12/01/2022 | Yazar: Ali Erol

Aralık ayında LGBTİ+ düşmanlığında ortaklaşan nefret “köşe”leri Yeni Şafak, Doğru Haber, Diriliş Postası, Millî Gazete, Yeni Birlik, Yeni Meram, Aydınlık, Takvim ve Akit yazarlarından geldi

2021’in son ayından homofobik nefret “köşe”leri Kaos GL - LGBTİ+ Haber Portalı

2021’in son ayı Aralık ayı boyunca ayrımcı dil ve nefret söylemiyle LGBTİ+ karşıtı manipülasyon ve dezenformasyonda ortaklaşan “köşe”ler Yeni Şafak, Doğru Haber, Diriliş Postası, Millî Gazete, Yeni Birlik, Yeni Meram, Aydınlık, Takvim ve Akit yazarlarından geldi.

Homofobik nefret söylemiyle bendini aşıp “köşe”lerine sığmayan, LGBTİ+’ları düşmanlaştırarak hedef gösteren gazete yazılarını okumaya devam ediyoruz…

LGBTİ+ toplumuna, kurumlarına ve kişilere karşı cinsiyetçi ve homofobik dezenformasyona ortak olan, doğrudan üreten, yayan ve teşvik eden muhafazakâr ve hükümet yanlısı medya organlarından köşe yazılarını Yeni Şafak, Doğru Haber, Diriliş Postası, Millî Gazete, Yeni Birlik, Yeni Meram, Aydınlık, Takvim ve Akit yazarlarından derledik.

Yeni Şafak’ın istihbaratçı yazarının iddiası, Akit’in 4ay önceki homofobik nefret nakaratının tekrarından ibaret

Yeni Şafak yazarı Bülent Orakoğlu, “Fonlanan gazeteci ve siyasiler milli güvenlik sorunu, ‘casusluk soruşturması' genişletilecek” başlıklı köşe yazısına, “Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı'nın DEVA Partili Metin Gürcan’ın ‘siyasi ve askeri casusluk’ iddiası ile tutuklanmasından sonra soruşturmayı derinleştirerek yurt dışından fonlanan siyasilerle gazetecileri de inceleyeceği iddia edildi.” iddiasıyla başlıyor, gazeteci Ruşen Çakır'ın kurucusu olduğu Medyascope'tan “Dindar ve eşcinsel genç anlatıyor: “Müslümanım, öyle görmeyenlerin beni nerede gördükleri benim için anlamsız” röportajıyla bitiriyor.  

İçişleri Bakanlığı'nın işlem başlattığı kuruluşlar arasında yer almayan Medyascope’u hedef alan Yeni Şafak köşe yazarı, “Chrest Vakfı Medyascope’a Neden Para Yardımı Yapar?” ara başlığı attığı köşe yazısını, “İşte Cevabı” diyerek kendi sorusunu kendi cevaplarken “konu”yu eşcinselliğe bağlıyor.

LGBTİ+’lara karşı homofobik “nefret kokteyli” ile “terör kokteyli”ni harmanlayan komplo korosuna daha önce de “LGBTİ yozlaşması” nakaratıyla katılan Yeni Şafak yazarlarından Bülent Orakoğlu, gazeteci Ruşen Çakır'ın kurucusu olduğu Medyascope'u hedef alırken, “Toplum ahlak yapımızı bozmayı hedefleyen dernekler”den “İslam Dini’nin net bir şekilde yasakladığı sapkın yaşam tarzını meşrulaştırma” ifadesiyle doğrudan homofobik nefret söylemine seyrediyor:

“ABD merkezli Chrest Foundation’ın Ruşen Çakır’ın Medyascope’una 2016’dan 2020 yılına kadar 476 bin 720 dolar para akıttığının ortaya çıkmasından sonra tartışmalar da beraberinde geldi. Toplum ahlak yapımızı bozmayı hedefleyen derneklere ABD ve AB fonlarından para yağarken, Ruşen Çakır’ın Medyascope’unda yayınlanan bir röportaj, fotoğrafı daha da netleştiriyor. Medyascope, 22 Haziran’da bir haber sitesinden yayınladığı röportajda, eşcinsel bireylerin de İslam’ın kurallarını yerine getirebileceği mesajını vermişti. Ahmet kod adının kullanıldığı kişi, eşcinsel olduğunu ifade ederken, aynı zamanda da ibadetlerini yerine getirdiğini ve yüce Kur’an’ı okuyarak yaşadığını söylemişti. Lut Kavmi ile kendisini aynı kefede görmediğini vurgulayan eşcinsel birey, İslam Dini’nin net bir şekilde yasakladığı sapkın yaşam tarzını meşrulaştırmaya çalışmıştı.”

Eski Emniyet İstihbarat Daire Başkanı ve Yeni Şafak yazarı Bülent Orakoğlu’nun “milli güvenlik sorunu” iddiasıyla başladığı köşe yazısının yarısını Yeni Şafak’ın “İçişleri Bakanlığı duyurdu: Cherst Vakfından bağış alan derneklere inceleme” başlığıyla aldığı İçişleri Bakanlığı Sivil Toplumla İlişkiler Genel Müdürlüğü açıklaması, gerisini ise geleneksel homofobik nefret nakaratı “sapkın yaşam tarzı” ifadesiyle Akit’in dört ay önceki nefret yayınından ama Akit’in adını anmadan olduğu gibi aldığı anlaşılıyor.

Muhafazakâr medya köşelerinden nefret nakaratları

LGBTİ+ toplumuna, kurumlarına ve kişilere karşı cinsiyetçi ve homofobik dezenformasyona ortak olan, doğrudan üreten, yayan ve teşvik eden muhafazakâr ve hükümet yanlısı medya organlarının köşelerinde birbirleri ile yarışan yazarlarının 2021 Aralık ayı nefret nakaratlarını Doğru Haber, Diriliş Postası, Millî Gazete, Yeni Birlik, Yeni Meram, Aydınlık, Takvim gazetelerinden derledik. 

Doğru Haber köşe yazar Mirali Yıldırım, “Emperyalist Batı’nın İslam ve Müslüman Algısının Kaynakları” başlıklı yazısı: “Kur’an’da lanetlenmiş ve günümüzün de illeti olan LGBT-İ zihniyetinin alayı Batı’nın bu cahiliye ve şirk yaşantısında mevcut.”

Diriliş Postası köşe yazarı Yunus Emre Altuntaş, “20. MEB Şûrası ve Mahmut Özer” başlıklı yazısı: “Türkiye’de alkol ve madde bağımlılığından ölümler… Yine Emniyet Genel Müdürlüğünün yayınladığı istatistiklere göre… Bu rakamlar madde bağımlılığının 20 yıl önceye göre ortalama 10 kat arttığını gösteriyor. LGBT eğilimleri de 20 yıl önceye göre olağan vaka haline gelmiştir.”

Millî Gazete yazarlarından Selime Sümeyye Abatay, “Çocukları tehdit eden arızalar” başlıklı köşe yazısı: “Tabi bu içerikler Noel’le kalmıyor başka başka arızalar da mevcut. Mesela birkaç hafta önce bir ilkokul öğrencisinden evrim teorisini dinledim. Aslında o bana izlediği bir çizgi filmi anlatıyordu. Bugün başka bir ilkokul çocuğunun annesinden çocuğunun sınıfında çocukların kendilerini eşcinsel olarak tanımladığını söyledi. Bu çocuklar böyle bir eğilim içinde olduklarından değil oluşturulan hava sayesinde kendilerini böyle tanımlamayı cazip görüyorlar. Burada üzerinde durmamız gereken bu yaştaki çocukların bu kelimeleri nereden bildikleri? Nereden öğrendikleri? Ya izledikleri içeriklerden ya takip ettikleri fenomenlerden...”

Millî Gazete yazarlarından bir diğer isim Mahmut Toptaş, “Adım adım İslam’a” başlıklı köşe yazısı: “Müslüman, bütün insanlık ailesinin cehennemde yanmaması, erkeklerin gay, kadınların lezbiyen olmaması, hırsızlığın, soygunun, tecavüzün, köşe dönücülüğün kalkması, uyuşturucunun, haksız yere adam öldürmenin kalmaması için…”

Yeni Birlik yazarı Ümit G. Ceylan, “Planlı, Programlı Olmalıyız” başlıklı köşe yazısına, kendisini “Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı / Hipnoterapist / Cinselterapist” diye tanıtan Dr. Ayşe Duman’ı konuk etmiş. Yeni Birlik köşe yazarı, “Bütün dünyada cinsiyetsizlik konusu konuşuluyor bu önceden de var mıydı da şimdi mi ortaya çıkmaya başladı?” diye soruyor, “Kadın doğum uzmanı olan Ayşe Hanım” da dertli ebeveynler gibi yakınırken, cinsiyetçi ve homofobik nefret nakaratlarıyla kardığı komplosunu ortaya karışık döktürüyor: “Aşılandığı kesin. Mesela birçok gencin bildiği Koreli gruplar da cinsiyetini ayırt edemediğin görünüşte insanlar var. Çocuklar bunların derdine düşüyor bu sefer. Hangisi kız, hangisi erkek. Aslında cinsiyetin hiç önemi yok diye bir vurgu var burada. Cinsiyetle beraber bizim kimyamız oluşuyor. Denge için cemal ve celale ihtiyaç var. Homoseksüellik mesela iki artı kutbu yan yana gelmesi ile hareket elde edilmez. Hatlar karışır. Homoseksüelliği Amerikalı bir psikolog bir tür bağımlılık olarak anlamlandırıyor. İş bağımlılığı ile aynı. Fıtrata uygun değil bu. Nesli bozmak gibi bir gayret var. Fıtratımızdan ne kadar uzaklaşırsanız o kadar kolay yönetilirsiniz. Biraz özgün olsan hemen hasta diyorlar mesela. Bir grup insan bir kitleyi kullanıyor.”

Konya yerel basınından Yeni Meram gazetesi yazarı Kudsi Öncü, “Aile ve Millet” başlıklı yazısı: “Flörtlü hayat, sevgili olarak kalma, çok daha korkunç ve fıtrat dışı erkek-erkek birlikteliği, taşıyıcı anne vs bunlardan bazıları.” Aynı zamanda “Akademi Hastaneleri Başhekimi” olan Yeni Meram köşe yazarı, homofobik nefret söyleminde de uzman olduğunu gösteriyor: “LGBT adı altında adlandırılan, tarihte Allah’ın lanetine uğramış helak olmuş bir topluluğu kuyruğuna takarak legalleştirme sapıklığı içine düşen, sahiplenen siyasilere ne demeli? Utanmadan bunları yaşam biçimi ve tercih gibi söylemlerle toplumu kanıksatma gayreti içinde olanları lanetliyorum. Bu anlayışlar ve tezviratlar sosyal bulaşıcı bir hastalıktır.” 

Aydınlık gazetesinin Ulusal isimli internet sitesi yazarlarından Gürkan Demir, “Bu bir reklam değildir!” başlıklı köşe yazısı: “Oyunda LGBT'li bir karakter vardı. Onun üzerinden yapılan şaka da bir hayli yersizdi. Komutan karakterindeki Behzat Uygur’un kullandığı "LGBT toplantısına katıldı. Birazdan arkasından polisler gelir" repliğini son derece talihsiz buldum. Polislerimiz, hendekler kahramanca savaştı, Büyük faciaları önlemek için bombaların üzerine siper oldu. Yani polisin işi gücü LGBT'li kovalamak değil. Ama işi onların taşkınlıklarına göz yummak da değil!”

Akit’in muhalefet karalama bahaneli homofobik nefret nakaratlarını, Takvim köşe yazarı İsmail Çağlar, “LGBTQ2S + ve Deva” başlığı altında “köşe yazısı” diye tekrar ediyor: “Kendileri için kullandıkları kısaltmaya hemen her gün yeni bir harf ekliyorlar. Aslında ekledikleri her bir harf yeni bir sapıklığa işaret ediyor. Lezbiyen, gay, biseksüel, trans, interseksüel, aseksüel, queer… En sonuna da ‘+’ diyerek devamının geleceğini söylüyorlar. Devamında ise hayvanlarla, çocuklarla ve birinci dereceden aile bireyleri ile cinsel ilişkinin normal kabul edilmesi var.”

Takvim köşe yazarı, Akit’in tanıtımıyla Doç. Dr. İsmail Çağlar, İstanbul Medeniyet Üniversitesi Öğretim Üyesi, daha önce de, “Hiçbir ahlaki ilkeye, beşeri idrake, aklıselime sığmayan LGBT aktivizmi 'cinsel yönelim' kavramının içerisine sığıyor… Bu kavramlar olmasa da İstanbul Sözleşmesi 'kirli' bir metin.” diye yazmıştı. “LGBTQ2S + ve Deva” başlıklı nefret köşesinde ise bu kez, “Lise müfredatına ‘Toplumsal Cinsiyet Eşitliği Eğitimi’ dersini ekleyeceğiz. Üniversitelerde seçmeli olan bu dersi tüm üniversitelerde müfredata alacağız.” açıklaması yapan Ali Babacan’ın Genel Başkanı olduğu Deva Partisi’ne muhalefet bahanesiyle LGBTİ+ toplumuna iftira atarken, hakaret ve nefret söyleminde sınır tanımıyor.

Akit’in Aralık ayı homofobik nefret köşeleri

Nefret söylemi üretme, yayma ve teşvik yayın organı Akit’in köşe yazarı, aynı zamanda Yazı İşleri Müdürü de olan Ali Karahasanoğlu, muhalefet karalama bahaneli homofobik nefret siyasetiyle hep aynı nakaratları Aralık ayı boyunca tekrar etti.

Hak savunucusu Erinç Sağkan’ın Türkiye Barolar Birliği başkanlığına seçilme sürecinde manipülasyon, dezenformasyon ve provokasyonla kendinden geçen Akit, Kasım ayında, “‘Eşcinsel Savunucusunu’ TBB Başkanı yapacaklar” ifadesiyle kolajladığı Erinç Sağkan portresini “haber” görseli olarak kullanmıştı. 

Akit yazarı Ali Karahasanoğlu, TBB seçimlerinin ardından aynı haberi “İslam’a “Ortaçağ kafalı” diyen Barolar Birliği Başkanımız da oldu!” başlığı ile Aralık köşe yazısında tekrar etti: “1,5 yıl önce, Diyanet İşleri Başkanı Ali Erbaş’ın, “Çocuklarımızı eşcinsel dayatmalarından kurtarmalıyız” mealindeki hutbesi üzerine, manevi değerlere nefretini kusan Ankara Baro Başkanı Erinç Sağkan, şimdi Barolar Birliği Başkanı oldu. Şaşırdım mı? Hayır..”

Akit köşe yazarı ve yazı işleri müdürü, hızını alamadı ve “daha düne kadar AK Parti çatısı altında siyaset yapanlar” diye ifade ettiği gruplara “kına yaksınlar” diye devam etti: “Muhafazakar avukatlar, eşcinsel destekçisi baronların başkanlığının utancından kurtulmak için TBMM’de ikinci baro kurabilme hakkı tanındığında.. “Bu düzenleme ile barolara siyaset girer. Sünni-Alevi barolar kurulur. Terör örgütlerine yandaş barolar kurulur” diyen, daha düne kadar AK Parti çatısı altında siyaset yapanlar.. Kına yaksınlar.. Eşcinsel destekçisi baronlar, onların destekleri ile, Barolar Birliği Başkanı koltuğuna oturup, “AK Parti’yi yendik” zafer çığlıkları attılar..”

TBB'de 8 yıllık Metin Feyzioğlu döneminin sona erip Erinç Sağkan’ın seçilmesi üzerine muhafazakâr avukat ve siyasetçilere yönelik “kına yaksınlar” tepkisiyle öfkesi geçmeyen, nefreti dinmeyen Akit köşe yazarı ve yazı işleri müdürü, “Zinayı ve zinacıları kim savundu: CHP’li eski vekil!” başlığı altında devam ederken düzeyi “etek” sevisine kadar düşürmekte sakınca görmüyor: “Eşcinsellere, eşcinselliğe sahip çıkıyor.. Hani, “Sen eşcinsel olmak istiyorsan, kimse önüne geçmiyor. İster etek giy.. İstersen kadın ismi al.. Ama bırak da, bu millet, çocuklarını, İslam’ın emri gereği, eşcinsellikten uzak tutsun!” desek.. “Bana hakaret ediyorsun” diye saldırı moduna geçeceğinden eminim.”

Akit yazarı ve yazı işleri müdürü, “köşe” ile yetinmiyor yeni Türkiye Barolar Birliği başkanına yönelik tepki bahanesiyle sarf ettiği cinsiyetçi ve homofobik nefret söylemlerini bir de “haber” olarak tekrar ediyor: “Eşcinsel savunucusu Erinç Sağkan’a tokat gibi sözler! Sana ‘ister etek giy, ister kadın ismi al’ desek... Yeni Akit gazetesi Sorumlu Yazı İşleri Müdürü Ali Karahasanoğlu, bugünkü yazısında eşcinsel savunucusu TBB Başkanı Erinç Sağkan’a tokat gibi sözler sarfetti.”

Akit yazarı ve yazı işleri müdürü devam ediyor: “Gümüşhaneli ama, başörtülüye vermediği desteği, cinsel sapkınlık içindeki eşcinsellere veriyor… Eşcinsellere, yani insanlığın yaratılışına aykırı ilişkilere sahip çıkıyor.. Tıp uzmanları söylemiyor mu, “Nerede akşam, orada sabah” türünden cinsel hayatları olanların, ordan burdan kaptıkları hastalıkları, ilişkiye girdikleri herkese bulaştırma riski taşıdıklarını.. Hele hele.. Aynı cinsten insanların birbirleri ile cinsel ilişkilerinin, zaten tam bir fecaat olduğunu, doktorlar da kabul etmiyor mu? Allah’ın ayetindeki, eşcinsellikle mücadele edilmesi gerekliliğini tekrarladığı için, Ali Erbaş’a hakaret edenler.. Hakaretlerini “Düşünce özgürlüğü” olarak savunanlar..”

Muhalefet karalama bahaneli homofobik nefret nakaratları Akit yazarlarından gene Zekeriya Say’dan geliyor. Homofobik nefret söylemleri yanlarına kâr kaldığından, Akit yazarı, güya CHP’li büyükşehir belediyelerini eleştirme adı altında cinsiyetçi ve homofobik nefret nakaratlarını tekrar etmekten vazgeçmiyor: “Ekrem, Mansur’u niçin kovdu? Dansçı oyuncu Lale Mansur ile evli olan Cem Mansur, “hayat kadını” rolleriyle tanınan ve hayalindeki rolün bir transseksüeli oynamak olduğunu söyleyen eşini desteklerken… İmamoğlu ise LGBTİ sapkınları İBB bünyesine katarak eşcinselliği meşrulaştırmaya çalışmıştır.”

Akit’in “spor” köşe yazarı Ahmet Gülümseyen, “Cübbeli Ahmet Hoca’nın karşı çıktığı sporcu ‘kimliği’” başlığı altında, “Spora karşı olmadığımıza her defasında vurgu yaparken; spor üzerinden gerçekleştirilen ‘sapkınlıklara’ da evet diyecek durumunda değiliz elbette.” ifadesiyle cinsiyetçi ve homofobik nefret söylemini lütfediyor, ardından köşesini, Tokyo Olimpiyat Oyunları’na katılan Türkiye Millî Kadın Voleybol Takımı oyuncularından Ebrar Karakurt’a yönelik kamuoyunda “Cübbeli Ahmet Hoca olarak bilinen Ahmet Mahmut Ünlü”nün, lezbiyenliğe karşı kurumsal ayrımcılığa ve nefret suçuna çağrıda bulunduğu sözleriyle dolduruyor. 

Akit köşe yazarı İbrahim Karataş, “Z kuşağı ve cinsel tercihler” başlıklı yazısında, “Gallup tarafından açıklanan bir anket sonucu Türkiye’yle ilgili veriler içermese de yine de Türkiye hakkında bir fikir verebiliyordu. Anket, Amerikan toplumunun cinsel tercihleriyle ilgiliydi.” diyor ve ekliyor: “Görüleceği üzere Z kuşağında LGBT’nin harflerinin temsil ettiği cinsel tercihler bir hayli fazla.”

LGBTİ+’ların cinsel yönelim ve cinsiyet kimliği temelli eşit yurttaşlık hak taleplerini “fıtratla uyuşmayan tercihler” diye yaftalayan Akit köşe yazarı Karataş’tan sözü “okur”u alıyor: “Lgbt de, siyonizmin tek dünya devleti için diğer tüm pislikleri gibi insanlığa dayattığı bir melanettir. Lgbt konusunda, hümanizma kılıfında insanlığa yutturulan bilimsel vs çalışmalar tam anlamıyla yalan ve aldatmacadır, tüm 7 milyar insan toplasan 1 milyon siyonist şeytana yenik. Bu konuda bilimsel ruhsal sağlık temelinde gercekleri yazan işleyen yayın evleri, bunların paralı maşası sözüm ona sağlık psikolog odalarınca tehdit edilip, kitapları yazıları yasaklanmaya calışılıyor. Lgbt, dinsizlik, fuhuş, sex furyası, peygambersiz hadissiz islam, istanbul sözleşmesi, kadının evden cıkarılarak patrona köle çocuğuna uzak edilmesi, covid virüs, aşı, iklim anlaşması, uyuşturucunun yaygınlaştırılması, terör olayları, işsizlik, faiz, gıda terörü, sefaletin dünya geneline yaydırılması siyonizmin tek dünya kölelik devleti için bir çok cepheden tüm insanlığa karşı açmış olduğu savaş cepheleridir. Her birine karşı tek tek cephe durmadan, siyonizmi gebertmeden insanlığa huzur yoktur.”

Haftanın gündemi, konusu her gün ama her gün “köşe” dolduran Akit yazarlarından Abdurrahman Dilipak için fark etmiyor. Nefret nakaratlarını komployla harmanlarken, hep aynı cinsiyetçi ve homofobik söylemle tekrar ettiği yazılarıyla LGBTİ+ ve kadın karşıtlığına devam ediyor:

“Şeytan ve siz, nefsinizle merhamet ve sadakat da olmayan bu dünyada, cinsel yönelimler ve deneyimleriniz, ihtirasla istediğiniz şeylere ulaşma konusunda yalnız ve tek başınasınız!”

“LGBT onur yürüyüşünü selfi yap, destek mesajı gönder, 40 günde devri alem, dünya turu bedava olabilir mesela!?.”

LGBT’liler ve uyuşturucu kullanıcıları için eşsiz bir yer. Çünkü artık siber uyuşturucular da var.”

Akit köşe yazarı Abdurrahman Dilipak’a, cinsiyetçi ve homofobik nefretiyle kadın ve LGBTİ+ düşmanlığı yapmak yetmiyor, komployla kardığı nefret söyleminde sınır tanımıyor ve LGBTİ+ eşit hak mücadelesine iftira atmaya vardırıyor işi: “LGBT artık “E”yi de ekledi harf dizisine. “Ensest” ilişkiler haber olmaya başladı. Baba bir kızı taciz ederken, oğlu kayda alıyor! “Pedofilik Satanistler” yönetiyor dünyayı sanki. İnsan dediğiniz mahlûk, “Din, ahlak, gelenekten, biyolojik cinsten, kimliğinden bağımsız” bir BİREY olarak artık GENDER şeklinde tanımlanıyor nüfus kaydımızda. Çünkü artık biz bir GENOM’uz. 14 yaşındaki kız çocukları bile artık, anne-babasından bağımsız olarak, CİNSEL YÖNELİM’i için CİNSEL TERCİH’te bulunmadan önce CİNSEL DENEYİM yaşayabilir ve siz ona engel olamazsınız. Çünkü uluslararası sistem LANZAROTE’de onlara bu anlamda özgürlük vadediyor. Size ne oluyor. Hem siz Lanzarote’yi (1, 2, 3, 4) imzalamadınız mı?”

 


Etiketler: insan hakları, medya, nefret suçları
Telegram