05/01/2023 | Yazar: Ali Erol

2022’nin son LGBTİ+ karşıtı “köşe”lerini Hürriyet, Sabah, Akşam, Star, Diriliş Postası, Milat, Millî Gazete, Yeni Şafak, Akit ve yerel basından derledik

Aralık ayı gazete “köşe”lerinden homofobik nefret siyaseti Kaos GL - LGBTİ+ Haber Portalı

Fotoğraf: Serra Akcan / csgorselarsiv.org

Homofobik nefret söylemiyle bendini aşıp “köşe”lerine sığmayan, LGBTİ+’ları düşmanlaştırarak hedef gösteren gazete yazılarını okumaya devam ediyoruz…

LGBTİ+ toplumuna, kurumlarına ve kişilere karşı cinsiyetçi ve homofobik dezenformasyona ortak olan, doğrudan üreten, yayan ve teşvik eden muhafazakâr ve hükümet yanlısı medya organlarından nefret köşelerini 2022 Aralık ayı boyunca Hürriyet, Sabah, Akşam, Star, Diriliş Postası, Milat, Millî Gazete, Yeni Şafak, Yeni Akit ve yerel basın yazarlarından derledik.

Hürriyet yazarı, “LGBT sapkınlığı” ifadesiyle homofobik nefret söylemini sürdürüyor

Hürriyet köşe yazarı Abdulkadir Selvi, “sapkın” söylemine devam ediyor.

Muhafazakâr iktidarın mainstream’ı Akit’in diline bağlayan Hürriyet yazarı, Kasım ayında, “başörtüsü için Anayasa değişikliği” konusunda yazarken, “LGBT sapıklığı” söylemini sarf etmişti.

“Sapkın LGBT” nefret nakaratını pek seven Selvi, Aralık ayında, “Başörtüsü teklifi”ni yazmaya devam ederken, “LGBT sapkınlığı” ifadesiyle homofobik nefret söylemini sürdürdü: “Anayasa’nın 41. Maddesi’ndeki düzenlemeyle de ailenin kadın ve erkekten oluştuğu ifade ediliyor. Böylece LGBT sapkınlığına karşı aileye anayasal bir tanım getiriliyor.”

AKP Grup Başkanvekili Özlem Zengin’le konuştuğunu söyleyen Selvi, gönüllere su serpmeyi de ihmal etmedi: “Ama biz sadece başörtülü kadınların değil başı açık kadınların da yaşam tarzlarını anayasal güvence altına alacağız.”

Hürriyet yazarı Abdulkadir Selvi’nin homofobik nefret siyasetinin seyrini hatırlayalım: ““Marjinal gruplar” tabirinin devlet sözlüğündeki tanımını Hürriyet’ten Selvi bilmiyor mu!”, “Hürriyet, “mevzu”nun hak hukuk hürriyet meselesi olduğunu görmezden gelmeyi tercih ediyor…”, “Hürriyet’ten Selvi, LGBTİ+’lara karşı “nefret” ile “terör” kokteyli harmanlıyor”, “Hak hukuk hürriyet hak getire; Hürriyet yazarından homofobik nefret siyaseti”

Sabah yazarı, “LGBT” nakaratıyla bir 20 yıl daha idare etmek istiyor

Siyasette muhalefete sövmenin de bir adabı olmalı diyorsanız, boşuna beklemeyin, Sabah gazetesi köşe yazarında yok o adap!

Misal, 2020’nin Ocak ayından gelsin: Sabah, Ersin Ramoğlu: “HDP'ye ziyaretler düzenledi. LGBT'ye destek oldu.” Sabah gazetesinden Ersin Ramoğlu, “Kanal’da kim boğulacak?” başlıklı yazısında, “İmamoğlu'nun derdi İstanbul değil...” diye başlıyor, İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu ve CHP’ye yönelik saydırırken arada “LGBT”yi de tabii ki unutmuyor: “HDP'ye ziyaretler düzenledi. LGBT'ye destek oldu.”

Bu kez de, 2020’nin Nisan ayından gelsin: “Sabah, Ersin Ramoğlu: Salla saydır cılkı çıkmış hep aynı nefret nakaratı! Sabah’tan Ersin Ramoğlu, “Bunlar milleti arkadan vurur” başlıklı “köşe” yazısında, gene CHP ve CHP’li belediyelere salla saydır tekrardan cılkı çıkmış hep aynı nakaratları sıralıyor. Gündem “virüs” olabilir, Sabah yazarının nakaratındaki değişiklik en fazla şu kadardır: “Bunlar dün Mehmetçik destan yazarken teröristin yanındaydı, bugün de virüsün!” Sabah “köşe” yazarı Ersin Ramoğlu’nun “nefret kokteyli”ni sallarken kuracağı ikinci cümlesi de değişmez: “Kampanya PKK veya LGBT için yapılsaydı inanın CHP'liler ve malum isimler en önde koşacaktı.”

Bir tane de, 2022’nin Ağustos ayından gelsin: “Sabah yazarından cılkı çıkmış hep aynı homofobik nefret nakaratı... Sabah köşe yazarı Ersin Ramoğlu, “Mersin ve Adana’ya kayyum atanabilir” başlıklı “köşe” yazısından, CHP ve CHP’li belediyelere salla saydır tekrardan cılkı çıkmış hep aynı nakaratlarla devam ettiği anlaşılıyor: “FETÖ ve PKK, CHP'li belediyeleri arka bahçesi yaptı! Belediyeleri LGBT okuluna çevirdiler…”

2022 bitiyor diye Sabah yazarının yeni bir söz söylemesi, siyasi seviyeyi yenilemesi gerekmiyor. Aralık ayında gelsin: “Bu topraklarda "Kahrolsun istibdat, yaşasın hürriyet!" sloganlarını duyduğunuz an bilin ki orada "masonlar" vardır!” Peki, niye? Çünkü Sabah yazarı öyle diyor, güya muhalefet eleştiriyor, “mason”, “PKK”, “LGBT” salla saydır aha bir “köşe” daha doldu: “Saraçhane'de "Yaşasın hürriyet, kahrolsun istibdat!" diye bağıranlar ABD kontrollu Masonlar'dı. Sloganlarını da "Kahrolsun diktatörlük, yaşasın demokrasi!" olarak güncellediler... Türkiye'yi bu sloganlarla tuzağa düşürmek istiyorlar. Tuzağa düşersek ilk işleri PKK'ya devlet kurdurmak olacak! Gay ve lezbiyen evlilikler için LGBT'ye izin verecekler... Türkiye'nin son 20 yılını silecekler...”

Alemin akıllısı Akşam yazarı, 6 yaşında çocuğu cinsel istismardan koruma adına 6’lı masayı, LGBTİ+’ları kriminalize etmeye çağırıyor

Diriliş Postası’nda yazarken, “Ülkemizde her türlü ifsadın yaygınlaşması için kurulmuş Kaos GL gibi sapkın yapı” ve “neo-emperyal çete”, “hem sapkın hem ikiyüzlüler”, “Onur Yürüyüşü adını verdikleri sapkınlık gösterisi”, “LGBT hakları denilen “çürüme””, “ahlak terörü”, “LGBT+İ denen güruh” diye saydırdıktan sonra “homofobik” eleştirisinden yakınmasından hatırlayacağımız Murat Özer, Akşam köşe yazarı olarak devam ediyor.

Akşam yazarının, “Çocuklarımızı sapkınlardan koruyun” başlığı altında, 6 yaşında bir çocuğa yaşatılanlardan hareketle cinsel istismara karşı söz alacağını mı bekliyorsunuz; boşuna beklemeyin, yazar, “konu”yu, hem de lafı dolandırmadan LGBTİ+ düşmanlığına bağlamada uzmandır.

Peki, LGBTİ+’ların varoluşlarını kriminalize ederek, eşit vatandaşlık haklarını tanımayarak yazısının başlığındaki o çocuklar, 6 yaşında ailesinin zorla evlendirmesinden kaynaklı cinsel istismardan nasıl korunacak diye sormanın bir manası niye olsun.

Alemin akıllısı Akşam yazarı ya, “İşte tam burada muhalefete çok önemli bir iş düşüyor” buyuruyor: “Çünkü aile kurumunu çökerterek, çocuklarımızı cinsel bir meta haline getirebilecek tehlikelerden korumanın yolu şu anda TBMM'ye sunulan teklife onay vermekten geçiyor. Ailenin ancak "kadın ve erkeğin evliliği" ile kurulmasını zorunlu hale getiren yasa teklifi eşcinsel evlilikleri ve doğal olarak bu kişilerin evlat edinmelerini imkânsız hale getiriyor.”

Alemin akıllısı Akşam yazarı, yazısının başında bahsetmek durumunda kaldığı 6 yaşındaki çocuğun başına geleni hatırlıyor, “Tecavüze uğrayan bir çocuğun hakkını savunanların, bu sistemli saldırıya direnmesi gerekmez mi?” diye buyurmaya devam ediyor: “Çocukların cinsel tercihleri olabileceği, hayatına kadın, erkek ya da biseksüel olarak devam edebileceğini savunan, ebeveynlerinin kız çocuklarını kız, erkek çocuklarını erkek gibi yetiştirmesinin engellenmesini isteyen bir sapkınlığa nasıl olur da göz yumulur? Bu durum sadece gelecekte olması muhtemel bir tehlikeye değil, bugün dünyada yaşadığımız bir sosyal faciaya işaret ediyor. Ne yazık ki CHP'li pek çok belediye bu sapkınlığı normalleştirmeye ve kanuni kılıf üretmeye çalışan LGBT lobisiyle birlikte hareket ediyor.”

Nihayet, Akşam köşe yazarının, yazısının başlığında bahsettiği “sapkınlığın” o 6 yaşında çocuğa yaşatılan cinsel istismar olmadığını, bütün bu yaşanılanlardan da 6’lı masanın muhalefet liderlerinin sorumlu olduğunu anlıyoruz: “Kılıçdaroğlu, çocukları sapkınlıklardan koruma konusunda samimi ise önündeki yasayı desteklemeli. Yoksa kopan bu kasırganın altında kalır? Yalnız o mu? Ülkücülük iddiasındaki Akşener ile içinde cinsel yönelim ifadesi geçiyor diye "İstanbul Sözleşmesi iptal edilsin kampanyası" yapan Karamollaoğlu da imtihanda.”

Akşam gazetesinden gölgelerin köşe yazarı Hüseyin Besli ise hiç öyle Millet İttifakı’nı ikna etmekle uğraşmıyor doğrudan “Asıl önemlisi...” diyor ve devam ediyor: “Cinsiyetsizlik, kasırganın yeryüzünü sarstığı gibi toplumları sarsarken; Aile kurumu, belki de insanlık tarihinin en ağır saldırılarına maruz kalırken; AK Parti'nin (Cumhur İttifakı'nın) aile birliğini korumayı garanti altına almak adına, kadın ve erkekten oluşacağını söyleyerek aileyi her türlü sapıklığa ve sapkınlığa karşı muhafaza etmeyi amaçlaması her türlü takdirin ve desteğin üstündedir.”

Star yazarı, “devlet ve millet düşmanları”na karşı “aile”yi korumak için deizmden giriyor drag şovdan çıkıyor

Star yazarı Mustafa Sabri Beşer, “devlet ve millet düşmanları”na karşı “aile”yi korumak için “deizm”, “İstanbul Sözleşmesi”, “toplumsal cinsiyet eşitliği eğitimi” artık duruma göre allah ne verdiyse kopyala-yapıştır sıralarken asıl “konu”ya geçiyor: “Son zamanlarda bu söylem üzerinden öylesine çok argüman üretilir oldu ki... Bu argümanların en tehlikelisi hiç şüphesiz LGBT sapkınlığı. Bir anda bu sapkın topluluklar her taraftan ortaya çıkmaya başladı. Dünyada olduğu gibi ülkemizde de bu sapkın gruplar çeşitli gösterilerle boy göstermeye başladı. Toplumun sağduyusunun devreye girmesiyle ve LGBT karşıtı gösterilerle bunun önü alınmaya çalışılıyor.”

Star yazarına hak hukuk hak getirdiğinden nereye baksa “oyun” görüyor. İzmir Büyükşehir Belediyesi, her boku bilen herkes adına ahkam kesen erkeleri sap gibi sıralamayın panellerde, Belediyeye bağlı kurumlarda yapılacak etkinliklerde hep erkek olmasın, katılımcıların yarısı da kadın olsun, toplumsal cinsiyet dengesi gözetilsin genelgesinde Star yazarının gördüğü gene “aile kurumu yıpratılmaya çalışılıyor” oyunu: “Burada "toplumsal cinsiyet" İfadesinin seçilmesinin rastgele olmadığını anlatmaya hacet yok. Soyer'in zihniyeti aslında klasik CHP zihniyeti. Yani toplumun değerleriyle ters düşme, toplumun inançlarıyla zıtlaşma zihniyeti. CHP, kuruluşundan bu yana bunu başarıyla yapıyor. Görünen o ki Soyer de bu zihniyetin son temsilcisi.”

Star yazarı Beşer’in Aralık ayındaki bir diğer yazısında sergilediği şaşkınlıktan hayatında ilk kez bir drag şov seyrettiği anlaşılıyor: “Her zaman söyledik ve söylemeye de devam edeceğiz: LGBT ve türevleri toplumun ve ailenin temeline konulmuş en büyük bombadır. Bu sapkınlığın vereceği zararı başka bir şey veremez. Onun için bu zihniyetle sonuna kadar mücadele edilmelidir.”

Diriliş Postası yazarı, saçacak nefret söylemi kalmayınca bile isteye iftira atıyor

Kendini “Gazeteci - TRT Haber moderatörü / Diriliş Postası köşe yazarı” olarak tanıtan Betül Soysal Bozdoğan, LGBTİ+’lara iftira atmaya devam ediyor:

““Çocuklarımızı tarikat karanlığında yalnız bırakmayacağız” diyen grupların LGBT’yi savunduğunu biliyorsunuz değil mi? LGBTI+ ne demek? Artı kapsamına çocuklarla ve hayvanlarla cinsel yaşam sapkınlığının girdiğini duymayan kalmadı artık. Yani eşcinselliği savunanlar, Avrupa’da pedofili ve zoofilinin de “normal” bir “seçim” olduğunu ve dolayısiyle çocuklar ve hayvanlarla evlenilebilmesi gerektiğini savunuyor.”

Diriliş Postası köşe yazarı Bozdoğan, “gevşemiş hayat anlayışı” ve “sapkınlığın dibini bulmuş” gibi nezih ve nadide ifadelerle devam ederken, bir diğer Diriliş Postası köşe yazarı Recep Yazgan boş mu dursun: “CHP, HDP, PKK, LGBT kapatılsın! Türk aile yapısını hedef alan LGBTİ lobisi, her 23 Nisan’da, ‘Çocuk LGBT vardır’ paylaşımları yapıyor, ‘çocuk trans’ adıyla çocukları sapkın emellerine alet ediyor.”

Milat yazarları nefret korosu: “Pedofililer, sapıklıklar, LGBT ve eşcinsel dürtüler, LGBT belası, LGBT sapkınlığı”

Milat yazarı Ali Akben’in, “6 yaşındaki kız üzerinden” yazıyor: “İçinizdeki pedofililer, sapıklıklar, LGBT ve eşcinsel dürtülerin yüzünüze faşş etmesinden korkmayın ve kendinizle yüzleşerek temizliğe önce kendinizden başlayın. İğneyi önce kendinize batırın.” Milat yazarının aynı yazısı Akit’te tekrar ediliyor.

Milat’ın ak sakallı dedesi Muhammed Özkılınç, “Sosyal İftira Meydanı” başlığı altında yazıyor: “İşin daha üzücü yanı ise, Müslümanların oylarıyla bir yerlere gelen kimi siyasilerin de bu İslam düşmanlarının yalan ve iftiralarına teşne olmalarıdır. Bu kısır düşünceler nedeniyle daha önce LGBT belasını “kadına şiddeti engelleme” ambalajında sunmuşlar, İstanbul sözleşmesini dayatmışlardı. Onun tahribatı nice canları yıkıp nice ailelere ateş düşürdükten sonra ancak farkına varılıp İstanbul sözleşmesinden çekildik. Tabi İstanbul sözleşmesine matuf çıkarılan 6284 sayılı kanun, hala demoklesin kılıcı misali ensemizde sallanmaya devam ediyor, bu ayrı bir felaket. Sokak hayvanları adeta katliam yapıyor, ama 3-5 sözüm ona “hayvan sever” görüntülü müptezel, çıkıp bu konuyu kitlemeğe devam ediyor.”

Milat yazarı İsmail Zelvi’den kaçar mı: “CİA, İran’a düzenlediği son operasyonunun bahanesi Mahsa Amini isimli bir kadın. Bu kadın üzerinden iffet, tesettür ve hicap karşıtı kampanyalarla İslami değerler dejenere edilerek İran’ın dinamikleriyle savaşılıyor. Gezi ihanetinde LGBT’nin bayraktarlık yapması meselenin ağaç dikmek değil insan dürtmek olduğunu, ufacık çocukların LGBT olabileceği sapkınlığını güya bir insan hakkı olarak topluma dayatmak istediklerini gözlemledik.”

Millî Gazete yazarına göre ne var, nereye baksa Siyonist proje görüyor

Millî Gazete yazarı Abdülaziz Kıranşal, “LGBT ve Eşcinsellik” ara başlığı altında pek orijinal değerlendirmelerde bulunuyor: “Allah’ın insanı yarattığı ilk andan itibaren ona düşmanlık eden şeytanın en büyük hedeflerinden birisi de insan neslinin ifsadıdır. İnsan neslinin ifsadı yolunda atılacak en büyük adımlardan birisi ise onu cinsiyetsizleştirmektir. Çünkü Allah insanı kadın ve erkek cinsiyetleri üzere yaratmıştır. Eşcinsellik, LGBT veya cinsiyetsizliğin yaygınlaştırılması insan fıtratını bozmaya yönelik bir Siyonist projesidir. Siyonizm ise, insan neslini ifsad etmek isteyen şeytanın projelerinin kurumsallaşmış halidir.”

Yeni Şafak’ın hukukçu yazarı, “fıtrat”a uymayanlara hak hukuk tanımıyor

Lezbiyenleri eve kapatın ve yasal tecavüz için zorla evlendirin; erkek eşcinsellerin canını yakmak/almak için de allah yarattı demeyin, her şeyi âyetten beklemeyin, eziyette yaratıcı olun yaklaşımından hatırlayacağımız İslam Hukuku Profesörü Hayrettin Karaman, “Çifte cinsiyet veya üçüncü cins” başlıklı Aralık ayı Yeni Şafak yazısında, “son zamanlarda sıklıkla sorulmaya başlanan” soruları cevaplıyor.

Yeni Şafak yazarı, trans cinsiyet kimliklerini tanımamak için söylediğinin nereye varacağını kaçırıyor olmalı; çocuğu olmayanları “kadın” ve “erkek yerine koymuyor: “Hele hele erkek iken kadına dönüştürülenler asla çocuk sahibi olamıyor, keza kadın iken erkeğe dönüştürülenler de bir kadını hamile bırakamıyor.”

İnsan, “fıtraten (yaratılıştan) ya erkektir yahut da dişidir” diye noktayı koyan Yeni Şafak yazarına, cinsiyet, cinsiyet kimliği, cinsiyet ifadesi, toplumsal cinsiyet ve cinsel yönelimlerin birbiriyle bağlantılı ama maddi manevi farklı düzlemler olduğunu söyleminin bir manası bulunmuyor. 

“Fıtrat”ın ardından Yeni Şafak yazarı Karaman’ın sıraladıkları: “fıtrata aykırı, sakat, eksik veya fazlalıklı, normal dışı, terslik, hastalık, sakatlık, irsiyet veya eğitimden gelen bozukluk, anormal, düzeltilmesi gereken, lanet, normal dışı eksiklik, fazlalık, çirkinlik, arıza, bozma, ruh hastalığı, itaat ve kulluktan ayrılma...

Akit’in Aralık köşelerinden nefret nakaratları

Yeni Akit yazarı Ali Karahasanoğlu, Hiranur Vakfı kurucusu Yusuf Ziya Gümüşel’in kızını 6 yaşında dini nikahla evlendirmesiyle ilgili yazıyor: “LGBTİ’li psikologun tezgahı ile, Kur’an için ömrünü adayan baba tutuklandı..”

“Dönmeliğin film parasını, AK Partili bakandan almış!” başlığı altında devam ediyor Akit yazarı Ali Karahasanoğlu: “LGBT’li psikologların doldurması ile..”

Akit yazarı Ali Osman Aydın, “Çocuğun Fiziksel ve Siyasal İstismarı!” başlığı altında yazıyor: “İlçe ve il belediyeleri vasıtasıyla el kadar çocukları translaştırmak ve ilkokul çocuklarını LGBT saflarına katmak için 7/24 çalışan CHP’li belediyelerden “ahlak” dersi alacak değiliz. Kitapçılarında çocuk taciz ve tecavüzünün tasvir edildiği çocuk kitapları satan İstanbul Belediyesinin yöneticilerinden “ahlak” dersi alacak değiliz.”

Akit yazarı Zekeriya Say, İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu’nu eleştiriyor: “Beylikdüzü’nün logosundaki “Kırlangıç”ı LGBTİ renklerine boyayan İmamoğlu, İBB’nin kadim logosunu da sapkın homoların paçavralarına benzetti... HDP’li Pervin Buldan ile fidan dikip çevreci pozu veren İmamoğlu, mega kente nefes olan Dikey Bahçeleri “sulama masrafı” gerekçesiyle kaldırdı. Yetmedi, yol duvarlarını LGBTİ paçavralarını andıran renklere boyadı.”

Akit yazarı Ali erkan Kavaklı, Cumhurbaşkanı Erdoğan’a “çağrı”da bulunuyor: “Netice olarak evlilik yaşı arttı, evlenme oranı düştü, boşanmalar tavan yaptı. Ne kadın ne aile huzurlu. Aileyi yıkan yasalar kalkmalı, LGBT’ciler Rusya’daki gibi engellenmelidir.”

Yerel basından Aralık ayı nefret köşeleri

Yerel basından 2022 Aralık ayı nefret köşeleri Bursa Şehir, Bursa ManşetX, İstanbul İstiklal, Ankara Anadolu, Sivas İrade, Elazığ Günışığı ve Akdeniz Manşet yazarlarından geldi.

“Bursa Şehir yazarı, “LGBT bireyler”i de “vatandaş”tan sayıyor ama o “vatandaşlık” haklarını tanımaya yanaşmıyor”, “Bursa ManşetX yazarı sanki nefret falı bakıyor: “Lgbt li gençlik ve pedofili artacak””, “İstanbul İstiklal’in profesör yazarı, erkeği yumuşatmayın diyor, eşitlik kadının neyine diye de ekliyor”, “Ankara Anadolu yazarı, “cinsel tercihleri eleştirmiyor hatta saygı duyuyor” ama “bir ton boya, vıcık vıcık ve rezilce hareketler”i aklı almıyor”, “Sivas İrade yazarına “köşe” yaz demişler, oturmuş yazmış...”, “Elazığ Günışığı yazarı, LGBTİ+’lara her türlü sallasın ama kendisine karşı kimse ağzını açmasın istiyor”, “Millet toplumsal cinsiyet eşitliği terimini tartışırken Akdeniz Manşet yazarı, “cinsiyet eşitliği”nden dert yanıyor”

Not: Bu dizide, köşe yazılarından yapılan alıntıların yazım hatalarına dokunulmuyor; olduğu gibi alınıyor.


Etiketler: insan hakları, medya, nefret suçları
nefret