi’ne karşı kampanya yürüten sendikal gongo Memur-Sen’in “Kadınlar Komisyonu” toplantısına davet edilmişti. Ramazan’da “ASBÜ’de Ramazan ve İnşirah” programına katılan öğretim üyesi, gene İstanbul Sözleşmesi üzerinden “LGBT aktivistlerinin bir günde terör örgütü olarak adlandırılmasının önünde hiçbir engel yok.” konuşması yapmış, ardından twitter hesabından “LGBT aktivistleri bir suç örgütüdür” ifadesiyle homofobik nefret söylemini sürdürmüştü.

“İstanbul Sözleşmesi'ni ve savunucularını lânetlemek için” cinsiyetçi ve homofobik nefret kampanyasına devam eden Yeniden Refah Partisi örgütleri, LGBTİ+ yurttaşlara karşı işledikleri nefret suçunu Ekim ayında da tekrar ettiler. Partinin Ekim ayı homofobik nefret eylemleri yerel basına da yansıdı.

Halkların Demokratik Partisi (HDP) Kocaeli Milletvekili ve Türkiye Büyük Millet Meclisi (TBMM) İnsan Haklarını İnceleme Komisyonu Üyesi Ömer Faruk Gergerlioğlu, Ekim ayında Meclis’te düzenlediği basın toplantısında, “Hiç kimse cinsel yönelimi nedeniyle dışlanmamalı, acılar yaşamamalı” diyerek LGBTİ+’ların maruz bırakıldığı hak ihlallerine değindiği sözlerini twitter hesabından da paylaştı. TBMM İnsan Haklarını İnceleme Komisyonu Üyesinin cinsel yönelim ve cinsiyet kimliği ayrımcılığına karşı sosyal medyada hesabından yaptığı LGBTİ+ insan haklarını gözeten paylaşımlarını (1, 2, 3) destekleyenler olduğu gibi homofobik ve transfobik nefret söylemleriyle karşılayanlar da oldu.

“Dergileri, gazeteleri, bütün yayınları Hepsi halka karşıdır”

Türkiye Yazarlar Birliği İstanbul Şubesi’nin “Piyer Loti Tepesi'nin ismi Ahmet Kabaklı Tepesi olarak değiştirilsin!” başlıklı homofobik nefret söylemi çağrısına aracılık eden Türkiye gazetesi, söz konusu nefret söylemini yeniden üreterek, twitter hesabından, “Pierre Loti'den başka isim mi yok? O sapık Fransız'ın ismini Eyüpsultan'dan indirelim” paylaşımı ile yaydı.

Yeni Şafak gazetesi ise daha önce Başbakan Sanna Marin’e “tezgahtar kız” diyerek cinsiyetçi aklınca alay ettiğini sanan Finlandiya İçişleri Bakanı Mart Helme’nin, Türkiye sosyal medyasında “YallahHollandaya” başlıklı homofobik nefret kampanyasının geleneksel cinsiyetçi, ırkçı ve homofobik nefret söylemini hatırlatan, “Eşcinseller çok istiyorlarsa İsveç'e gitsin. Devletin yaşamasını istiyoruz ama devlet çocuksuz ve ahlaksız yaşayamaz.” sözleriyle sarf ettiği, ırkçı ve homofobik nefret söylemini twitter hesabından özel sunumla paylaştı. 

Anayasa Mahkemesi üyesi Engin Yıldırım, nefret söylemini doğrudan üreten, yayan, okurlarıyla takipçilerini teşvik eden muhafazakâr medya organlarının Ekim ayı hedefi oldu. 

Anayasa Mahkemesi'nin (AYM) gece çekilmiş fotoğrafını sosyal medya hesabından “Işıklar yanıyor” diye paylaşması üzerine sosyal medyada hedef haline getirilen AYM üyesinin cinsel yönelim ve cinsiyet kimliği ayrımcılığına karşı LGBTİ+’ların taleplerini temel insan haklarına dahil gören mahkeme şerhleri ve konuşmaları homofobik nefret medyası tarafından yeniden gündeme getirildi ve “itham” aracı olarak kullanıldı.

“Bu kişiler farklı cinsel yönelimlerinden dolayı diğer insanlardan daha az mı değerlidir, haysiyet sahibidir?” diye soran, “LGBTİ+ insanlar ne yaptıkları için değil, ne oldukları veya ne olarak algılandıkları için ayrımcı muamelelerle karşılaşmakta, tabir caizse, ‘makbul’ vatandaş olarak görülmemektedir.” diye eklediği şerhleriyle tanınan AYM hâkimi Yıldırım, Ankara Barosu ve Kaos GL işbirliğiyle ‘Anayasa’da Cinsel Yönelim ve Cinsiyet Kimliği Eşitliği’ panelinde, “Toplumsal alışkanlıklar kolay kolay değişmiyor ancak LGBT’lerin Anayasal eşitlik talebi temel insan hakları meselesi olarak görülmeli.” şeklinde konuşmuştu.

Akit, “sapkın ve terörsevici” sıfatlarıyla Anayasa Mahkemesi üyesi Engin Yıldırım’ı itham ederken, eşcinseller gene homofobik nefretin hedefindeydi: “eşcinsel sapkın ilişki”

Türkiye gazetesi, twitter hesabından, “Meğer bu yaktığı ilk ışık değilmiş! O AYM üyesi "21. Yüzyıl LGBT'lilerin olacak" demiş” paylaşımında, homofobik nefret söylemi ile hâkim Yıldırım’ı hedef aldı.

Sabah gazetesi, AYM hâkimini hedef alma gayesiyle, twitter hesabından yaptığı paylaşımda, “AYM Üyesi Engin Yıldırım, eşcinsel din dersi öğretmeninin göreve devam etmesini istedi” başlığı altında homofobik nefret söylemi yayarken, çalışma hayatında cinsel yönelim ayrımcılığını savundu.

Takvim, “AYM Üyesi Engin Yıldırım'ın LGBT destekçisi olduğu ortaya çıktı!” başlıklı twitter paylaşımıyla, çalışma hayatında cinsel yönelim ayrımcılığı davasında düştüğü, “devletin resmi cinsel yönelimi yoktur” şerhini, ayrımcı ve homofobik nefret söylemi üreten, yayan yayınına gerekçe gösterdi: “Anayasa'da devletin resmi cinsel yönelimi yoktur ve devlet tüm cinsiyetler, cinsel kimlikler, cinsiyet kimlikleri ve cinsel yönelimler karşısında eşit ve tarafsız kalmalıdır. Cinsel yönelim ayrımcılığı kimi hayatların daha az saygıya ve haysiyete sahip olduğunun kabulü anlamına gelip LGBTİ+'lerin eşit fırsat ve haysiyetle toplumsal yaşama katılmalarının engellenmesi sonucunu doğurmaktadır.”

Homofobik nefret söylemiyle bendini aşan Ekim “köşe”leri

Ekim ayının cinsiyetçi ve homofobik nefret “köşe”leri Millî Gazete, Türkiye, Diriliş Postası, Yeni Şafak ve Akit yazarlarından: “Muhafazakâr yazarlar LGBTİ+’lara karşı nefreti pekiştiriyor”

Akit’in Eylül ayı nefret söylemi listesi

Kaos GL, medya çalışmaları kapsamında, cinsiyetçi, transfobik, homofobik nefret söylemi üretme, yayma ve teşvik yayın organlarından Akit’in aylık nefret seyrini takip ediyor.

Yeni Akit’in Ekim ayı listesi, LGBTİ+’lara yönelik ayrımcı dil, cinsiyetçi, transfobik ve homofobik nefret söylemleri içeren, hedef gösteren “haber” ve “köşe” yazıları ile birlikte doğrudan LGBTİ+ toplumu ve kurumlarına yönelik saldırıların takibi ve kaydından oluşuyor.

Cinsiyetçi ve homofobik dezenformasyona ortak olan, üreten ve yayan Akit’in aylık nefret söylemi Ekim listesi, “Akit’in cinsiyetçi ve homofobik nefreti”, “Akit’in homofobik nefret siyaseti”, “Akit’in homofobik nefret siyaseti sınırları aşıyor” ve “Akit yazarlarının homofobik nefret “köşe”leri” başlıklarından oluşuyor.

istanbul-sozlesmesi-ni-ve-savunucularini-lanetlemek-icin-1

Kaos GL’den aylık nefret söylemi takibi

Kaos GL, sosyal medya ortamları ile internet yayıncılığında cinsel yönelim, cinsiyet kimliği ve cinsiyet ifadesi ile LGBTİ+ varoluşlara yönelik ayrımcı yaklaşım, homofobik ve transfobik söylem içeren haber ve gelişmeleri takibe alıyor.

Böylece Kaos GL, internet yayıncılığında dikkat çeken, sosyal medya ortamlarında öne çıkan Lezbiyen, Gey, Biseksüel, Trans ve İnterseks (LGBTİ+) odaklı homofobik ve transfobik nefret söylemi üreten ve yayan haberler ile mesajların aylık takibini ve irdelemesel kaydını tutuyor.

Ayrımcı, ırkçı, homofobik, transfobik unsurlar taşıyan ifadelere nefret söylemi denilmektedir. Bir gruba ya da o gruba üyeliği nedeniyle bir kişiye yönelik düşmanlıktan kaynaklanan ve o gruba yönelik düşmanlığı gösteren veya cesaretlendiren ifade biçimleridir. Nefret söylemi, nefret suçuna teşvik ya da eşlik edebileceği için, bu iki kavram birbiriyle bağlantılıdır.

Nefret söylemi, Avrupa Konseyi Bakanlar Komitesi tavsiye kararında, “nefret biçimlerini yayan, teşvik eden, savunan ya da haklı gösteren her tür ifade biçimi” olarak tanımlanıyor.

Sosyal Psikolog, Porf. Dr. Melek Göregenli, nefret söyleminin kurulmasında ve yaygınlaştırılmasında en etkili araçlardan birinin medya olduğuna dikkat çekiyor:

“Medya, dünyada ve ülkemizde nefret suçlarına yol açan ayrımcılığı oluşturan ve besleyen kalıpyargıların, önyargıların kısaca nefret söyleminin kurulmasında ve yaygınlaştırılmasında en etkili aracılardan biridir. Medyanın nefret suçları kapsamında ele alınabilecek eylemleri haberleştirme, kullanılan dil ve mağdurları ya da olayı sunma şekli, eylemi meşrulaştırmaya ve suçun altında yatan ayrımcılığı gizlemeye yol açabilir; sıklıkla böyle olmaktadır. Örneğin, Türkiye’de bütünüyle nefret suçları kapsamında görülmesi gereken eşcinsellere, travesti ve transseksüellere yönelik saldırılar, genellikle mağdurların yarattığı tahrik sonucunda oluşan eylemler gibi sunulmaktadır. Açık bir saldırı ve çoğunlukla cinayete varan ya da bizim ülkemizde ancak ölümle sonuçlandığında ‘haber’ değeri taşıyabilen suçlar, mağdurların çıkardıkları ‘olaylar’ sonucunda gerçekleşmiş, ‘doğal’ sonuçlar olarak ele alınmaktadır. Genellikle mağdurlar, faillerin ‘hassasiyetlerine’ dokunur ve cezalarını bulurlar; oysa failin hassasiyetinin tek kaynağı ayrımcılık ideolojileridir. Bu yaklaşım, sadece şiddeti meşrulaştırmakla kalmaz, aynı zamanda kendini ifade etme ve gerçekleştirme hakkının, bir toplumda kimlere ait bir ayrıcalık olduğunu da tarif eder; bu doğrudan herkesin sadece insan olmak bakımından eşit olduğu ön kabulüne dayanan çoğunu bizim de kabul ettiğimiz evrensel hukuk normlarının çiğnenmesi anlamına gelir.”

Lezbiyen, Gey, Biseksüel, Trans ve İnterseks (LGBTİ+) terimleri ile tanımlarını, LGBTİ+’lara yönelik ayrımcılık ideolojileri ve anlamlarını, insan hakları ve ayrımcılıkla ilgili terimler ve tanımlarını ve daha fazlasını, Kaos GL Derneğince yayınlanmış “LGBTİ Hakkında Sıkça Sorulan Sorular ve Cevapları” kitapçığında bulabilirsiniz.

Kaos GL Derneği’nin dijital ortamda yayımladığı “Homofobik ve Transfobik Nefret Söyleminin İnternet Seyri” başlıklı “2019 Sosyal Medya Raporu” işte burada

Not: Bu dizide, internet ortamı ile sosyal medyadan yapılan alıntıların yazım hatalarına dokunulmuyor; olduğu gibi alınıyor.



Etiketler: medya
Nefret