15/11/2020 | Yazar: Yıldız Tar

20 Kasım’a giderken, trans erkeklerin maruz bırakıldığı nefret suçları, istihdamda ayrımcılık ve eşitlik mücadelesini hatırlıyoruz…

20 Kasım’a doğru: Kadehler trans erkeklerin eşitlik mücadelesine! Kaos GL - LGBTİ+ Haber Portalı

“Trans erkekler görünmez diyorlar. Kendime bakıyorum, öyle bir süper gücüm yok. Ama görünmez olan nefret suçları. Kaybettiklerimi aklımdan çıkarmıyorum, onlar hep benimle... 20 Kasım'a giderken hayatı kutluyorum. Kadehler hayata!”

20 Kasım Nefret Suçu Mağduru Transları Anma Günü’ne doğru, hem nefret suçlarını gündemleştirmek hem de trans erkeklerin, trans kadınların ve transların hayatlarını, mücadelelerini kutlamak için bir diziye başladık. Bora Güçlümen’in çizgileriyle zenginleştirdiğimiz bu dizide bir yandan hayatı kutlayacak, bir yandan da yaşanan sorunlara ve çözüm yollarına bakacağız…

20-kasim-a-dogru-kadehler-trans-erkeklerin-esitlik-mucadelesine-1

Çizim: Bora Güçlümen

Ali Bey’e sevgiler…

“Hem trans kadınlar hem de trans erkekler için kimliğin toplum içinde kabulü her zaman göründüğü kadar kolay değildir. Bir “olmamışlık” yakıştırılır. Oysaki kim ne kadar %100 erkek veya kadındır!

“Hiçbir yerde kendi beyanımız yeterli olmuyor. Bir trans erkek veya trans kadın toplumsal cinsiyet kimliği geçişi yapmamışsa “ben erkeğim” veya “ben kadınım” dediğinde kimse ona inanmıyor. Birçok ortamda “şimdi sen kendine erkek diyorsun da benden farkın ne?” gibi sorular, “erkeksi erkek” kadınım derse veya “kadınsı kadın” erkeğim derse inanmam” gibi cümleler uçuşuyor. Trans olmayan hiç kimse kendine “ben kadın mıyım”, “ ben erkek miyim”, “ben neden kadınım”, “ben neden erkeğim” sorularını sormadığı gibi bu soruları sormak ve “mantıklı” bir açıklama bulmaya çalışmak zorunda da kalmıyor. Cinsiyet çok uzun zamandır hiç sorgulanmadan kabul edilmiş ve içselleştirilmiştir. Bir anlamda bu kavram cinsel kimliği sabit ve ayrılmaz görülen “cinsel kimlik-toplumsal cinsiyet” ikilisinden farklı bireyler üzerinde iktidar kuran bir sistemin parçası haline gelmiştir.”

Bu ifadeler, Türkiye’nin ilk trans erkek inisiyatifi Voltrans’ın kurucularından Ali (Aligül) Arıkan’a ait. Ali’nin 2010 yılında KaosGL.org’a yazdığı “Hassas Terazi” başlıklı yazısında bu sorular güncelliğini koruyor.

Ali, 2013 Eylül’ünde kanser tedavisi için yatılı bulunduğu hastanede hayata gözlerini yumdu. Kaos GL Derneği’nin ilk üyelerinden olan Ali, Lambdaistanbul’da uzun yıllar gönüllülük yaptı. Uzun yıllar sessiz sedasız tüm hareket için Türkiye basınında LGBTİ+ konularıyla ilgili ne varsa her gün taradı. LGBT Danışma Hattı’nın kurulumu ve ilk yılları ile “Eşcinsellerin ve Biseksüellerin Sorunları” araştırmasında çalıştı. Transfeminizm üzerine yazıları bulunan Ali, “Amargi’deki Erkek” olarak feminizmin ve LGBTİ hareketinin ikili cinsiyet rejimini, trans normlarını, trans erkekleri görünmezleştirmesini mücadele alanı haline getirdi. Uzunca süre Amargi’deki “Heteroseksizm Atölyeleri”ni örgütleyen ekipte yer aldı.

Trans erkekler ve nefret suçları

Kaos GL’nin 2019 Nefret Suçları Raporu’na göre nefret suçları kamusal alanlarda, görgü tanıklarının gözü önünde işleniyor. Polis ise pek çok vakaya kayıtsız ya da küçümseyici yaklaşıyor. Homofobi ve transfobi temelli nefret suçlarının üçte ikisinde failler iki veya daha fazla sayıda kişiden oluşuyor. 2019’da bildirilen 150 vakadan 41’inde yani dörtte birinden fazla oranda olayda failler üç kişiden fazlalar. Araştırmanın bir diğer göze çarpan bulgusu suçların işlendiği mekânlar. Vakaların büyük çoğunluğu kamusal mekânlarda, görgü tanıklarının gözü önünde gerçekleşiyor. Rapora göre vakaların yarısında görgü tanıkları herhangi bir tepki vermezken dörtte birinde saldırganlardan yana tavır gösteriyorlar.

Rapora ulaşmak için tıklayın.

Raporda, nefret suçuna maruz bırakılan kişilerde bunun etkileri kendilerinden alıntılarla aktarılıyor. Fiziksel şiddete maruz bırakılan heteroseksüel bir trans erkek katılımcı, “Bu yüzden 5-6 defa intihar girişiminde bulundum” diyerek nefret suçlarının uzun dönemli psikolojik etkileri olabileceğini belirtiyor. Sözlü saldırı ve ısrarlı takip mağduru başka bir heteroseksüel trans erkek katılımcı ise yaşadıklarını, “Günlerce şokunu atlatamadım, okula devam edemedim” diyerek anlatıyor.

İstihdamda durum

Kaos GL’nin senelik özel sektör ve kamuda LGBTİ’lerin durumu araştırmasının 2019 sonuçlarına göre, özel sektörde de kamuda da LGBTİ+’lar gizlenmeye zorlanıyor, ayrımcılık işe alımdan başlıyor ve özellikle kamuda işyerinde nefret söylemi yaygın.

“Türkiye’de Özel Sektör Çalışanı Lezbiyen, Gey, Biseksüel, Trans ve İntersekslerin Durumu” raporuna ulaşmak için tıklayın.

“Türkiye’de Kamu Çalışanı Lezbiyen, Gey, Biseksüel, Trans ve İntersekslerin Durumu” raporuna ulaşmak için tıklayın.

Özel sektör raporunda trans erkeklerin ve trans kadınların eğitim hayatında maruz bırakıldığı ayrımcılıkların çalışma hayatını da etkilediği şöyle açıklanıyor:

“Trans kadın ve trans erkek katılımcı sayısının çalışma hayatının diğer alanlarında olduğu gibi özel sektörde de özellikle eğitim hayatı boyunca karşılaşılan engeller ve cinsiyet normlarından kaynaklanan ayrımcı uygulamalar nedeniyle düşük oranlarda kaldığı göze çarpmaktadır.”

Sağlık sektöründe çalışan heteroseksüel trans erkek bir katılımcı işe alım sürecindeki ayrımcılığı şöyle anlatıyor:

“Bakışlar ve söylemler ile karşılaştım. Normalde CV bırakmaktan ibaret olan süreç bir işkence haline geldi.”

Gıda sektöründe çalışan heteroseksüel trans erkek bir katılımcı ise, işyerinde bizzat maruz bırakıldığı ayrımcılıktan bahsediyor:

“Çalıştığım yerin eski sahibi ve bir süre müdürüm olan şahıs saçımı çok kısa kestiğimi görünce bir tek ‘şeyin’ eksik şeklinde dalga geçmişti.”

Öğretmen olarak çalışan heteroseksüel trans erkek bir katılımcının, “İmalı sözlere maruz kalıyorum neden saçın kısa neden şöyle, böyle gereksiz sorularla karşı karşıya kalıyorum” cümleleri ise kamudaki durumu gözler önüne seriyor.

“Fikrimce kamu çalışanlarına yapılan sağlık ve iş güvenlik eğitimleri gibi bu tarz bir eğitim semineri de verilmeli diye düşünüyorum.”

Kamuda işçi olarak çalışan heteroseksüel trans erkek bir katılımcıya ait bu sözler ise sorunların çözümüne dair önerilerden sadece bir tanesi…

İnsan hakları, hemen şimdi!

Kaos GL’nin 2019 LGBTİ+’ların İnsan Hakları Raporu’nun sonuç bölümündeki öneriler bütün bu ayrımcılık ve nefret suçlarıyla mücadelenin önemini vurguluyor:

“Kamu otoritelerince uygulanan yoğun bir baskı ve yasaklama döneminden geçen Türkiyeli LGBTİ+’ların, küresel kazanımların ve iletişim ve ifade alanlarındaki ilerlemelerin de etkisiyle, var oluş alanlarını geliştirme konusunda dirençten vazgeçmedikleri, en baskıcı dönemlerde dahi yaratıcı çözümler geliştirerek ayakta kalmaya ve haklarını elde etmeye yönelik inançlarını korumaları, LGBTİ+’larla beraber herkesin özgürleşeceği, daha demokratik ve eşitlikçi bir topluma dair umudumuzu da beslemektedir.

“Türkiye resmi tarihinde LGBTİ+’lara yönelik bilgi ne kadar karartılmaya çalışılmışsa da, bu topraklar LGBTİ+’ların çeşitli şekillerde kendilerini var ve ifade ettikleri ve benimsendikleri bir geçmişe sahiptir. LGBTİ+’lara yönelik üretmeye çalıştığımız her bilgi, aynı zamanda bilgilerin artık karartılmaması içindir. LGBTİ+ kimliklerin inkâr edilemediği bir Türkiye’de, bugünü kuran LGBTİ+’lar, tüm ayrımcılığa uğrayan kesimler için bir demokrasi, eşitlik ve yol hikâyesidir.”

Kapatırken: Kendi hikayeni anlatmak…

Yazının başında bahsettiğimiz trans erkekler söz konusu olduğunda “görünmezlik” meselesiyle ne kast ediliyor, bilmiyoruz. Mücadeleyi eşitlikten kurduğumuzda, çeşitliliği de görüyoruz. Trans erkeklerin cinsiyetlerinin sorgulanmadığı, natranslar (cisgender) gibi transların da okyanustaki damla kadar çok ve birbirinden farklı olduğunu yineliyoruz. Trans erkeklerin eşitlik ve özgürlük mücadelelerine kaldırıyoruz kadehlerimizi! 20 Kasım’a giderken KaosGL.org’ta trans erkeklerin, trans maskülen deneyim yaşayan kişilerin kendi deneyimlerini paylaştıkları yazı ve söyleşi önerileriyle şimdilik elveda diyoruz…

Bir turistik bölge olarak trans deneyim – Ares Berfan Hür

Mastektomi operasyonu geçiren arkadaşına bakacak altın kalpli kişiler için yönergeler – Ares Berfan Hür

“Bu hayatı olduğumuz gibi yaşamaktan daha güzel hiçbir şey yok”

Çekya’dan Natt: “Transmaskülen oluş benim sanatımı yoğun şekilde etkiliyor”

“Ben buyum” dedim, “Adım İlyas”

Kimliğin doğru ve sana ait!

“Trans deneyim aslen çok büyülü bir şey”

“Akademide de tabii ki translar vardır!”

Koronavirüs günlerinde binder kullanımı

“Trans geçiş süreci çalışmamı engellemiyordu, ona rağmen beni işten çıkardılar”

Ve, Pembe Hayat’ın trans erkeklerle röportajlardan oluşan “Ne Kadar da Trans Bir Erkek” kitabı…


Etiketler: insan hakları, kültür sanat, yaşam, nefret suçları, çalışma hayatı
Nefret