08/11/2020 | Yazar: Oğul Can

“O şeylerin üstüne, evet linç bence de diyebiliriz, grup grup erkeklerin toplanması, okul müdürümüze mesela benim sevgilimi aldattığımı anlatmaları, neden abi neden yani? Vurun kahpeye o noktada çünkü.”

“Kendi bedenim benimmiş gibi daha fazla hissedebildim” Kaos GL - LGBTİ+ Haber Portalı

Tekeşlilik dosyasında son konuğumuz Seven Tertemiz…

Bana kısaca kendini tanıtır mısın Seven? Neler yaparsın? Kendini hangi kimliklerle tanımlarsın?

İsmim Seven. 25 yaşındayım. Beyanım kadın. Kendimi bununla tanımlıyorum. Şu anda siyaset biliminde yüksek lisans yapıyorum. Bu kadar bence. Bu kadar yeter.

Aşk senin için ne demek Seven?

Aşk benim için dayanışma ve destek demek. Bunun ötesinde aynı zamanda ciddi, güçlü bir romantik bağın olduğu, bu duyguların karşılıklı paylaşılabildiği bir ilişki şekli demek. Ama benim için kesinlikle bunun yapı taşı, her şeyden ötesi benim için dayanışma ve destek. Bunlar olduktan sonra geri kalanı bir şekilde benim için idare edilebilir bir şeye dönüşüyor. Bu yapı taşı yani.

Peki senin için aile ne demek? Senin bir aileden beklentin ne ya da bir aileye ihtiyaç duyuyor musun?

Bir aileye ihtiyaç kesinlikle duyuyorum. Hayatımda bunu da bir şekilde inşa edebildiğimi düşünüyorum. İçine doğduğum aileden bekleyeceğim destek, dayanışma, koruma gibi şeyleri her zaman elde edemedim. Aile benim için bu demek olmalıydı. Bu olmadı. Dolayısıyla benim için aile kendi etrafımda kendimi çevrelediğim insanlarla alakalı çünkü içine doğduğum aile mesuliyetlerimin olduğu, zorunluluklar içerisinde bir şeyleri idare ettiğim bir şey haline gelmiş durumda hayatımda şu anda. Dolayısıyla benim için aile biraz daha kendi seçimimle, bana bu bahsettiğim ihtiyaçlarımı verebilen insanlarla çevrelediğim durumla alakalı bir şey.

O zaman aslında âşık olduğun insanları ailen olarak da görmek istiyorsun öyle mi?

Tabii ki, kesinlikle istiyorum. Onlar da kesinlikle zaten o aile dediğim güruhun bir parçası oluyorlar hayatıma girdikleri noktada.

Anladım. Şu an bir ilişkin var mı peki, sevgilin?

Hayır, öyle bir ilişkim yok.

Olmasını ister miydin?

Hayatımın her anında istediğim gibi şu anda da kesinlikle çok isterdim çünkü o her ne kadar ailem dediğim insanlarla kendimi çevrelemiş olsam da o romantik bağın da var olması, onun üzerine o cinsel birlikteliğin de var olabilmesi benim hayatımda vazgeçilmez şeylerden bir tanesi ve şu anda her ne kadar gündelik kurduğum ilişkilerde o cinsel ihtiyacı, o cinsel duygulanımlarımı karşılayabiliyor olsam da bunlar çok limitliler. Tabii Türkiye'deki takılma kültürünün falan da etkisiyle birlikte çok daha limitli şeyler, benim o ihtiyaç duyduğum şeyleri o kadar karşılamıyorlar. Dolayısıyla şu anda hayatımda bir ilişki olsun evet kesinlikle isterdim.

Peki o ilişkiden nasıl beklentilerin olurdu, yani hayal ettiğin ilişki ne?

Nasıl bir sevgililiğim olsun isterdim? Bunu karşı taraftan beklentilerim üstüne kurarsak şu an ben cis ve heteroseksüel bir kadınım ve normların çok içinde yaşayan bir kadın değilim. Dolayısıyla benim beklentilerim ile karşı taraftan alabildiğim şeyler genelde çok uyuşan şeyler olmuyorlar. Örneğin, benim duygularımla da bağ kurabilen birisini istiyorum hayatımda ama erkekler kendi duyguları ile bile bağ kuramadıkları için benim yaşadığım hayatla herhangi bir şekilde empati yapabilen insanlar olmuyorlar çok büyük çoğunluğu. Bunun dışında tabii ki şiddet içermeyen bir ilişki isterim. Olduğum insandan dolayı yargılanmadığım, bir şeyleri, geçmişimi, isteklerimi saklamak zorunda olmadığım, bunların üzerinden değerlendirileceğimi ve yargılanacağımı düşünmediğim bir ilişki içinde olmayı çok isterdim çünkü bunlar zaten benim beklediğim dayanışma dediğim, korunma dediğim şey ama burada korunma ataerkil bir sahiplenilmeden bahsetmiyorum tabii ki. Bunun dışında en temel koşullarından bir tanesi, gerçekten pro-feminist olması, feminist bir erkek bile değil. Bir şekilde benim Türkiye'deki durumumu, benim kadınlığımı, benim yaşantımı anlayabilecek, beni dinleyebilecek, beni dinlemeye ve bu konuda öğrenmeye açık ve her noktada bunun bizim hayatımızın içine gömülü bir şey olduğunu, benim hayatı bu lensten gördüğümü anlayıp bununla bağ kurabilecek, beni dinlemekten sıkılmayacak ve bunu anlamaya çalışacak bir insan olmasını isterdim. Cis-het ilişkiler içerisinde konusunu açmak biraz daha zor bir şey olduğu için sanırım belirtme ihtiyacı duyuyorum, örneğin açık ilişki, poliamori gibi şeyleri konuşmaya açık bir insan olmasını dilerdim. Ama böyle biri yok zaten.

Bir yandan erkeklere ilgi duyuyorsun ve bir yandan da hayatında devamlı olarak seni destekleyip yanında olabilecek birine ihtiyaç duyduğunu söyledin ama bir yandan da çoğu ilişkinde bu beklentinin karşılanmadığını söylüyorsun. Bu durum seni zorluyor mu ya da nasıl zorluyor?

Bu durum beni inanılmaz zorluyor çünkü benim devamlı bir şeylerden feragat etmem gerekiyor. Zaten beklentilerim her ne kadar yüksek gibi görünse de aslında bunlar çok insani ve çok doğal beklentiler. Ben bu kadar insani ve doğal beklentilerden bile devamlı feragat etme halindeyim. Gerçekten de duygusal anlamda da ruhsal anlamda da cinsel anlamda da bir yalnızlığa itiyor beni bir noktada. Evet sanırım hatta beni en zorladığı nokta yalnızlık diyebilirim. Ben kendimi yalnız hissettiğim bir şeyin içindeyim ve bu ilişki içerisinde de bu şekilde devam ediyor çünkü ben bu beklentileri karşılayamadığım için bir şekilde istemeyerek bir şeyler yaptığım için beni çok yalnızlaştıran ve bu noktalarda kimseyle dayanışamadığım bir şeye dönüşmüş oluyor. Bunun dışında da şey noktasında da çok zorlanıyorum, bunları karşıdaki insana öğretmek diyeyim. Ne kadar doğru bir şey bilmiyorum ama bu öğretmek oluyor benim için cishet erkeklerle, sıfırdan onların hem kendi duygularıyla bağ kurmalarını öğretmeye çalışıyorsun hem seni anlamaya çalışmalarını sağlamaya çalışıyorsun ve bu çok ciddi bir duygusal emek gerektiriyor ve ben bunu bir adama yapmıyorum. Hayatıma giren ve bir şekilde sevgililik olmak zorunda değil, belirli bir şekilde ilişki devam ettirdiğim her adama devamlı yapmak zorunda olduğum için beni hem yalnızlaştıran hem de çok yoran bir şey. Belirli bir noktadan sonra gerçekten beni umutsuzluğa sürüklüyor. 

Peki geçmişte çokeşlilik deneyimin oldu mu ilişkilerinde?

Yani bilinçli bir şekilde herkesin bunun ayırdında olduğu bir çokeşlilik deneyiminden bahsediyorsak hayır öyle bir deneyimimim olmadı.

Çokeşliliğe açık olduğunu hatta sonraki ilişkilerinde istediğin bir şey olduğunu da söylüyorsun. Geçmişte niye daha önce deneyimlemedin?

Yani açık söyleyeyim çokeşlilik kavramının bu şekilde ayırdında olmam bile benim için çok yeni bir şey zaten. Ben cis heteroseksüel bir kadın olarak tekeşli ilişkiler içerisine doğmuş ve bunun içinde büyütülmüş bir kadın olduğum için benim bütün ilişki deneyimlerim bunun üzerinden şekillendiği için bu benim için bir opsiyon bile değildi. Çoğu cis heteroseksüel kadının da bununla bağ kurabileceğini düşünüyorum şu anda. Konuşmaya açılması bile çok uygun olan bir şey değil. En azından benim içerisine girdiğim ilişkilerde bu zorlu bir konu, karşındaki insanın sana bakışını direkt değiştirecek bir konu oldu. Sen direkt zaten orospu etiketini de yiyorsun bir noktada. Güvenilmez bir insan olduğun ortaya çıkmış oluyor. Bunu açtıktan sonra göze alman gereken çok fazla şey oluyor. Yalnızlık bunlardan bir tanesi mesela. Buna cesaret etmedim diyelim belirli noktalarda. Belirli noktalarda politik bilincim bu seviyede değildi ve bunun bir seçenek olabileceğinin ayırdında değildim. Dolayısıyla hiç böyle bir ilişki yaşama şansım olmadı. Ben yalnız kalmamak adına bu dayanışma ve aile ihtiyacından da ötürü tekeşliliği seçtim genellikle.

Anladım. Peki hiç aldattın mı veya aldatıldın mı?

Çok aldattım. Benim bilgim dahilinde bir kez aldatıldım.

Zorunlu çokeşli.

Ahahaha! Bundan sonra kendimi böyle tanıtacağım evet! Kesinlikle böyle tanımlayacağım kendimi artık, götümü kurtarır belki birazcık. Çok aldattım, benim bilgim dahilinde de bir kere aldatıldım. Tabii bilgim dahilinde olmayan neler olmuştur o kadarını bilemeyeceğim.

Aldatıldığını yakaladın mı nasıl yakaladın ya da?

Yakaladım. Yani çok tipik bir senaryoydu. Bir ilişkim vardı, bana bir yalan söylemişti, birileri ile dışarıya çıktığını söyledi ama başkalarıyla dışarıya çıkmış. Daha sonra ben bunun fotoğraflarını görüp öğrendim. O başkalarıyla dışarıya çıktığı grubun içerisinde de zaten flört ilişkisinin olduğu bir insan vardı. Daha sonra işte böyle böyle bir şey olmuş, ne oluyor diye sorduğumda da kendisi bana açık açık söyledi ne olduğunu. O şekilde öğrendim. O fotoğraf olmasaydı da o kişi bana muhtemelen söyleyecekti yani. O gün bitti ilişkimiz çünkü biliyorsun aldatma konusunda çok hassasımdır.

Ahahaha. Aldatma senin kırmızı çizgin.

O gün zaten bitmişti ilişkimiz. Bir şekilde o insan bunu bana söylemese bile benden ayrılacağını düşünüyordum açıkçası ama öyle gerçekleşti yani.

Ne hissettin peki bunu öğrenince, seni ayrılmaya iten düşünce ya da motivasyon neydi?

İlk hissim kandırılmış hissetmekti ama kandırılmışlık hissinin altında da şey vardı. Şunu kabul etmek zorundayım, tekeşliliğin getirdiği ciddi bir güven duygusu var. Yani kendini çok daha güvende hissediyorsun. O ilgi, o sevgi, o cinsellik senin tekelinde olduğunda öğrenilmiş bir şekilde kendini çok daha rahat ve güvende hissediyorsun. O hissim yok oldu. Kendimi değersiz hissettim açıkçası yani. Hem kandırılmış hem de değersiz hissetmek birleştiğinde -benim için değerli hissetmek de çok önemli olduğu için bir ilişkinin içerisinde- o noktada artık devam edebilecek noktada hissetmedim kendimi. Tabi 17 yaşındaydım onun da etkisi var ama o noktada evet kesin duygu değersiz hissetmekti benim için. Böyle hissettiğim için daha fazla onun içinde olmaya devam edemedim.

Şu an bir ilişki içerisinde olsan ve partnerin seni aldatsa, oturup konuşsanız ve sana doyurucu açıklamalar yapabilse, örneğin nerede hatalı olduğunu veya seni neyin kırdığını, özür dilemenin bir adabı vardır ya, bu adabı yerine getirebilse sen devam eder miydin sence ilişkiye?

Ederdim, kesinlikle ederdim. Hatta o ilişkimde de sanıyorum eksikliğini en çok hissettiğim ve değersizlik hissimi perçinleyen şey bu insanın o konudaki tavrıydı. Diyorum ya o ilişki bitecekmiş zaten ben bunu öğrenmesem bile. O karşımdaki insanın bana yaptığı açıklamalardan bunu anlamıştım mesela ve o noktada benim güvence alabileceğim hiçbir şey kalmadığı için o benim gözümde artık oluru olmayan bir şey olmuştu.

Aldattığında neler oldu peki, uygunsa senin için anlatmak ister misin?

En bombalarını anlatayım, benim üzerimde ciddi travmalar bırakmış olanlarını. Senin de bildiğin üzere ilk başta lise birde senin bildiğin sevgilim vardı. Onu yakın bir arkadaşıyla aldatmıştım ve benim bilgim dahilinde o yakın arkadaşın benim sevgilime bunları anlatmasıyla olay patladı. Aldattığım çocuk var bir de yakın arkadaşı var. Yakın arkadaşı ne oluyor bu denklemde?

Üçüncü.

Üçüncü diyelim. Üçüncü kişi hiçbir şekilde benim karşılaştığım duygusal, psikolojik ve fiziksel şiddet tehditleriyle karşılaşmadı mesela çünkü ben kadındım o erkekti.

Halbuki o da partnerinin arkadaşıydı.

Evet, hem de yakın bir arkadaşıydı yani. Onun başına böyle şeyler gelmedi ama ben zorbalığa uğradım çevremdeki insanlar tarafından çünkü orospuluğum biliniyordu herkes tarafından. Bunun dışında kendimi erkek arkadaşımla barışmak ve ona yalvarmak zorunda hissettim çünkü o durumun içerisinde beni aklayabilecek tek şey onun beni affetmiş olmasıydı. Ancak bu koşullar içerisinde ben aklanabilirdim ve normal varlığıma devam edebilirdim. Baya tabi suçluluk da hissediyordum tabi o ayrı. Yani o suçluluk geçsin diye de barışmak istiyorsun bir yandan da ama bugün dönüp baktığımda onun da benim için ciddi bir hayatta kalma mekanizması olduğunu düşünüyorum. Barıştıktan sonra sevgilimle bu şeye dönüştü, ben zaten bir orospuyum, birlikte olunması kimse tarafından hoşlanılmayacak, kimsenin istemeyeceği bir kadınım ama o bütün bunlara rağmen beni kabul etmiş, o bir lütufta bulunmuş, dolayısıyla benim birçok şeyi buna şiddet de dahil alttan almamın gerektiği bir ilişki ve bu ilişki devam ettikçe şiddetin seviyesi çok artmaya başladı. Ben sürekli bu olay pişirilip pişirilip önüme koyulduğu için kendimi sürekli suçlu ve bunları hak etmiş bir konumda bulmaya başladım. Bu bir de benim ilk ilişkimdi. İlişki fikri de kafamda bunun üzerinden şekillendi. Kendime verdiğim değere dair de kafamda ciddi zedelenmelere yol açtı. Çok fazla kabul edemeyeceğim şeyi kabul etmeme sebebiyet verdi.

Bütün bunlar olduğun 16 yaşında mıydın?

14, lise birdeydim.

Yani aslında sevgililiği, aşkı, cinselliği hala deneyimleme noktasında olduğun bir dönemdi, sonuçta evlenmeyeceksin 14 yaşında sevgili olduğun biriyle. Tüm tarafların aynı zamanda o ilişkinin birbirinize bir şeyler öğrettiğiniz bir arkadaşlık olduğunu bilmesi gereken bir yaş. Yani burada senin aldatmana hata diyecek olursak, hatalar yaparak öğreneceğimiz bir yaş aslında ama yaşadığın şey bu.

Aynen öyle.

Aldattığın hikayelerin hepsini teker teker anlatmak uzun sürebilir ama genel haliyle nasıl hissediyorsun aldatıyor olman konusunda?

Linç yiyeceğim şeyler söylemek istemiyorum şu an bu konuda. Yani şöyle, aldatmak doğrudur ya da aldatmak yanlıştır gibi bir noktadan yaklaşmaya çalışmıyorum şu anda ama bunun benim adıma özgürleştirici olduğu çok fazla nokta oldu bugünden geriye baktığımda. Bunu illa sevgililerimi aldatarak mı yapmalıydım? Hayır. Ama benim var olduğum cisseksist patriyarkal koşullar içerisinde yaşarken elimde belirli imkanlar vardı. Ne noktada özgürleştirici oldu diye düşünüyorum. Mesela bedenimle alakalı, nasıl diyeyim, ya sürekli böyle o ilişkinin içerisinde olduğum partnerimin gözünden bedenime baktığım bir durum içerisindeydim. Her zaman o hak sahibiydi benim bedenim üzerinde. Onun beğendiği yerlerim beğenilebilirdi ve onun beğenmediği yerlerim çirkin olan ve özgüvensiz olmam gereken noktalardı. Başkaları ile bir şeyler yaşayıp aldattığımda kendi bedenim benimmiş gibi daha fazla hissedebildim mesela. Yani o bedenin üzerinde hakimiyet kuranın onun olmadığını o bedenin aslında gerçekten bana ait olduğunu ve o bedenle birlikte yanlış kararlarsa da yanlış karar verebilme yetisine sahip olanın ben olduğumu bir noktada bana içten bir yerden hissettirdi diye düşünüyorum. Dediğim gibi bunları bilinç düzeyinde düşünüp yapmıyordum o dönem tabii ki. Hiçbir zaman aldatmak eylemini oturup düşünüp gerçekleştirmiyorum ama şu an geri dönüp baktığımda bunun kesinlikle böyle bir tarafı olduğunu düşünüyorum yani bedenim açısından. Onun dışında bana şey konusunda da biraz özgürleştirici gelmişti hani o zorunlu tekeşliliğin içindeyim ve zorunlu tekeşlilikle ilişki şiddeti baya bağlantılı şeyler. Bunu ne kadar açabilirim bilmiyorum ama bir bağlantısı var kesinlikle.

Çokeşli olup olunmayacağı hiç müzakere edilmemiş ilişkilerden bahsediyoruz.

Aynen öyle. O şiddet dışında bir şeyleri seçebileceğimi ve bunları kendi kararımla yapabileceğimi yanlış veya doğru fark etmez bana gösterdiği için. Yani ben varım bir insan olarak, yani ben bir erkek bakışından var olmuyorum. Ben onun bana atadığı şekillerde ya da beni nasıl gördüğü üzerinden var olmuyorum. Ben gerçekten bir bireyim ve benim tercihlerim var, benim yaptığım şeyler var, istediğim şeyler var.

Aldattıktan sonra bazı ilişkilerinde çok büyük linç denebilecek derecede yer yer fiziksel temasa varan şeyler deneyimledin, şiddetin birçok türlüsünü gördün. Bu linçlere karşı koyman ve hayatta kalma güdüsünün etkisi oldu mu bireyselleşme sürecinde?

Yani şöyle ben zaten ne olursa olsun slut shaming'e uğruyorum tamam mı? O orospu damgasını ne olursa olsun yiyeceğim. Onun için aldatırken gerçekten isyan ettiğim bir taraf da vardı. Orospuluk mu abi alın size orospuluk. Gerçeğini göstereyim size de neymiş ne değilmiş anlayın, anladın mı? O şeylerin üstüne, evet linç bence de diyebiliriz, grup grup erkeklerin toplanması, okul müdürümüze mesela benim sevgilimi aldattığımı anlatmaları, neden abi neden yani? Vurun kahpeye o noktada çünkü.

İttirip kaktırdıkları bile oldu tepene toplanıp.

Fiziksel şekilde araya girdikleri oldu. Sözlü zorbalıkları geçiyorum. Bu bence benim kadınlık algımı etkileyen ve bu dünyada yanlış giden bir şeyler var, biz kesinlikle hiyerarşinin olmadığı bir dünyada yaşamıyoruz ve eşit değiliz noktasını içten içe bana öğreten şeyler bu deneyimlerdi. Bu deneyim kesinlikle bireyliğini perçinleyen bir şey çünkü orada diyorsun ki hayır ben buna karşı durmak zorundayım çünkü o benim hayatta kalma mekanizmam olacak daha sonra. Ben hayatta kalmak ve bununla yaşamıma devam edebilmek zorundayım. Dolayısıyla o şiddet benim dünyaya bakışımı da kadınlığımı algılayışımı da bu eşitsizliklerin farkına varışımı da çok ciddi şekilde etkiledi.

Röportajın başında şey dedin ya, aşk ve ilişki destek ve dayanışma demek benim için ve bir ilişki istiyorum dedin. Bunun yalnızlaştırılmış olmanla bir ilişkisi var mı peki? Bir yandan aslında arkadaşlarından partnerlerinden slut shaming'e maruz kalıyorsun. Bir yandan yalnız kalıyorsun falan. Bunlar senin hayatında stabil bir şekilde senin yanında olacak birine duyduğun ihtiyacı arttırabilir gibi geldi bana.

Kesinlikle bunun çok büyük bir etkisi var çünkü kafamda bir yerde ne olursa olsun ben bunun bir şekilde gerçekleşeceğine artık inanmış durumdayım. Hayatımda artık gerçekten beni ben olduğum için kabul edilme ihtiyacımı bunlar çok arttırıyor.

Teşekkür ederim zaman ayırdığın için. Ağzına sağlık.

Ne demek.

Dosyadaki diğer yazılar

Tekeşliliğin biyolojik açıklamalarının insan yaşamı ve düşüncesine etkisi- I

Tekeşliliğin biyolojik açıklamalarının insan yaşamı ve düşüncesine etkisi - II

“Aşk benim için tutkuyla sarıldığım her şey demek”

“Romantik ilişki hayatın merkezindedir algısı var”

Zorunlu tekeşliliğin kısa bir tarihi – I

Zorunlu tekeşliliğin kısa bir tarihi – II

“Ahlakçılık, çok eşliliği konuşmayı zor kılıyor”

“İlişkiden beklentim kendim olabilmek, bir şeyler paylaşabilmek için güvenli alan”

Zorunlu tekeşliliğin anatomisi- I

Zorunlu tekeşliliğin anatomisi- II

“Daha kolektif ilişkilenmelerde bulanabileceğim bir dünya isterim”


Etiketler: yaşam, aile, cinsellik
İstihdam