31/03/2021 | Yazar: Yıldız Tar

Adana, Ankara, Antalya, Diyarbakır, İstanbul’da polislerin gökkuşağı ve trans bayraklarına saldırılarını aktivistlerle konuştuk: Adeta bayrak kapmaca oynuyorlar!

“Gökkuşağı bayrağı değil, polislerin bayrakları engellemesi suçtur” Kaos GL - LGBTİ+ Haber Portalı

Fotoğraf: Gözde Demirbilek, 8 Mart İstanbul Feminist Gece Yürüyüşü, 2021

“20 Mart’ta Ankara’da eyleme saklayarak 5-6 bayrak sokmuştum. Girerken sorun çıkmadı ama dağıttığımı gören polisler beni yalnız ve bayrak görünür şekilde yakaladıkları anda üstüme gelmeye başladılar. “Bayrağı var bunun alın bunu” dediklerini duydum. Biri kolumdan tutmuştu ama son anda kaçabildim. Eylemin geri kalanında dağıtılan tüm bayraklara saldırdılar resmen. Sadece ve sadece bayrağı olanlara. İnsanların elinden çekmeye çalıştılar, bayraklı olanların videolarını çektiler. Hatta bir an bayrak kapmaca bile yaşandı. Polisin elinden çektiği bayrağı geri alan bir eylemci havaya fırlattı, başka biri aldı ve yine fırlattı polis bu süreçte resmen bayrağın peşinden koştu.”

Bu cümleler 20 Mart’ta Ankara’da İstanbul Sözleşmesi eylemine katılan Bilge’ye ait. Bilge, polisin gökkuşağı bayraklarını alana sokmamak adeta “bayrak kapmaca” oynadıklarını anlatıyor.

Son dönemde neredeyse her şehirdeki eylemlerde polis LGBTİ+ hareketinin sembollerine, gökkuşağı ve trans bayraklarına saldırıyor. “Yasadışı olduğunu, alana sokmayacaklarını” söylüyor.

Görüştüğümüz avukat ve LGBTİ+ aktivistleri bu yasakların yasal ve meşru olmadığını, Hükümet’in LGBTİ+ karşıtı politikalarının sonucu olduğunu belirtiyor.

“Resmî olarak açıklanmamış ancak fiilî olarak uygulanan bir yasak”

Kaos GL’den Av. Kerem Dikmen, “Son dönem Boğaziçi Üniversitesi’ndeki eylemlilikler ve ardından İstanbul Sözleşmesi’nin kaldırılmasının ardındaki eylemlerde daha görünür hala gelen, resmî olarak açıklanmamış ancak fiilî olarak uygulanan bir yasak var” diyor. Bu yasağın herhangi bir yasal ve meşru dayanağının olamayacağını da vurgulayan Dikmen şöyle devam ediyor:

“Yasadışı olan gökkuşağı bayrağını taşımak, bulundurmak, balkonundan asmak değil gökkuşağı bayrağı taşıyan kişilerin ifade özgürlüğünü kullanmasını engelleyen her türlü davranıştır. Bu hem anayasaya hem de uluslararası sözleşmelere aykırıdır. Bunu yapanlar da hukuki altyapısı olmadığını biliyorlar. Bu bir insan hakları ihlalidir. İfade özgürlüğünün kullanımı her türlü araçla söz konusu olabilir. Bu araçlardan biri de bayraktır. Bir kişinin bir eylem alanına bayrakla girişi engelleniyorsa hem ifade hem toplantı özgürlüğü ihlalidir. LGBTİ+’lara topyekûn saldırının bir parçası bu uygulamalar. Sembollerin kullanılması ifade özgürlüğü kapsamındadır. Gökkuşağı bayrağını taşımak değil onlara yaptırım uygulamak suçtur, yasadışıdır.”

Twitter’dan sorduk, aktivistler anlattı

Gökkuşağı bayrağı taşımak suç ve yasak olmasa da polis keyfî olarak eylemlerde bayrakları engelliyor. Bu haberi hazırlarken sosyal medyadan ufak bir paylaşıma bile o kadar çok kişi döndü ki… Kimi yürüyüşte bayrağını polisin aldığını, kimi şiddet uyguladıklarını, kimi ise bayrağı alana sokmak için kırk takla attıklarını anlattı.

Atakan, 20 Mart’ta Ankara’da İstanbul Sözleşmesi eylemindeki bayrak kapmacasını şöyle anlatıyor:

“Birkaç kişi elimizde LGBTİQ+ bayrağı ve gökkuşaklı döviz tutuyorduk. Alana girmeden hemen önce polisin bizi parmağıyla gösterdiğini fark ettim. Sonra bayrağı montumun içine attım. Alana girerken, insanlara bayrak dağıtan arkadaşımızı almaya çalıştılar. Elindeki bayrağı bırakıp yanımıza geldi, gökkuşaklı bir dövizi ise içeri sokmadılar. Sonrasında alanda bayraklar açıldı. Beş on dakika sonra Ünikuir’den bir arkadaşımıza bayrak açtığı için polis saldırdı. Bayrağı almaya çalıştı alamadı, aradan 10-15 dakika geçtikten sonra tekrar 3 polis gelip saldırdılar ve bayrağı aldılar. O ara önümden geçtiğini fark edince bayrağı elinden alıp özgüre doğru attım bayrağı vermedik. Sonrasında bir arkadaşımız o bayrağı eylem bitene kadar açtı. Eylem bittikten sonra ise, bayrağı almaya çalışan polis o arkadaşımızı tehdit edip, ‘Seni tanımayacağımı mı sandın, sen kendini zeki mi sanıyorsun, kalabalığın içinde artistlik yapmak kolay tabi’ dedi.”

Polis İstanbul Kadıköy’deki 6 Mart’ta düzenlenen “Büyük Kadın Buluşması”nda gün boyunca LGBTİ+ pankartları, trans ve gökkuşağı bayrakları ile şemsiyeleri alana almadı, Halkların Demokratik Kongresi (HDK) LGBTİ+ Meclisi çağrısıyla oluşan Trans+ kortejine saldırdı, kortejdeki aktivistlerin kürsüdeki konuşmalarının ardından mikrofonu kapattırdı, eylemin ardından trans kadınları takip edip bindikleri taksiden indirerek gözaltına aldı, şiddete tepki gösterenleri de gözaltına aldı. Gözaltına alınan aktivistler işkence ve kötü muameleye maruz bırakıldıklarını vurguladılar.

Zincirleme gözaltı tamlaması

İstanbul’da gökkuşağı ve trans bayraklarına polis saldırıları bu eylemle de sınırlı kalmadı. Hatta geçtiğimiz hafta Boğaziçi’nde tekerlemeye konu olacak zincirleme gözaltılar yaşandı:

Boğaziçi Üniversitesi’nin gökkuşağı bayrağı taşıyan bir öğrenciye soruşturma açmasını protesto eden öğrencilerin gözaltına alınmasını protesto eden öğrencilere gözaltıları protesto edenlerin de gözaltına alınmasını Çağlayan’da protesto edenler de gözaltına alındı.

20 Mart’ta İstanbul Kadıköy’deki İstanbul Sözleşmesi eylemine katılan gazeteci Çiçek Tahaoğlu, polisin “eşcinsellikle ilgili bir şeyler” aradığını söylüyor:

“Gazeteci olarak değil, eylemci olarak giriyordum alana. Kadın polislerden biri girişteki arama noktasında elimdeki mor bayrağı çekti. Amirine göstererek ‘bunu alalım mı?’ diye sordu. Üstümüzü aradılar. Tam olarak ne aradıklarını sordum. “Ya şey var ya, şey... neydi o, eşcinsellikle ilgili bir şey” dediler. Üstümde gökkuşağı yoktu, geçirdiler.”

İstanbul’da bayrak ve flamalara polis baskıları neredeyse her eylemde yaşanmaya başladı. Öyle ki Feminist Avukatlar, 27 Mart’ta Kadıköy’deki eylemlerde yaşananları tespit edebilmek için çağrı yapmak zorunda kaldı.

Bayrak kesmedi, fulara da taktılar

Diyarbakır’da ise polis 28 Mart’ta Dağkapı Meydan’daki İstanbul Sözleşmesi eyleminde bu sefer “gökkuşaklı fulara” taktı. Görüştüğümüz aktivistler, polisin çantada yer alan gökkuşağı renkli bir fuları alana sokmamaya çalıştığını anlattılar:

“Önce kesinlikle izin vermiyoruz dediler. Müzakere ederken bayrağa izin vermediklerini sandık. Ama meğerse çantadaki fulara izin vermiyorlarmış. Arkadaşımızın çantasındaki fuları engellemeye çalıştılar. Akıl ve mantığa davet ettik, üzerimizdeki kıyafetleri nasıl zorla alacaklarını sorduk. Çoraplarımız da gökkuşağıydı, gösterdik. Ondan sonra gittiler ama bu sefer de gökkuşağı fuları takan arkadaşımıza arkadan yanaşıp fuları almaya çalıştılar. İtiraz edince bıraktılar.”

Diyarbakır Barosu Kadın Hakları Merkezi’nin 8 Mart Dünya Kadınlar Günü için baro binası önündeki basın açıklamasında da polis gökkuşağı bayrağına saldırmakla tehdit etti. Polis tehdidine rağmen bayrak basın açıklaması sonuna kadar kaldırılmadı.

Polis “suç” uyduruyor

Polisin gökkuşağı bayraklarına saldırdığı illerden birisi de Antalya’ydı. Görüştüğümüz ve ismini vermek istemeyen bir LGBTİ+ aktivisti, 20 Mart’ta Antalya'daki İstanbul Sözleşmesi eyleminde bir kadının polisler tarafından darp edildiğini ve LGBTİ+ bayrağına el konulduğunu söyledi. Avukatlar polise “suç unsuru” olarak ifade edilen bayrağın hangi mevzuata dayanarak alıkonulduğunu sorduğunda cevap, “Ben sizle burada müzakere etmiyorum. Bayrağı geri vermeyeceğiz” oldu. Ardından bayrak geri alındı.

Adana’da 8 Mart mitinginde alana alınmayan materyalleri ise Adana Kadın Platformu şöyle sıralıyor:

*Patriarkaya karşı isyandayız. Özgürlüğümüz için alanlardayız’ pankartı kenarında küçük bir gökkuşağı resmi olduğu gerekçesiyle alana alınmamıştır.

*Gökkuşağı renklerinde flamalar

*‘Homofobik eğitim öldürür’ dövizi

*‘Rektöre, patrona, kocaya itaat etmiyoruz’ dövizi

*‘Susmuyoruz, korkmuyoruz, aşağı bakmıyoruz’ dövizi

Av. Dikmen, bugün ortaya çıkan durumun son yıllarda yaşananların devamı olduğunu vurguluyor. Milli Eğitim Bakanlığı’nın gökkuşağı çizimlerine müdahalesi ve Ticaret Bakanlığı’nın LGBTİ+ sansürü ile yakından ilişkili olduğunu belirtiyor. Aktivistler de bu saldırıların, kamu eliyle yürütülen nefret kampanyalarıyla el ele gittiğini belirtiyor. Kaos GL Derneği’nin reform eylem planına ilişkin 5 Mart’taki açıklaması LGBTİ+’ların her alanda ihlallerle karşılaştığını belirtiyor:

“Bugün LGBTİ+’lar yaşam hakkı ihlallerinden, işkence ve kötü muamele yasağının ihlaline, ifade özgürlüğü ihlallerinden örgütlenme özgürlüğü ihlaline, özel hayata saygı gösterilmesini isteme hakkı ihlallerinden ayrımcılık yasağının ihlaline, kişi özgürlüğü ve güvenliği hakkının ihlalinden mahpus ve tutuklu haklarının ihlaline, neredeyse temel hakların her alanında insan hakları ihlali yaşamaktadır.”

“Polisler bayrak kapmaca oynar, biz her yerde gökkuşağı açarız”

27 Mart’ta İstanbul Kadıköy’deki Boğaziçi Üniversitesi eylemine katılan bir Boğaziçi Üniversitesi öğrencisi, “bayrağını saklama ihtiyacı” hissettiğini söylüyor:

“Eyleme giderken bayrağımı saklama ihtiyacı hissettim ve şapkamın içine koyup çantama o şekilde koydum. Bir Boğaziçili olarak arkadaşlarım gökkuşağı bayrağı sebebiyle soruşturma ve gözaltına tabi tutuldular bu sebeple saklama ihtiyacı duydum. Eylem alanındayken de önümdeki bir grubun da benim gibi sakladığı yerden bayraklarını çıkardığına şahit oldum hatta.”

Ankara’dan Atakan da bu uygulamaların hedef olma kaygısı yarattığını söylüyor.

Bütün bu baskılara rağmen gökkuşağı ve trans bayrakları eylemlerde dalgalanıyor, aktivistler bayrakları alana sokabilmek için yeni yollar icat ediyor. Ankara’dan görüştüğümüz bir aktivist, “Polisler bayrak kapmaca oynar, biz Ankara’nın her yerinde gökkuşağı açarız” diyor…


Etiketler: insan hakları, nefret suçları