01/09/2022 | Yazar: Ali Erol

Homofobik nefret söylemiyle bendini aşıp “köşe”lerine sığmayan, LGBTİ+’ları düşmanlaştırarak hedef gösteren gazete yazılarını okuyoruz…

Yeni Şafak’tan Ağustos ayı homofobik nefret “köşe”leri Kaos GL - LGBTİ+ Haber Portalı

LGBTİ+ toplumuna, kurumlarına ve kişilere karşı cinsiyetçi ve homofobik dezenformasyona ortak olan, doğrudan üreten, yayan ve teşvik eden muhafazakâr ve hükümet yanlısı medya organlarından köşe yazılarını derledik.

İşte, Yeni Şafak yazarlarından Ağustos ayı köşeleri…

Yeni Şafak’ın LGBTİ+ karşıtı “haber” yapması engelleniyormuş

Yeni Şafak yazarı Ersin Çelik, “Ne yani LGBT hakkında haber yapamayacak mıyız?” diye soruyor!

Nefret söylemini doğrudan üreten, yayan, okurlarıyla takipçilerini teşvik eden Akit ile yarışan muhafazakâr merkez medyadan Yeni Şafak; LGBTİ+ kurumlarını kriminalize etme ve hedef göstermekte Yeni Akit’ten geri kalmayan Yeni Şafak; karalama kampanyasıyla düşmanlaştırdığı Kaos GL Derneği’ni bir dizi manşet serisiyle doğrudan hedef almakla yetinmeyip LGBTİ+ derneklerini “ajan” yaftasıyla karalayan Yeni Şafak gazetesinin köşe yazarı, “Haber yapmamız engelleniyor” diyor!

LGBTİ+’ların anayasal tanınma, ayrımcılıklara karşı güvence ve eşit yurttaşlık hakkını inkâr gereği yaftalama, hedef gösterme, kriminalize etme yetmeyince nihayet LGBTİ+’ları “terör” ile ilişkilendiren nefret korosundan Yeni Şafak gazetesinin internet servisinin homofobik nefret yayını yalanlandı diye yakınıyor köşe yazarı Ersin Çelik!

Yeni Şafak internet servisinin mikrofon tuttuğu “uzman, cesur ve de bilimsel” isimlerinin nefret nakaratlarına 12 sene önce cevap verilmemiş gibi, heteroseksist cinsiyet rejiminin ürettiği toplumsal homofobiyi görmezden gelen yaklaşımın üretmekten vazgeçmediği dezenformasyonun bir kez daha yalanlanmasından dert yanıyor Yeni Şafak köşe yazarı!

Homofobik sayılmaktan yakınırken nefret söylemi saçmaktan vazgeçmeyen Yeni Şafak yazarı, “LGBT sapkınlığına karşı harekete geçip güçlü tepkiler ortaya kocayacağız” hedefiyle “homofobik” denilme kaygısından kurtulduğunu ilan etmesinin ardından, Temmuz ayında, nihayet, “Anayasal haklardan siyasal katılma hakkını LGBTİ+ yurttaşlara tanımadığını” söylemekte hak, hukuk ve demokrasi açısından beis görmediğini açıktan belli etmişti.

Yeni Şafak köşe yazarı Çelik, “alanında uzman altı hocanın görüşleri” sanki yıllar yıllar önce yalanlanmamış gibi, “LGBT dosyamıza konuşan uzmanları hedef alan ve mesleki bilgilerini, kariyerlerini boşa düşürme amaçlı bir analiz yayınladı” diye teyitorg’u şikayet ediyor: “Teyit, Yeni Şafak’a konuşan uzmanların adını anmamış fakat dördü profesör ikisi alanında isim yapmış 6 uzmanın karşısına konulan Seven Kaptan’a dikkat çekmek istiyorum. Kendisi bir LGBT aktivisti.”

“LGBT lobisi”, “tedavi”, “LGBT propagandası”, “fon” nakaratlarıyla devam eden Yeni Şafak internet servisi genel yayın yönetmeni Çelik’in yazısını bir de Akit servis ediyor: “…küreselci/siyonist ideolojiye hizmet eden sosyal medya…”

Yeni Şafak köşe yazarı Çelik, Ağustos ayındaki nefret köşelerine, “LGBT ideolojisi: Anne-baba olmayacak nesil inşa ediliyor” başlığı ile devam ediyor. Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’nun, cinsel yönelim ayrımcılığına karşı yasal koruma sözünü hatırlatarak başlayan Yeni Şafak yazarı, “Soyu kurutuyorlar!” diyor, sonra da yazdıklarının komplo olmadığını söyleme gereği duyuyor: “LGBT ideolojisi geleceğin anne babalarının, çocuk sahibi olmasını faşist uygulamalarla önlemeye başladı. Yazdıklarım, aktardıklarım komplo teorisi değil. Her şey gözlerimizin önünde yaşanıyor.”

Polonya’nın katolik kurumsal homofobik siyaseti ve yandaş medyasının nefret diliyle dolaşıma giren, devlet başkanı Duda’nın nefreti körüklemek için 2020 başkanlık kampanyasında sarf ettiği, “bayanlar baylar, bize onların [LGBT] insan oldukları söyleniyor, bu yalnızca bir ideoloji” söylemini takip eden Yeni Şafak köşe yazarı Ersin Çelik, ayrımcı nefret nakaratlarını Akit’ten Dilipak’ın ilgili ilgisiz her yazısında harmanlayıp bıktırasıya sıraladığı söylemlerle tekrar ediyor: “LGBT ideolojisi tüm dünyada meşru olma ve destek bulma aşamalarını geçti. Zamanın yetişkinleri ve gençlerine “farklı cinsel yönelimlere saygı duyma dayatması” eşiği çoktan aşıldı. Bilimsel hiçbir kanıtı olmamasına rağmen “homosek-süellik doğuştandır” fikrini ortaya atıp Dünya Sağlık Örgütü ve güdümündeki doktorları sözcü yaptılar… Dünyanın nüfusunu bir milyara düşürecek proje… LGBT ideolojisi… Yazdıklarım, aktardıklarım komplo teorisi değil…”

Yeni Şafak yazarı, Ağustos ayından, “50 bin kişi LGBT’ye karşı yürüdü kimseler duymadı!” başlığı altında bu kez Sırp Ortodoks Kilisesiyle hristiyan sağını selamlıyor. EuroPride 2022’nin, “Belgrad hazır!” mesajıyla 12-18 Eylül 2022 tarihleri ​​arasında Belgrad'da düzenlenecek olmasına karşı yürüyenlerin nefret siyasetini savunan Yeni Şafak yazarı, Sırp Ortodoks Kilisesi piskoposunun “silahım olsaydı kullanırdım” söylemini ve de sadece LGBTİ+ düşmanlığıyla yetinmeyen sağın aynı zamanda Kosova’yı Sırbistan’ın parçası saymasını bile “konu” LGBTİ+ inkârı olunca görmezden gelmeyi tercih ediyor.

Sırp medyası göstericilerin sayısını 10 bin olarak verirken (Aydınlık, yaklaşık 30 binle yetindi) Yeni Şafak yazarının gönlünden 5 katının geçmesini geçelim, Sırp piskoposun sarf ettiği homofobik nefret söylemi ile silahlanma çağrısını görmezden gelip, “Birçoğu karı koca. El ele tutuşmuşlar. Bazı babalar çocuklarını omuzlarına almış” güzellemesi çekerken, sadece Eylül ayında yapılması planlanan EuroPride yürüyüşüne karşı olmakla kalmayıp Sırbistan’ın ilk kadın ve eşcinsel Başbakanı Ana Brnabić’in siyasete devam etmesine de karşı olduğunu öğreniyoruz: “Görüldüğü gibi LGBT lobisi her alanda ve var güçleriyle baskı uyguluyor. Popüler iletişim kanallarını ve içerik platformlarını kullanarak toplumsal zemin oluşturamadıkları ülkelerde yönetimleri siyasi baskı altına almaya başardılar. Zaten LGBT ideolojisini mevcut dünya düzeninde siyasetten ayrı düşünemeyiz.”

LGBTİ+’ların hak, hukuk, hürriyet ve anayasal eşit yurttaşlık mücadelesini “eşcinselliği yaygınlaştırmak” nakaratıyla karşılayan Yeni Şafak yazarı, Temmuz ayında, “LGBT örgütleri”ni, “siyasi zemin oluşturma çalışmaları yürütmek”le eleştirmiş, “çok değil 10 ay sonra yapılacak Cumhurbaşkanlığı ve milletvekili seçimlerinin öncesinde” Anayasal haklardan siyasal katılma hakkını LGBTİ+ yurttaşlara tanımayarak “altılı masa”yı “LGBT siyaseti”yle devirme ümidini belli etmişti. Ağustos ayında ise Sırbistan’dan “2023 seçimleri” için Türkiye’ye dönüyor ve gene “LGBT siyaseti”yle devam ediyor: “CHP ve HDP, partiler düzeyinde LGBT örgütlerine ev sahipliği yapıyorlar. Etkinliklerine katılıyor, siyasi vaatler veriyorlar. İktidarın ve Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın tavrı ise çok net. İstanbul Sözleşmesi’nden çıkılması en bariz gösterge. Asıl sorun ise medyada. Açıkça söylemem gerekiyor; Yeni Şafak’ın yaptığı haberler medyaya biraz da olsa yön verdi. Fakat yeterli değil. Halk, artık konuşulmamasını değil; neslin devamının tehlikede olduğuna dikkat çekilmesini istiyor. Sırbistan’da yaşananları hem dini, hem politik, hem medya hem de sosyolojik açıdan derinlemesine analiz etmeliyiz. Bence, 2023 seçimleri LGBT konusunda da belirleyici olacak.”

Yeni Şafak yazarı Ersin Çelik, “Sıra eşcinsellerin Türkiye’de çocuk büyütmesine geldi” başlıklı köşe yazısıyla devam ediyor: “LGBT ideolojisi…” Nasıl olsa, Yeni Şafak internet servisinin mikrofon tuttuğu o “uzman, cesur ve de bilimsel” isimlerden biri de çıkıp, “yapmayın Ersin bey, ebeveynin eşcinsel olması, bakıp büyüttükleri çocuklarının da “eşcinsel” olacağı anlamına gelmez, tamam, “LGBT”lere sapık diyorsunuz da, küfrün de bir adabı olur ne ima ettiğinizin farkında mısınız” demeyecek: “LGBT ideolojisinin büyük hedefi çocuklar.” Yeni Şafak yazarının, gene o “uzman, cesur ve de bilimsel” isimleri, konuştukları gazetenin internet servisi yönetmenine, “ama Ersin Bey, cinsel rıza yaşı ile cinsel kimlik yaşı aynı şeyler değildir, elbette “trans çocuklar vardır”, sizin heteroseksüel cinsel yöneliminiz nasıl ki TC yasal cinsel rıza yaşı olan 18 yaşınızda ortaya çıkmadıysa, o insanların da cinsel yönelimleriyle cinsiyet kimlikleri sizinle benzer gelişim dönemlerinde ortaya çıkar, ha, sadece içinde bulundukları kültürel ortamlara göre adlandırılışlarıyla anlamlandırılışları farklılık gösterir” diye de eklemeyecekler.

Yeni Şafak Genel Yayın Yönetmeni ve köşe yazarı Hüseyin Likoğlu, 6’lı muhalefet zirvesinin ardından “Temel Bey!”i “LGBT” ile karalamaya kalktığında İstanbul Büyükşehir Belediyesi’nde LGBTİ+’ların kent hakkını inkâr eden AKP muhalefetinin nefret nakaratını tekrar etmekten medet ummuştu. “CHP’nin çalıntı olmayan tek vaadi” başlıklı köşe yazısında ise aynı nakaratları bu kez doğrudan “CHP” üzerinden tekrar ediyor: “CHP, yerel seçimlerden önce çokça vaatte bulundu. Vaatlerinin büyük bir bölümünü unuttu, yerine getirmedi veya getiremedi. Ama LGBT konusunda vaatlerini yerine getirmek için bütün imkânlarını seferber ettiklerini ne yazık ki görüyoruz. CHP’li belediyelerde LGBT eğitimi, ana görev haline geldi. Evet, CHP’nin kendine ait bir vaadi var ve o vaat çok ciddiye alınmalı…”

Temmuz ayında, “LGBT ve lobisinin baskısı”ndan bahseden Yeni Şafak köşe yazarı Ayşe Böhürler, “Tabula rasa ve cinsiyetten arındırma” başlıklı Ağustos yazısında, “Bir heva ve heves… Onun peşinde ziyan olan bireyler, nesiller, toplum...” diyerekten cinsiyet kimliği gereği tıbbi ihtiyaçların karşılanması ve sağlığa erişim hakkının hayata geçirilmesinden dert yanıyor.

Not: Bu dizide, köşe yazılarından yapılan alıntıların yazım hatalarına dokunulmuyor; olduğu gibi alınıyor.


Etiketler: medya, nefret suçları
nefret