06/12/2022 | Yazar: Ali Erol

Hak hukuk hürriyet ve eşitlik talepleri tanınmayan LGBTİ+ yurttaşlar Kasım ayında İçişleri Bakanı ile Cumhurbaşkanı’nın hedefindeydi

Hükümet, Kasım boyunca LGBTİ+ yurttaşları hedef almaya devam etti Kaos GL - LGBTİ+ Haber Portalı

İllüstrasyon: Aslı Alpar / Kaos GL

LGBTİ+ toplumunu sistematik olarak hedef alan Türkiye Cumhuriyeti İçişleri Bakanı, Kasım ayı boyunca LGBTİ+ karşıtı söylemini sürdürdü: “LGBT denilen cibilliyetsizlik...”

AKP Genel Başkanı ve Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, “sapkın akımlar” ifadesini kullanmaya devam ederken, LGBTİ+ için “dayatma” ve “tehdit” ifadelerini sarf etti.

İçişleri Bakanı, LGBTİ+’yı “yerli ve millî” görmüyor

Türkiye Cumhuriyeti İçişleri Bakanı Süleyman Soylu, LGBTİ+ karşıtı söylemini Ağustos, Eylül, Ekim derken, Kasım ayında da tekrar etti.

Vatandaşların can ve mal güvenliğini sağlayıp, her türlü tehdit ve baskıya karşı korumakla görevli olan İçişleri Bakanı, LGBTİ+'ları vatandaştan görmeyip ayrımcılığa tabii tutan, nefret söylemiyle hedef gösteren, yetinmeyip “LGBT” ifadesini “uyuşturucu” ve “terör”le birlikte telaffuz etmekte sakınca görmeyen ayrımcı dil ve söylemini sürdürdü.

İçişleri Bakanı Soylu, Ağustos ayında, “LGBT çocuğu” ifadesini kullanmış; Eylül ayında, “LGBT”yi gene “uyuşturucu” ve “terör”le telaffuz etmiş; Ekim ayında ise LGBTİ+ karşıtı söylemini sürdürürken, “FETÖ PKK DHKP-C LGBT” diye saymaya devam etmişti.

İçişleri Bakanı, AKP Teşkilat Akademisi Eğitim Programının “Türkiye Yüzyılı” konseptiyle Şırnak'ta düzenlediği eğitimde konuştu: “Utanmadan, arlanmadan, LGBT denilen cibiliyetsizlik kavramını bu kadar memlekete sokmaya çalışan bir anlayışın karşılığıdır HDP.”

İçişleri Bakanı, AKP’nin Teşkilat Akademisi Türkiye Yüzyılı eğitim programına, Şırnak’ın ardından Siirt’te devam etti: “Türkiye’yi yerli ve milli bir parti mi yönetecek yoksa büyük elçilerle LGBT dernekleri ile veya İngiltere’de, Amerika’da tırnak içinde söylüyorum parasını verenler mi.”

İçişleri Bakanı, AKP Teşkilat Akademisi Türkiye Yüzyılı Eğitim Programında, bu kez, Bilecik'in Osmaneli ilçesinde konuşuyor: “Ne olacak? LGBT getirecekler Türkiye'ye. Beni bağışlayın, erkeklerle erkekler evlenecek, kadınlarla kadınlar evlenecek. Tam Kılıçdaroğlu'na göre bir politika...”

İçişleri Bakanı, AKP Teşkilat Akademisi programı kapsamında gene “Türkiye Yüzyılı” konulu eğitimde, Eskişehir’de konuşuyor: “Kemal Kılıçdaroğlu düşmüş bir LGBT peşine. Adamın bir derdi var. Erkeklerle erkekleri evlendirecek, kadınlarla da kadınları. Tövbe estağfurullah. Hakikaten böyle anlayışı ortaya koyan bir siyasi parti lideri olur mu?”

Cumhurbaşkanı, LGBTİ+ için “dayatma” ve “tehdit” ifadelerini kullandı

Cumhurbaşkanı ve AKP Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan, Ekim ayında açıkladığı “Türkiye Yüzyılı”nda LGBTİ+ yurttaşlara yer vermemiş, “sapkın akımlar” ifadesini kullanmıştı.

Cumhurbaşkanı, LGBTİ+’ları hedef alan “sapkın akımlar” söylemini, Ekim ayı boyunca, Hacı Bayram Veli Üniversitesi’nde, Prag'da düzenlenen Avrupa Siyasi Topluluğu toplantısının ardından yurda dönüşü sırasında uçakta, Malatya Sivil Toplum Kuruluşları ve Sektör Temsilcileri Buluşması'nda, İlçe Müftüleri İstişare Toplantısı’nda, Kadın ve Demokrasi Derneğince (KADEM) düzenlenen “5. Uluslararası Kadın ve Adalet Zirvesi”nde yaptığı konuşmalarda tekrar etmişti.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Kadın ve Demokrasi (KADEM) Derneği’nin, T.C. Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı iş birliğiyle, Kasım ayının ilk haftası düzenlediği 5. Uluslararası Kadın ve Adalet Zirvesi’nde konuşuyor: “Kadını aile başta olmak üzere varoluşun temel unsurlarından koparıp sapkın akımlarla yan yana getirenler, aslında en büyük kötülüğü bizatihi kadınlarımıza yapmaktadır.”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, İslam İşbirliği Teşkilatı (İİT) Ekonomik ve Ticari İşbirliği Daimi Komitesi (İSEDAK) 38. Toplantısı Açılış Programı'nda, İstanbul’da konuşuyor: “Küresel bir dikta aracı halini alan LGBT dayatması da hem aile kurumunu, hem de İslami değerleri zayıflatmayı amaçlayan bir tehdittir.”

Anadolu Ajansı, “Cumhurbaşkanı Erdoğan, LGBT dayatmasının küresel bir dikta aracı haline geldiğini, hem aile kurumunu hem de İslami değerleri zayıflatmayı amaçladığını” vurguladığını servis ederken, Diyanet Haber, “Cumhurbaşkanı Erdoğan: LGBT dayatması hem aile kurumu hem de İslami değerler için tehdittir” manşetini kullandı.

Yeni Şafak, “Cumhurbaşkanı Erdoğan'dan LGBT lobisine tepki: İslami değerleri zayıflatan bir tehdittir” başlığı altında devam etti: “Son dönemlerde lobiler tarafından küresel çapta pompalanmaya çalışılan LGBT dayatmasına tepki gösteren Erdoğan, "Küresel dikta aracı halini alan LGBT dayatması hem aile kurumunu hem de İslami değerleri zayıflatmaya çalışan bir diğer tehdittir" ifadelerini kullandı.”

Star ve Akşam, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın, İslam İşbirliği Teşkilatı İstanbul toplantısındaki konuşmasından, “Küresel dikta aracı halini alan LGBT dayatması, hem aile kurumunu hem de İslami değerleri zayıflatmayı amaçlayan bir diğer tehdittir” sözlerinin videosunu sosyal medya hesaplarından paylaştı.

AKP Genel Merkez MKYK Üyesi, AKP İstanbul Milletvekili, 65. Hükümet Aile ve Sosyal Politikalar Bakanı Dr. Betül Sayan Kaya da, söz konusu videoyu, sosyal medya hesabından, “Sn. Cumhurbaşkanımız RTErdogan’ın bir kez daha dikkat çektiği bu tehlikenin farkında olmalı, üzerimize düşeni yapmalıyız” notuyla paylaştı.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, İstanbul İlim ve Kültür Vakfı ile Afrika-Asya Üniversiteler Birliği iş birliğiyle Kasım ayının son haftası düzenlenen Uluslararası “İnsani Değerlerin Güçlendirilmesi ve Ötekileştirmenin Tehlikeleri” çalıştayına yazılı mesaj gönderdi: “İnsan fıtratını hiçe sayan sapkın akımlar, küresel güçlerin de desteğiyle yayılmakta, toplumun temel direği olan aile kurumu zemin kaybetmekte, madde ve ekran bağımlılığı gençliği esir almaktadır. Yıllardır insanlığa kurtuluş reçetesi olarak sunulan materyalist ideolojilerin çare olmadığı, bilakis insanlığı ekonomik, siyasi ve ahlaki olarak felakete sürüklediği gün geçtikçe daha iyi anlaşılmaktadır. Şüphesiz insanlığı içine düştüğü karanlıktan aydınlığa çıkaracak olan yegane reçete, kadim değerlere sarılmak, bizi biz yapan hasletleri yeniden hatırlamak ve ihya etmektir.”

LGBTİ+ toplumu hak hukuk hürriyet istiyor!

Cinsiyet, cinsel yönelim ve cinsiyet kimliği ayrımcılığına karşı Lezbiyen, Gey, Biseksüel, Trans ve İnterseks (LGBTİ+) yurttaşları da her türlü tehdit ve baskıya karşı korumakla görevli İçişleri Bakanı, karalama, kriminalize etme ve hedef göstermeye devam (1, 2) etse de LGBTİ+ toplumunun talepleri işte (1, 2) burada…

Anayasa’nın 10. Maddesi, İş Kanunu'nun 5. Maddesi, Türk Ceza Kanunu'nun 122. Maddesi, T.C. Anayasası’nın hak ve özgürlükler maddesi, Eşitliği sağlayan ve Ayrımcılığı engelleyen bu maddelerin özneleri “herkes” ve “kimse” olarak geçer ama söz konusu “herkes” Cinsel Yönelim ve Cinsiyet Kimliğini kapsamaz…

LGBTİ+’lar sırf cinsel yönelimleri ve cinsiyet kimliklerinden dolayı hayatın her alanında dışlanıyorlar, baskı görüyorlar, eşit katılımları engelleniyor, yasal güvenceden yoksun bırakılıyorlar, yaşam hakkı ihlalleri nefret cinayetlerine kadar varıyor…

Haliyle tüm bu süreç mevcut yasalar karşısında maruz kaldıkları ayrımcılıkları tetikliyor, suç değil ama LGBTİ+’lar ayrımcılığa ve şiddete maruz kalıyor, çalışma hayatında cinsel yönelim ayrımcılığı devam ediyor, LGBTİ+’ların yaşam hakları korunmuyor; failler cezasız kalıyor, “genel ahlak” ile LGBTİ+’ların cezalandırılması devam ediyor, transfobik suçlular “haksız tahrik” bahanesiyle kollanıyor, TSK hâlâ eşcinselliği “hastalık” olarak görüyor…

LGBTİ+’ların hak ve özgürlük talepleri “toplum hazır değil” siyasi yalanı ile inkâr edilirken süreci hatırlayalım: LGBTİ+ hakları Türkiye’nin AB’ye girebilmesi için önüne konan kısa ve orta vadeli hedefleri gösteren Katılım Ortaklığı Belgesi ile başlıyor. Başbakan Bülent Ecevit’in 2001’de kabul ettiği programı AKP Hükümeti devralıyor. Türkiye’nin ilk ödevi çalışma hayatında cinsel yönelim ayrımcılığını ortadan kaldırmak! “İşgücü ve sosyal konular” başlığı altında “cinsel yönelim” temelli ayrımcılığın 2004’e kadar kaldırılması bekleniyor. Türkiye en azından çalışma hayatında cinsel yönelim temelli ayrımcılığı yasaklayan bu kriteri gündemine bile almıyor. Türk Ceza Kanunu’nun (TCK) AB müktesebatına uygun değiştirilmesi süreci başlıyor. Adalet Alt Komisyonu, “ayrımcılık” ana maddesine “cinsel yönelim” eklenmesinde ortaklaşıyor. TBMM öncesi aşamada AKP Hükümeti Cemil Çiçek ile itiraz edip çıkarttırıyor. Başbakan Erdoğan, 2014’te, “Demokratikleşme Paketi” ve TCK’da “nefret” saikli değişikliği açıklıyor. TCK’nın ayrımcılığı düzenleyen 122. Maddesi “Nefret ve Ayrımcılık” adını alıyor; Cinsel Yönelim ve Cinsiyet Kimliği’ne gene yer verilmiyor. TCK’nın ardından “yeni anayasa” tartışmaları başlıyor; “kanun önünde” herkes “eşit” olsa da cinsel yönelimleri ve cinsiyet kimliklerinden ötürü ayrımcılıklara maruz kalan LGBTİ+’lar eşitliğe dahil edilmiyor…

LGBTİ+’ların insan hakkı ihlallerine daha fazla maruz kalmamaları için yerine getirilmesi gerekli adımlar çok açık: T.C. Anayasası’nın “Kanun Önünde Eşitlik” başlıklı 10. Maddesi’ndeki ayırım gözetilmeyecek zeminler arasına “cinsel yönelim ve cinsiyet kimliği” ifadeleri eklenmeli. Aynı şekilde cinsel yönelim ve cinsiyet kimliği ayrımcılığını yasaklayan ifade Anayasa’ya açıkça kaydedilmeli. TCK’nın “Nefret ve Ayrımcılık” başlıklı 122. Maddesi’nde ayırım gözetilmeyecek zeminler arasına “cinsel yönelim ve cinsiyet kimliği” ifadeleri eklenmeli. Ayrımcılıkla Mücadele ve Eşitlik Kurumu, “Eşitlik İlkesi ve Ayrımcılık Yasağı”na “cinsel yönelim ve cinsiyet kimliği” ifadeleri eklenmeli. İnsan Hakları Kurumu ve Kamu Denetçiliği Kurumu görev ve yükümlülük alanlarına giren her türlü insan hakkı, demokrasi ve hukuk ihlallerini cinsel yönelim ve cinsiyet kimliği temelli yaklaşımı gözeterek ele alınmalı. Yabancılar ve Uluslararası Koruma Kanunu Tasarısı’nın ayırımcılık yasağını düzenleyen bölümünde "cinsel yönelim ve cinsiyet kimliği" ifadeleri eklenmeli. Nefret Suçları ile ilgili mevzuat çalışmasında LGBTİ+’lara yönelik nefret suçlarına karşı gerekli cezai önlemler alınmalı; “ağır tahrik” indirimlerinin nefret suçları sonrası uygulanamayacağına dair düzenleme yasada yapılmalı…

T.C. Anayasası, Türk Ceza Kanunu, Medeni Kanun, Kabahatler Kanunu gibi kanunlar ile çeşitli kamu kurum ve kuruluşlarında uygulanan yönetmeliklere dâhil olan “genel ahlak”, “kamu ahlakı”, “müstehcenlik”, “iffetsizlik” ve “yüz kızartıcı suçlar” gibi muğlâk ifadeler mevzuattan çıkarılmalı ya da LGBTİ+’ların aleyhine yorumlanamayacak şekilde yeniden düzenlenmeli. Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’ne EK 12. Protokol’ü T.C. Hükümeti onaylamalı. Türkiye, kurucu olduğu Avrupa Konseyi'nin, 2010 yılında yayınladığı Cinsel Yönelim ve Cinsiyet Kimliği Ayrımcılığıyla Mücadele bakanlar Kurulu Tavsiye Kararına tam uyum için gereken tüm yasal ve politik adımları derhal yerine getirmeli. LGBTİ+’ların maruz kaldıkları nefret suçları, ayrımcılık, polis şiddeti gibi hak ihlalleri sonrası soruşturma ve kovuşturma evresinde mağdurların mağduriyetlerini artıran kolluk kuvvetlerinin ve adli birimlerin ayırımcı ve/veya önyargılı tutumlarını bertaraf edecek önlemler alınmalı. TSK’nın Sağlık Yeteneği Yönetmeliği’nde eşcinsellik ya da transseksüelliğin “ileri derecede psikoseksüel bozukluk” olarak nitelendirilmesinin ve askerlikten muaf tutulma sürecinde eşcinsel, biseksüel ya da trans vatandaşların maruz kaldıkları onur ve haysiyet kırıcı uygulamalar bertaraf edilmeli. Eşcinselliği “gayri tabii mukarenet” şeklinde damgalayarak cezalandıran, cezalandırmakla kalmayıp söz konusu suçlama ile eşcinsel subayları çalışma hayatında cinsel yönelim ayrımcılığına maruz bırakarak işten atılmasını düzenleyen Türk Silahlı Kuvvetleri Disiplin Kanunu değişmeli ve eşcinsellik suç olmaktan çıkartılmalı.

Hükümet çalışma hayatında cinsel yönelim ve cinsiyet kimliği ayrımcılığını düzenlemeli. İş duyurularında, işe alımda, iş ilişkisinin devamında ve işe son verme süreçlerinde LGBTİ+ çalışanlara yönelik ayrımcılığı yasaklayan düzenlemeler yapılmalı. İş Kanunu’nda “cinsiyet” eşitliğinin ardından “cinsel yönelim ve cinsiyet kimliği” de kayda geçirilerek LGBTİ+ çalışanlar güvence altına alınmalı. Eğitim, istihdam ve sağlık kamu ve özel kurum ve kuruluşları ile hizmetlere erişim alanlarında LGBTİ+’ların yaşadıkları hak ihlallerini bertaraf edecek toplumsal ve kurumsal eğitim programları devletin pozitif yükümlülüğü olarak uygulanmalı ve takip edilmeli…

Cinsel Yönelim ve Toplumsal Cinsiyet Hakkında BM Deklarasyonu, BM Genel Kurulu, 18 Aralık 2008- Cinsel yönelimi ve cinsiyet kimliği her ne olursa olsun insan haklarının her insan varlığına yönelik eşit şekilde uygulanmasını gerektiren herkese eşit davranılması ilkesini yeniden onayladığını hatırlayalım ve ekleyelim: LGBTİ+ hakları temel insan haklarıdır!


Etiketler: insan hakları, medya, nefret suçları
nefret