05/10/2020 | Yazar: Kaos GL

COVID-19 pandemisi sürecinde LGBTİ+’ların sağlık, barınma, ekonomi, ruh sağlığı, eğitim, sosyal koşulları ve şiddet deneyimleri bakımından durumlarını belirlemeyi hedefleyen çalışmanın analizleri ışığında bu alanlara ilişkin çeşitli sonuçlar ortaya çıktı.

“COVID-19 Salgınında LGBTİ+ Topluluğunun Durumu” araştırma sonuçları Kaos GL - LGBTİ+ Haber Portalı

Genç Lezbiyen Gey Biseksüel Trans İnterseks Gençlik Çalışmaları ve Dayanışma Derneği (Genç LGBTİ+) COVID-19 pandemisinin LGBTİ+’lara etkilerini görünür kılmak ve LGBTİ+’ların bu süreçte deneyimlerini gündemleştirmek amacıyla hazırladığı “COVID-19 Salgınında LGBTİ+ Topluluğunun Durumu” başlıklı araştırma raporunu yayınladı.

Online olarak yapılan anket çalışmasına 2020 Mayıs ve Haziran aylarında Türkiye’nin 81 ilinden 252 LGBTİ+ kişi katıldı.

Araştırma sonuçları

COVID-19 pandemisi sürecinde LGBTİ+’ların sağlık, barınma, ekonomi, ruh sağlığı, eğitim, sosyal koşulları ve şiddet deneyimleri bakımından durumlarını belirlemeyi hedefleyen çalışmanın analizleri ışığında bu alanlara ilişkin çeşitli sonuçlar ortaya çıktı.

Sağlık

Sağlık alanında elde edilen verilere göre COVID-19 pandemisinde LGBTİ+ topluluğunun %23’ü sağlık hizmetlerine ve ilaca erişimde sorun yaşadı. Özellikle polikliniklerin 1 Haziran 2020 tarihinden önce kapalı olması ve pandemiye dair kaygıdan dolayı sağlık hizmetlerine erişimde çekinceler oldu. Katılımcıların en sık ilettiği sorunlar ise ‘psikiyatri biriminin randevularının ertelenmesi, beden uyum sürecinde olan trans kişilerin ilaç yazdıramaması ile HIV ve HPV testleri ve ilaçlarının alınamaması oldu. Cinsel yolla bulaşan enfeksiyon belirtileri olan katılımcılar, pandemi sürecinde sağlık kuruluşlarına gidemediklerini iletti.

Katılımcıların %32’si pandeminin kendi sağlık durumlarını olumsuz etkilediğini belirtmiştir. Bu kişilerin %94’ü psikolojik iyilik hallerinin olumsuz yönde etkilendiğini, anksiyete ve depresyonla ilişkili sorunların arttığını iletti. Tüm dünyada sağlık sistemlerini zorlayan ve psikolojik sağlık da dahil olmak üzere toplum sağlığı riski olan pandeminin LGBTİ+’ların sağlığı üzerine negatif ve yıkıcı bir etkisi olduğu düşünülüyor.

Barınma

Barınma alanında elde edilen verilere göre COVID-19 pandemisi için alınan sokağa çıkma yasağı önlemi, kişisel karantina önlemleri ve bazı sektörlerin çalışmayı durdurmasına bağlı olarak işsiz kalınması gibi maddi sonuçlar LGBTİ+’ları mevcut yaşam alanlarını değiştirmeye zorladı. Katılımcıların %38’i yaşadıkları yerlerden çıkmak zorunda kaldı, bu kişilerin %68’i de şehir değiştirmek zorunda kaldığını belirtti. Pandeminin ekonomik sonuçlarının etkili olduğu barınma durumu değişiklikleri, LGBTİ+’lar için varoluşlarına bağlı maruz kaldıkları pek çok sorunu da gündeme getirdi. Atanmış aileleri tarafından ayrımcılığa ve şiddete maruz kalan LGBTİ+’ların “eve dönüş”leri onları pandemi nedeniyle pek çok insanın yaşadığı kaygının yanı sıra açılmak ve cinsel yönelim veya cinsiyet kimliğini özgürce yaşama haklarının engellendiği ve baskılandığı bir alana itti. Araştırmaya katılanların 35’i öncesinde cinsel yönelim veya cinsiyet kimliğini açık bir şekilde yaşadığı evlerde yaşarken pandemi sürecinde yaşadıkları evlerde açık olamadıklarını belirtti. Birlikte yaşadıkları kişilere LGBTİ+ olmak bakımından açık ya da kapalı olmak, yalnızca kişilerin özgürce yaşama hakkını kaybetmelerine yol açmamış, bazı vakalarda hayati risk haline döndü.

Ekonomik etkiler

Ekonomi alanında pandeminin LGBTİ+ topluluğunun üzerine etkisine bakıldığında, katılımcıların %61’inin pandemi öncesinde çalışmadığını bu nedenle ekonomik durumlarında bir değişiklik olmadığını belirttikleri görüldü. Pandemi öncesi çalışmayan kesimin büyük bir çoğunluğunun öğrenci olduğu belirlendi. Katılımcıların ifadelerine bakıldığında zorunlu ücretsiz izne çıkarılma veya kronik hastalığı olduğu için ücretsiz izne çıkma söz konusu olmakla birlikte eğlence sektörü çalışanları ve seks işçileri, işlerini tamamen kaybettiklerini belirttiler. Özellikle seks işçilerinin verdiği yanıtlarda sağlık tedbirleri kapsamında çalışmak istemeyenler olduğu gibi mecburen çalışmaya devam ettiğini belirtenler de oldu.

Salgının, katılımcıların bir kısmının ekonomik durumu üzerine etkisi olumsuz olmuştur. Katılımcıların %23’ü ekonomik durumlarının değişimi ile ilgili paylaşımda bulunmuştur. Paylaşımlara bakıldığında pandeminin terapiye gidemeyen veya sayısını azaltan, gelecek planlarını, eğitim ve iş hayatlarını tamamen değiştirmek zorunda kalan katılımcılar olduğu gibi temel gıda ve hijyen malzemelerine erişemeyen katılımcılar da oldu.

Ruh sağlığı

Ruh sağlığı alanında elde edilen verilere göre araştırmaya katılan LGBTİ+’ların genel olarak pandemi sürecinde, sürecin öncesine kıyasla psikolojik iyilik hallerini ‘daha olumsuz’ olarak değerlendirdiği görüldü. Bununla birlikte katılımcıların pandemi öncesi (%75,7) ve sırasında (%88,8) çoğunlukla psikolojik destek almadığı/alamadığı kaydedildi. Pandemi öncesinde psikolojik destek alan katılımcıların ise %59’unun aldığı desteği almadığı/alamadığı, süreç içerisinde ise destek almaya başlayan yalnızca 4 kişi olduğu görüldü.

Pandemi öncesinde ve sonrasında en çok destek alınan uzmanların psikologlar ve psikiyatristler olduğu görülmekle birlikte pandemi sırasında öncesi döneme kıyasla en çok destek alınan uzman grubu psikologlar olarak görüldü. Bununla birlikte katılımcıların başvuru nedenleri hem pandemi öncesi hem sırasında “anksiyete” ile ilişkili sorunlar ve pandemi öncesi dönemde depresif duygu durumuyla ilişkili sorunlar olarak belirtildi. Katılımcıların en çok yaşadığı güçlüklerden bir diğeri ise “aile yanında kalma zorunluğu”.

Sosyal etkiler

Sosyal etkiler alanında ise COVID-19 pandemisinin tüm dünyadaki sosyalleşme pratiklerine etkisi düşünüldüğünde, pandemi ile birlikte alışkanlıkların değişmesi, kafe/barların kapanması, evde karantina önlemleri uygulanması vb. uygulamalar gündeme geldi. Sosyal bir varlık olan insanın sosyalleşme rutini zorunlu olarak değiştiğinde endişe ve kaygı ile birlikte yalnızlık hissinin de arttığı görüldü.

Cis-heteronormatif toplumlarda LGBTİ+’ların yaşadıkları baskılar düşünüldüğünde, öznelerin birbirleriyle sosyalleşmesi hem kimlik inşasında hem de kişinin özgüveninin artması ve güçlenmesi bakımından oldukça önemli. Bu bağlamda bakıldığında LGBTİ+’lar için halihazırda oldukça sınırlı sayıda olan sosyalleşme alanlarının belirsiz bir süre için kapatılması bir kayıp süreci. Salon ve toplu etkinliklerin yasaklanması, özellikle LGBTİ+ dernek/topluluk/kolektiflerinin etkinliklerinin fiziksel olarak durmuş olması da pandeminin LGBTİ+’ların sosyalliği üzerine olumsuz etkilerinden biri.

Pandemi sürecinde etkinliklerin yapılamıyor oluşu LGBTİ+’ları hem sosyal hem de psikolojik açıdan olumsuz etkiledi. Özellikle destek gruplarının durması, LGBTİ+’ların kısıtlı olan destek erişimlerini daha da kısıtlı ve erişilemez bir yere getirdi. Sonuç olarak, LGBTİ+’ların hem kimlik inşasında rol oynayan hem de kişileri güçlendiren sosyalleşme etkinliklerinin pandemi tedbirleriyle kısıtlanması topluluğu olumsuz etkilemiş, yalnızlık hissini arttırmış ve kişilerde umutsuzluk yarattı.

Eğitim

Eğitim durumuna ilişkin veriler incelendiğinde ise COVID-19 pandemisi sırasında katılımcıların büyük çoğunluğunun (%75) online olarak eğitimini devam ettirebildiği görülmekle birlikte hem online eğitime hem de genel olarak eğitim yaşantısına ilişkin önemli sorunların yaşandığı görüldü. Yaşanan sorunlar arasında teknik sorunlar (internet bağlantısı, eğitim platformu sisteminde yaşanan altyapı sorunları, bilgisayara erişim vb.), bireysel güçlükler (motivasyon düşüklüğü, odaklanma zorluğu, stres, kaygı vb.), eğitim sürecine ilişkin sorunlar (eğitim niteliğinde düşüş, öğretim görevlileriyle iletişim sorunları, ders materyallerinin sağlanamaması, uygulamalı alanlara ilişkin sorunlar) olduğu belirtildi.

Online eğitimin yanı sıra eğitim hayatına ilişkin değişiklerin ise %87 (123 ifade) oranında ‘olumsuz’ yönde olduğu belirtilirken yalnızca %9,9’u (14 ifade) ‘olumlu’ yönde. Pandemi sürecinin olumlu ya da olumsuz olarak eğitim hayatına ilişkin değişiklik yaratmadığın belirten katılımcıların ise oldukça sınırlı olduğu görüldü. Bu doğrultuda araştırmaya katılan LGBTİ+’ların okulu bırakma, ara verme, sınava tekrar hazırlanma gibi kararlarla birlikte çoğunlukla öğrenimleri sürdürebildiği ancak buna rağmen eğitim hayatlarına ilişkin olumsuz yönde değişim ve sorunlar yaşandığını söylemek mümkün.

Şiddet deneyimi

Son olarak şiddet deneyimine ilişkin elde edilen veriler ele alındığında katılımcıların %30’u pandemi sürecinde şiddete maruz kaldığını belirtti. Birden fazla şiddet biçimine maruz kaldıklarını ifade eden katılımcıların 42’si ev içi şiddete (aile ya da ev içinde yaşayan bir ya da birden fazla kişiden gelen fiziksel, cinsel, psikolojik, ekonomik vb. her türlü şiddet), 40’ı duygusal şiddete (bir kişinin duyguları ve duygusal ihtiyaçlarını o kişiye karşı baskı uygulamak için istismar etmek, yaptırım ve tehdit amacı ile kullanmak), 16’sı ekonomik şiddete (bir kişinin ekonomik kaynaklarını, parasını başka bir kişinin üzerinde bir tehdit ve kontrol aracı olarak kullanılması), 36’sı sözlü şiddete (bir kişiye dönük sözlü bir biçimde düzenli olarak korkutma, sindirme, aşağılama, cezalandırma ve cezalandırma aracı olarak kullanılması), 8’i fiziksel şiddete (bir kişiyi fiziksel güç ya da bir nesne kullanarak hırpalamak, dövmek, yaralamak), 2’si cinsel şiddete (bir kişiyi isteği dışında cinselliğine karşı dolaylı ya da doğrudan cinsel bir eyleme zorlama ve/veya kişiye istenmeyen cinsel sözler söylenmesi), 16’sı siber şiddete (bir kişinin internet ortamında özel bilgilerini ifşa ederek tehdit edilmesi, aşağılanması, utandırılması, taciz veya işkence edilmesi) maruz kaldığını ve 18’i şiddet tehdidi aldığını belirtti.

Şiddete maruz kalan katılımcıların %44’ü maruz kaldığı şiddetin doğrudan ya da dolaylı olarak LGBTİ+ olmasıyla bir ilgisi olduğunu belirtti. Araştırma sonuçları, kadınların ve LGBTİ+’ların ev içi şiddetin pek çok biçimine maruz kaldığını bir kez daha ortaya koydu. Verilerden hareketle katılımcıların, maruz kaldıkları şiddete merkezi ya da yerel yönetimlerden bir çözüm gelmeyeceğini düşündükleri değerlendirildi. Veri bazında şiddete maruz kalan ve şiddetle ilgili bildirimde bulunan kişilerin yarısını temsil eden 3 kişinin kolluk kuvvetlerine başvuruda bulunduğu halde sonuç alamamasının katılımcıların bu kanaatinin oluşmasında etkili olduğu düşünülüyor.

Raporun tamamını buradan okuyabilirsiniz.


Etiketler: yaşam, sosyal hizmet, sağlık
Nefret