01/10/2021 | Yazar: Yıldız Tar

Bugün “12 Eylül’de uygulanan sahne yasağı”nın televizyona uyarlanmasıyla ekranlarımızdan uzaklaşan ama gönüllerimizdeki yerini koruyan Huysuz Virjin’in doğum günü. Tarihimizden köşemizde Huysuz’a sansür, Dursunoğlu’nun homofobik açıklamaları ve RTÜK’ün değişmeyen hikayesi ile karşınızdayız.

İyi ki doğdun Huysuz Virjin! Kaos GL - LGBTİ+ Haber Portalı

Huysuz Virjin ekranlarımızın en sevilen ve de en çok çeken karakterlerinden biriydi. Seyfi Dursunoğlu’nun yarım asrı aşan sahne ve ekran hayatı sansürlerle boğuşmak, bu sansürlerin gölgesinde hayatta kalmaya çalışmak, yer yer homofobik ve transfobik açıklamalara imza atmak, bütün bunlara rağmen bir lubunya ikonu olarak performansıyla nice yollar açmakla geçti.

Seyfi Dursunoğlu bundan tam 89 yıl önce doğdu. Geçtiğimiz yıl hayatını kaybeden Dursunoğlu, hayatının son dönemini Huysuz Virjin’e konulan sahne yasağıyla birlikte ortalıkta pek görünmeden geçirdi. Cenazesine ünlüler akın etti. Huysuz’un yalnızlığı ölümünün ardından sahiplenme yarışına döndü.

Tarihimizden köşemizde bugün Kaos GL arşivinden gazete kupürleri ve yazılarla Huysuz Virjin’i anıyoruz…

iyi-ki-dogdun-huysuz-virjin-1

İlk gazete kupürümüz 2007 yılından. Huysuz Virjin’e getirilen ekran yasağı Can Dündar’ın kaleminden 16 Aralık 2007’de Milliyet gazetesinde. Can Dündar, “Seyfi Dursunoğlu’na getirilen sansür çocukları korumak için mi yoksa farklılığı yasaklamak, bilinçaltını bastırmak, eleştiriyi susturmak için mi” diye soruyor. Bir yıldır ekranda olamayan Huysuz Virjin’in varoluş mücadelesi Dündar’ın yazısında detaylıca inceleniyor. Dündar bir yandan da “Tarihin Zenneleri” başlığıyla köçeklikten bahsediyor.

Dündar’ın yazısının yayınlandığı dönemde Kaos GL ve Pembe Hayat dernekleri, ekran yasağına tepki gösteriyor: “12 Eylül’de eşcinsel ve transeksüel şarkıcılara uygulanan sahne yasağı şimdi de televizyona mı uyarlanmaya çalışılıyor?”

Dernekler sansürün boyutunu şöyle anlatıyor:

“Yıllardır görüyoruz; heteroseksüel yaşamlar ve kişiler haberlerden magazine pek çok programla ekranda rahatlıkla sunulurken eşcinsel ve transeksüellerin konu olduğu filmlere bile sansür uygulanmakta. Özellikle son birkaç senedir gözle görülür bir engellenmenin olduğu ülkemizde ekranların en çok izlenen programlarının kahramanları Kuşum Aydın ve Bülent Ersoy’a bile eşcinselliği veya transeksüelliği çağrıştırdıkları için uyarılar gelmekte ama konuya dair hiçbir yetkili kurum tarafından resmi açıklama yapılmamakta.

“Son olarak, geçen senenin en çok izlenen programlarından biri olan “Benimle Dans Eder misin?”in sunucusu Huysuz Virjin, yeni yayın döneminde perukasını ve elbisesini çıkarmak zorunda bırakıldı. Türkiye’de TV izleyicisinin Huysuz Virjin’le bütünleştirdiği Seyfi Dursunoğlu, gizli sansüre boyun eğip sanatını feda ederek, ekranda gördüğümüz herhangi birine dönüştü.”

Açıklamada Dursunoğlu’na da kamuoyunu aydınlatma çağrısı yapılıyor: “Yıllardır “Huysuz Virjin” adıyla yaptığınız televizyon sunumları ile gösterilerden neden vazgeçtiniz? Baskı, yasak ve sansüre mi maruz kaldınız?”

4 Aralık 2007’de Nilüfer Zengin, Dursunoğlu’na mikrofon uzatıyor. Bianet’te yayınlanan söyleşide Dursunoğlu yaşananları şöyle anlatıyor:

“Bir, bir buçuk sene önce Star tv'nin yöneticisi Fatih Edipoğlu bana 'Radyo ve Televizyon Üst Kurulu (RTÜK) senin Huysuz Virjin olarak çıkmanı istemiyor' dedi. Hatta 'Benimle Dans Eder misin?' programının tanıtımları dönerken program durduruldu, böylece ben bu işten haberdar oldum. Sonra da galiba RTÜK başkanı ve diğer yöneticileri kanalları dolaşıp, 'Ekranda kadın kıyafetinde erkek göstermek istemiyoruz' demişler”

iyi-ki-dogdun-huysuz-virjin-2

İkinci gazete kupürü ise 12 Ocak 2008, Radikal gazetesinden. Huysuz Virjin’e sansürün The Economist’te yer almasını haberleştiren gazete, ayan beyan ortada olan sansürü iddia olarak geçiştirmekte beis görmüyor.

Nilüfer Zengin 21 Ocak 2008’de sansürü bu sefer köşe yazısıyla eleştiriyor:

“Uzun lafın kısası, Ntv'de "Neden" programında bir araya geldi RTÜK başkanı Zahit Akman ve Seyfi Dursunoğlu; güya da anlaştılar.

“Akman programda ‘Huysuz Virjin’in sevilen bir sanatçı olduğunu, tiplemeyle bir dertleri olmadığını, önemli bir sanatı yaşatmaya çalıştığını, ancak gelişme çağındaki gençleri ve çocuklara zararlı espriler yaptığını, bu nedenle prime-time’da değil, saat 23:00’ten sonra yayınlanacak programlar yapabileceğini’ söyledi.

“Bir kere Akman bunu söyleyerek bir buçuk yıldır kanunla değil, el altından programı sansürlediğini kabul etmiş oldu. Üstelik Huysuz Virjin kılığına girmeden, aynı tarz esprilerle televizyona çıkabildiğine göre Seyfi Dursunoğlu, demek ki Akman'ın derdi espriler değil, tipleme.

“Ayrıca neden Huysuz Virjin'in esprileri çocuklara zararlı? Silah, şiddet, pornografi mi içeriyor? Çocuk imgesini mi kullanıyor? Virjin'e olsa olsa çocuk üzerinden "kan" edebiyatı yapmadığı için teşekkür edebiliriz ancak.”

2009 senesine gelindiğinde Dursunoğlu bu sefer homofobik bir açıklamasıyla Kaos GL sayfalarında yer alıyor. Sansür devam ederken Dursunoğlu, Star TV’deki “Aramızda Kalmasın” programına konuk oluyor ve “Eşcinselleri neden sevmiyorsunuz?” sorusuna, “Demek ki, eşcinsel olan ahbaplarımla yaptığım arkadaşlıktan memnun kalmadım. Ya çok yalan söylüyorlar, ya çok atıyorlar. Kendilerini farklı göstermeye çalışıyorlar. Yani bana rastlayan eşcinsellerle güzel bir ahbaplık kuramadım. Eşcinselliğini ön plana çıkarmanın manası yok. Kimse kimsenin yatak odasına giremez. Herkesin özel hayatı” şeklinde yanıt veriyor.

Temmuz 2009’daki bu açıklamanın ardından KaosGL.org okurları homofobiye tepki gösteriyor. 21 Temmuz’da yayınlanan “Huysuz Duvarları Yıkıyor, Seyfi Duvarları Homofobi ile sıvıyor…” başlıklı haberde Aykan Safoğlu, “Kendi sahne şovunun sırtını yasladığı özellikler değil mi bu? Arsızlık, yalan, şaka, yani bir nevi insan ruhunun çocuk tarafları. Sanırım kendisinden ve sahne performansından da nefret ediyor. Allah yardımcısı olsun. Bunun dışında insanın karşısına çıkan insanların özelliklerine vurgu yaparak tüm insanları genelleyecek şekilde beylik laflar etmek yaşını başını almış bir insana yakışıyor mu?” derken İsmail Alacoğlu da “yatak odası” ifadesine tepki gösteriyor:

“Huysuz diyor ki yatak odanızda ne yaparsanız yapın bunun ifşası doğru değil peki bunu kafanızda yatak odasıyla sınırlayıp kendinizi bir heteroseksüelmiş gibi sunmak ne kadar doğru? Hangisi kendinizi daha iyi hissettiriyor? Kimse sizin eşcinsel olup olmadığınızı sorgulamıyorken bırakın da hakları için mücadele eden insanların yaptıkları işi baltalamayın abuk sabuk demeçlerinizle. Yoksa asıl söylemek istediğiniz şeyler ağzınızdan kaçıvermesin diye mi bastırıyorsunuz kendinizi?”

2012 yılında Huysuz’un sahne yasağı sürerken Dursunoğlu’nunki kalkıyor. Seyfi Dursunoğlu, Star TV’de ’’Benzemez Kimse Sana’’ isimli yarışma/eğlence programında jüri üyesi olarak yer alıyor.

iyi-ki-dogdun-huysuz-virjin-3

Seyhan Arman, “Toplumsal İkiyüzlülüğümüzün Adı; Huysuz Virjin!” yazısında bu durumu şöyle eleştiriyor:

“Sinir olduğum tek şey Dursunoğlu’nun artık paraya ya da reytinge ihtiyacı yokken televizyonlarda Huysuz Virjin karakterini öldürmesi.

“Zaten Seyfi Dursunoğlu olarak sahneye çıktığında da Huysuz Virjin ile aynı dili, aynı beden dilini kullanıyor. Bu kadar güçlü iken yapımcılara ’’Huysuz yoksa ben de yokum’’ diyebilir. Diyemiyor ya da diyor ama kabul görmüyorsa o zaman televizyonda çalışmasın, ya da mutlaka çıkacaksa Huysuz Virjin’i kullanmasın, ikiyüzlülüğe alet olmasın!

“Veya böyle mutlu ise diğer LGBT bireylere çamur atmasın, sussun ve paşa paşa rolünü oynasın. Bize ne!!!”

Sansür Huysuz Virjin’i 2000’lerde öldürüyor, Seyfi Dursunoğlu ise geçen sene hayatını kaybediyor. Onlardan bize kalan izler için iki yazı duruyor şuracıkta:

Ayağa kalk, basit bir ikonu uğurlamıyorsun lubunya! – Mati Solak

Huysuz’un yükselişi ve yükselişi – Serdar Soydan


Etiketler: medya, kültür sanat, yaşam, tarihimizden
Telegram