05/01/2021 | Yazar: Defne Güzel

Yoğun nefret kampanyası, güvenli alanları bir bir kaybetmek, nefret kampanyasıyla artan nefret suçları çemberinde kapana kısıldığımızı hissettik.

Pandemide LGBTİ+ Dernekleri: Ünikuir anlatıyor Kaos GL - LGBTİ+ Haber Portalı

COVID-19 pandemisinin LGBTİ+ derneklerini nasıl etkilediğini derneklerden dinlemek, pandemideki çalışmalarını, bu çalışmalarda ne gibi engellerle karşılaştıklarını, engelleri aşma yollarını öğrenmek için başladığımız “Pandemide LGBTİ+ Dernekleri” dosyasında giriş yazısıMuamma LGBTİ+ DerneğiSPoDPembe HayatHEVİLambdaistanbulBİZ Derneği17 Mayıs ve Genç LGBTİ+’nın ardından söz Ünikuir’de!

Covid-19 Pandemisi yavaş yavaş Türkiye’de de varlığını gösterirken bu durumu nasıl karşıladınız? Covid-19 Pandemisi toplantı gündemlerinize nasıl yansıdı?

Pandeminin bizi sarstığını söylememiz gerekir. Ünikuir Derneği daha Şubat ayında kurulmuş, Şubat ayı sonunda ofisi açmışken pandeminin gelmesiyle örgütlenme sürecimiz askıya alınmış oldu. Kitlemiz genel olarak üniversiteli öğrencileri içerdiği için teknik olarak sıkıntı yaşamadığımızı düşünüyoruz. Online etkinliklere geçildi,"zoom nasıl açılıyor?", "Kamerayı nereden açacağım?" ve benzeri sorularla karşılaşmadık örneğin. Ancak yine kitlemizin çoğunluğunun üniversiteli olması ve yine çoğunun atanmış aile evlerine dönmelerinin, daha fazla vakit geçirmelerinin getirdiği büyük sıkıntılar oldu. Özetle güvenli bir alan kaybına uğradı kitlemiz ve ulaşmakta dahi zorluk çektik. Toplantıların gündemi bu yüzden iyi hissetme, iyi olma üzerine odaklanmıştı.

Covid-19 Pandemisine yönelik dernek olarak ne gibi tedbirler aldınız? Ofislerinizi ne kadar süre ile kapattınız? Evden çalışma sürecine nasıl hazırlandınız?

Büyük etkinliklerin de gerçekleştirilebileceği bir ofisimiz olduğu için sevinirken hızlıca kapatma durumuna girdik. Zaman zaman görev paylaşımıyla gidenler olsa da pandemi koşullarıyla ziyaretçi alamamak ofisin verimliliğini düşürdü. Online çalışmaya hızlı bir şekilde adapte olsak da birlikte olma halini yansıtamadığını düşünüyoruz. Maalesef bir hazırlık olamadı, hızlıca geçiş yapmak gerekti.

Evden çalışma süreci nasıl geçti? Halen evden çalışma sistemini yürütüyor musunuz? Bu süreç sizin için nasıl geçti ya da nasıl geçiyor?

Belirli zamanlarda sosyal mesafe ve önlemleri koruyarak yapılan toplantılar haricinde online çalışmayı sürdürüyoruz. Yeterince verimli olduğunu düşünmesek de pandemi koşullarında diğer türlüsünü düşünmek zor.

Pandemi sürecinde gerçekleştirdiğiniz online etkinlikler oldu mu? Online etkinliklere nasıl hazırlandınız? Bu süreçte yaşadığınız teknik aksaklıkları nasıl giderdiniz ve online etkinlik sürecinde ne gibi çalışma metotları uyguladınız?

Haftanın iki üç gününü etkinlikle geçirdiğimiz zamanlar yaşıyoruz. Ankara'da yerleşik bir dernek olarak tüm Türkiye'deki kitleyi hedefleyebileceğimizi görmüş olduk. Mesafe olarak fiziksel engeller kalktı ancak herkesin online içerik üretimine başladığı bir dönemde yoğun bir çekişme de oldu diye düşünüyoruz. Hazırlıkların büyük bir farkı mesafelerin kalkmasıyla her yerden insanlarla bir şeyler üretebilmek oldu. Teknik aksaklıklar her zaman yaşansa da bunu doğal olarak gördüğümüz için telafi etme yoluna gitmeye çalışıyoruz. Ya da örneğin birkaç kişinin görevli olması internetteki aksaklıklarda sıkıntıyı üstümüzden alıyor.

Online etkinliklerin artı ve eksileri nelerdi?

Artıları bütün ülkeden ve diğer ülkelerden insanlara hitap edebilmek. Ancak insanların online takipten sıkılması bunun negatif yanını oluşturuyor.

Çok fazla farklı alandan uzmanla buluşabilmek bir artıyken etkinlik formatları online çerçevede yapılanlarla kısıtlı olduğu için yaratıcılığı zedeliyor.

Fazla insana ulaşmak mümkünken insanlarla bir bağ kurabilmek zorlaşıyor.

Pandemi sürecinde diğer LGBTİ+ örgütleri ile iletişime geçtiniz mi? Bu süreçte birbirinizden öğrenmek mümkün oldu mu?

Pandemi sürecinde artan yoğun nefret söylemi ve bunun üst pozisyonlardaki yöneticiler tarafından desteklenmesi çok zorlu bir döneme sokmuştu bizi ancak diğer örgütlerle bir araya sık sık gelerek benzer deneyimler yaşadığımızı görüp, paylaşımlar yapabildik diye düşünüyoruz.

Pandemi sürecinin derneğiniz üzerinde yarattığı kaygı durumundan bahsedebilir misiniz? Etkinlik yasakları, toplantı yasakları, genel kurulların ve beyannamelerin ertelenmesi sizi nasıl etkiledi?

Etkin olmayı, sokakta olmayı önemseyen bir dernek olarak pandemi bizi fazlasıyla sarstı. Alternatif metotlar geliştirmek zorunda kaldık ancak bir yandan da bundan öğrendik diye düşünüyoruz. İşin yasal boyutuysa bizim için korkutucu derecede yorucuydu. Tam kuruluş aşamasında bir dernek olarak geçici yönetim kuruluyla işleri devam ettirmek durumunda kaldık. Hala ilk genel kurulumuzu alabilmiş değiliz yasaklar yüzünden ve bu örgütlenme, örgütlenmenin demokratikliği açısından büyük bir sorun teşkil ediyor.

Pandemi sürecinin derneğiniz üzerinde yarattığı motivasyon kaynaklarından bahsedebilir misiniz? Olumsuz koşulların nasıl üstesinden geldiniz, bu süreçte neler öğrendiniz, dernek olarak nasıl örgütlendiniz?

Online ortamlarda da sesimizi duyurabileceğimizi görmek bizi motive etti. Örneğin 10 Aralık'ta görülen ODTÜ Onur Yürüyüşü Davası'nın kampanyasının Türkiye'de yoğun bir görünürlük kazanması, 24 diğer ülkede görünürlüğünün oluşmasında online çalışmanın faydası büyüktü. Aynı zamanda belki de biraz durup neler yaşadık diye bakabilmemiz öncesinde üniversitelerdeki LGBTİ+'ların sorunlarını daha iyi görmemizi, üniversitelerde trans politika eksikliğinin tespitini yapabilmemizi sağladı. Kendimizi bu yönde adapte ederek geliştirmeye başladık.

Pandemi sürecinde Covid-19’a dair bilgilendirici içerik, yayın, toplantı düzenlediniz mi? Covid-19’a dair bilgileri dernek üyesi, gönüllüleri ve çalışanları ile paylaştınız mı?

Covid- 19 içerikli bilgilendirmeyi formal olarak bir atölye üzerinde yapmasak da gönüllülerimizden yeterli arka planları olanların araştırmaları anlatmasıyla kirletilmiş bilgiden uzak bir şekilde vermeye çalıştık. Ancak bu soruyla karşılaşınca buna daha önem verilmesinin iyi olacağını fark ettik. Pandemi hala devam etmekte ve aşı çalışmalarının başlamasıyla bu dönemde doğru bilgi edinme daha önemli bir noktaya gelmiş durumda.

Pandemi sürecinde bir yandan LGBTİ+’lar çokça hedef gösterildi. Milli Eğitim Bakanlığı, Netflix üzerinde RTÜK, Diyanet derken neredeyse bütün bir kamu LGBTİ+ karşıtlığında birleşti. Bu durum sizi nasıl etkiledi? 

Yoğun nefret kampanyası, güvenli alanları bir bir kaybetmek, nefret kampanyasıyla artan nefret suçları çemberinde kapana kısıldığımızı hissettik. Bizi en çok yoran buna karşı efektif olarak sesimizi çıkaramamak oldu. Sesimizi çıkarırsak neler olacağını bilmeyişimiz, pandeminin belirsizliğiyle birleşince yorucu bir seviyeye ulaştı.

Pandeminin ilk dalgasından sonra nasıl bir yol izlediniz? Normalleşme sürecine hangi çalışma metotları ile dahil oldunuz ve şu an derneğiniz Covid-19 Pandemisine yönelik nasıl bir strateji izlemekte?

Pandemi yönetiminin başarısızlığının ortada olduğunu düşünüyoruz. Normalleşme adımlarında fazla ihtiyatlı davrandık. İş açısından ziyade buna sosyalleşme ihtiyacı olarak yaklaşmak istedik. Çünkü her ne kadar işlerden, projelerden çokça konuşsak da lübunyaların sosyalleşme ihtiyacı fazlasıyla önemli. Bu yüzden en azından açık alanda birbirimizi görelim diye mesafeli piknikler yaptık. Bunlar bir etkinlik değil birbirini tanıyan insanların buluşmasıydı. Yasal olarak etkinlikleri sürdürmenin diğer derneklerde olmadığı şekilde bizi zora sokacağını düşünüyorduk. Yine de birlikte olmanın formüllerini bulmak bize iyi geldi. Umuyoruz ki artık bu hasretlik biter ve lübunyalar tüm gullümüyle, madiliğiyle, kolisiyle her şeyiyle bir araya gelebilir.


Etiketler: insan hakları, yaşam, sağlık
Nefret