22/12/2022 | Yazar: Ali Erol

LGBTİ+ karşıtı nefret söyleminin Kasım seyrini “siyaset”, “yerel yönetimler”, “nefret mitingleri” ve “hükümet medyası” başlıklarıyla izledik

Homofobik nefret söyleminin Kasım ayı sosyal medya seyri Kaos GL - LGBTİ+ Haber Portalı

Çizim: Aslı Alpar / Kaos GL

LGBTİ+ karşıtı nefret söyleminin Kasım ayı seyrini “siyaset”, “yerel yönetimler”, “nefret mitingleri” ve “hükümet medyası” başlıkları altında izledik.

Homofobik ve Transfobik Nefret Söyleminin Kasım Ayı İnternet Seyrine sosyal medya ve internet ortamlarına yansımış ayrımcı nefret ifadeleri ile doğrudan üreten, yayan ve teşvik eden medya organlarından LGBTİ+’lara yönelik cinsiyetçi, transfobik ve homofobik nefret söylemlerini derledik.

Medya çalışmaları kapsamında sosyal medya mecrası ile internet medyasını izleyen Kaos GL, internet yayıncılığında dikkat çeken, sosyal medya ortamlarında öne çıkan Lezbiyen, Gey, Biseksüel, Trans ve İnterseks (LGBTİ+) odaklı homofobik ve transfobik nefret söylemi üreten ve yayan haberler ile mesajların takibini yaparak kaydını tutuyor. Cinsel yönelim, cinsiyet kimliği ve cinsiyet ifadesi ile LGBTİ+ varoluşlara yönelik ayrımcı yaklaşım, nefret söylemi üreten, yayan, teşvik eden, savunan ya da haklı gösteren ifadeler içeren haber ve yorumları aylık dosyalarla raporluyor.

Homofobik nefret siyasetinin Kasım gündemi

AKP Genel Başkanvekili Numan Kurtulmuş, Habertürk canlı yayınında, “Aileyi korumaya yönelik düzenleme LGBT bireylerine yönelik ayrımlara dönüşür mü?” sorusunu cevaplıyor: “İsteyen istediği hayatı yaşıyor. Herhangi şekilde baskı altına alınması gibi konu fiilen söz konusu değildir. Batı ülkelerinde 1960'lardan beri devam eden süreç. Burada aileyle ilgili tehditler 3'lü bir durum ortaya çıkıyor. İlki bu durumun yasalaşması, meşru kabul edilmesi. İkinci adım da hemcins evliliklerinin meşrulaştırılması. Hemcins evlilikleriyle oluşan ailelerin çocuk edinme hakkına sahip olması. ABD'de bazı eyaletlerde Batı'da bazı yerlerde gerçekleşmiş vaziyette. Buna karşı tedbir almak, Türk aile yapısını korumak için zaruri. Kimsenin kendi bireysel hayatlarına karşı tehdit değildir. Aile bütün toplumlar için anne ve babadan oluşur. Türk aile yapısını korumak zorundayız. Bunun için aileyi güçlendirecek tedbirleri anayasaya koymamız lazım.”

AKP Erzurum Milletvekili İbrahim Aydemir, TBMM’nde düzenlediği basın toplantısında konuşuyor: “(Kadına yönelik şiddet) ve 'LGBT'ye özgürlük' taban tabana zıt. Kadınla, LGBT'yi bir araya getirmek ayıp bir şey. Bir belediyenin vazifesi midir bu? Sapkın anlayışlara kapıları kapatmak, aileyi korumak varken, siyasetçinin vazifesi bu olması gerekirken, bu neviden yaklaşımlar, aslında kadına, erkeğe, bütün bir topluma hakarettir.”

AKP Elazığ İl Başkanlığı Ağın ve Keban İlçe Toplantısında İl Başkanı Şerafettin Yıldırım, ana muhalefeti eleştiriyor: “Hanımefendilerden özür dileyerek söylüyorum bir ülkede girdiği her seçimde yüzde 23 ve yüzde 25 oy almış olan genel başkan LGBT aile düzenini bozmaz dedi. Yalansa çıksınlar bana dava açsınlar, iftira desinler. LGBT dediğiniz özür diliyorum iki bayanın evlilik yapması, iki erkeğin bir araya gelip evlilik yapması. Allah’ın fıtratına kadın ve erkeğin bir araya gelip aile yuvası kurmaya karşı böyle bir şeyi aile düzenini niye bozsun diye savunan bir Genel Başkanla bu ülkede yaşamaktan haya ediyorum.”

TBMM Kadın Erkek Fırsat Eşitliği Komisyonu Üyesi de olan MHP İstanbul Milletvekili Arzu Erdem, Meclis'te konuşuyor: “Müslüman bir ülke olan Türkiye Cumhuriyeti sınırları içerisinde LGBT konusunu toplum değerlerimizden bağımsız bir şekilde ele almamız mümkün değildir. LGBT bizim örf, adet, gelenek ve göreneklerimize aykırıdır.”

MHP, on yıl önce, yeni Anayasa görüşmeleri sürecinde, TBMM’de, Kaos GL Derneği’ni kabul etmiş, TBMM’de Kadın Erkek Fırsat Eşitliği Komisyonu ve Sağlık Aile Çalışma ve Sosyal İşler Komisyonu üyesi olan Ruhsar Demirel, çeşitli toplum kesimlerinin cinsel yönelim ve cinsiyet kimliği konularında önyargıları ve “hassasiyetleri” bulunabileceğini, ancak hükümet ve kamu yetkililerinin veya siyasi temsilcilerin eşcinsel ve trans yurttaşları ayrımcılık ve şiddete maruz kalmaktan korumakla yükümlü olduklarını söylemişti.

Medya, Yeniden Refah Partisi Genel Başkanı Fatih Erbakan’ın kendi sosyal medya (1, 2, 3) kanallarından saçtığı kadın ve LGBTİ+ düşmanı nefret söylemlerinin sistematik seyri yetmezmiş gibi üstüne bir de mikrofon tutup kurumsal ayrımcılık ve nefret suçu çağrılarına aracı olmaya Kasım ayında da devam etti.

LGBTİ+ derneklerine karşı sistematik nefret söylemi saçan ve kurumsal ayrımcılıkla nefret suçuna çağrı yapan Yeniden Refah Partisi Genel Başkanı Fatih Erbakan’ın geleneksel nefret nakaratlarına daha önce de mikrofon tutup aracı olan Haber Global kanalı ve Buket Aydın, LGBTİ+’ların en temel anayasal ifade ve örgütlenme haklarına karşı kurumsal ayrımcılık ve nefret suçu çağrısında bulunan nefret siyasetine sessiz kaldığı yetmezmiş gibi, bir kez daha, Yeniden Refah Partisi’nin “İktidara geldiğimizde LGBT derneklerini kapatacağız” suçuna ortak oldu: “İktidara gelince LGBTİ derneklerini kapatacağız. Tüm dinlerde yasaklanmış bir sapkınlıktır. İstanbul sözleşmesi de bunlarla ilgili. 6284 onun uzantısı ve uygulanması devam ediyor. İstanbul Sözleşmesi ailenin temeline konulmuş bir dinamit gibi.”

Kocaeli Şehir Hastanesinin Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon Hastanesi bölümünün dış cephesinde bulunan renkli sütunların yaydığı “sapkınlık” Kandıra Belediye Meclisi AKP’li Meclis Üyesi Avukat İrfan Kurt’un dikkatinden kaçar mı: “Burası Kocaeli Şehir Hastanesi'nin bir bölümü. Henüz açılışı yapılmamış. Ancak bu renklerin ne anlama geldiğini, neyi çağrıştırdığını, hangi amaca yönelik olduğunu bilmeyen yok. Biz çocuklarımızı sapkın fikir ve düşüncelerden korumak isterken böyle milletin gözüne sokarcasına işler de ne oluyor. Kocaeli Valiliği, İl sağlık müdürlüğü ve ilgili herkesin dikkatine sunulur.”

Kocaeli yerel basınından Nokta gazetesi, Kandıra Belediye Meclisi AKP’li üyenin ayrımcı diliyle nefret söylemine tercüman oldu: “AK Partili isim şehir hastanesini de LGBTİ’li yaptı! Tasarımda renklerin kullanılmasından rahatsız olan Kurt, Kocaeli Valiliği ve İl Sağlık Müdürlüğüne uyarıda bulundu. Gökkuşağı renklerinin LGBTİ amacı olduğunu ima eden Kurt, renkleri sapkınlık olarak yorumladı.”

Sendikal gongolardan Mil-Diyanet Sen’in Kocaeli Şubesi de geri kalır mı, Kandıra Belediye Meclisi AKP’li üyenin sosyal medya paylaşımını kopyaladı-yapıştırdı, Kocaeli Valiliğine yetiştirdi: “Bu renklerin ne anlama geldiğini, neyi çağrıştırdığını, hangi amaca yönelik olduğunu bilmeyen yok.”

Hak hukuk hürriyet ve eşitlik talepleri tanınmayan LGBTİ+ yurttaşlar Kasım ayında İçişleri Bakanı ile Cumhurbaşkanı’nın hedefindeydi.

LGBTİ+ toplumunu sistematik olarak hedef alan Türkiye Cumhuriyeti İçişleri Bakanı, Kasım ayı boyunca LGBTİ+ karşıtı söylemini sürdürdü: “LGBT denilen cibilliyetsizlik...”

Vatandaşların can ve mal güvenliğini sağlayıp, her türlü tehdit ve baskıya karşı korumakla görevli olan İçişleri Bakanı, LGBTİ+'ları vatandaştan görmeyip ayrımcılığa tabii tutan, nefret söylemiyle hedef gösteren, yetinmeyip “LGBT” ifadesini “uyuşturucu” ve “terör”le birlikte telaffuz etmekte sakınca görmeyen ayrımcı dil ve söylemini sürdürdü.

AKP Genel Başkanı ve Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, “sapkın akımlar” ifadesini kullanmaya devam ederken, LGBTİ+ için “dayatma” ve “tehdit” ifadelerini sarf etti.

Homofobik nefret siyasetinin yerel yönetimler seyri

LGBTİ+’ların varlığını ve kent hakkını inkâr eden ayrımcı muhafazakâr siyasetin temsilcisi AKP’li üyelerin, belediye meclislerinde toplumsal cinsiyet eşitliği çalışmalarına karşı sürdürdükleri muhalefet Kasım ayında devam etti. CHP’li Denizli Merkezefendi Belediyesi cinsiyet eşitliği istiyor ama AKP ve MHP’nin nefret siyasetine sessiz kalıyor; LGBTİ+’ya sahip çıkan ise gazeteci oluyor.

CHP’li belediyelerin Toplumsal Cinsiyet Eşitliği çalışmalarına karşı AKP’lilerin cinsiyetçi ve homofobik itirazları son olarak Denizli Merkezefendi Belediyesi’nde yaşandı. Belediyenin, kadınların ekonomik özgürlüklerini kazanması ve şiddetten korunmasını sağlamak amacıyla meclis gündemine getirdiği Toplumsal Cinsiyet Eşitliği Birimi yönetmeliğine CHP'li üyeler ile üç bağımsız üyenin “evet oyu” yetmedi. İYİ Parti'li meclis üyeleri çekimser kalırken, yönetmelik AKP’li ve MHP’li üyelerin oylarıyla reddedildi. Şehit Yakınları ve Gaziler Birimi ile Toplumsal Cinsiyet Eşitliği Birimi’nin aynı maddede yer almasına karşı çıkmakla yetinmeyen AKP’li ve MHP’li üyeler, nefret söyleminde sınır tanımadılar: “LGBT'li insanlar ruhen ve psikolojik açıdan hastadırlar.”

Bolu Belediyesi’nin İzzet Baysal Caddesi’ni “canlı renklere” boyaması Bolu yerel basında “gökkuşağı” tartışmalarına yol açtı. İzzet Baysal Caddesi’nin “değişeceğini” bir yıl önce duyuran Bolu Belediye Başkan Yardımcısı Asuman Şentürk Tekin, boyama işlemiyle ilgili, “cadde çok rengarenk de olmayacak tek renk de olmayacak” ifadesini kullanmıştı.

“Caddeyi rengarenk boyamanın anlamı ne?” sorusundan haber başlığı yapan Bolununsesi gazetesi, İzzet Baysal Caddesi'nin “rengarenk üçgenler halinde” boyanmasına, vatandaşların, “hiçbir anlam” veremediğini yazdı. “Vatandaşlar”ın bazıları, Belediye Başkanı Tanju Özcan'ın “haleti ruhiyesinin yerinde olup olmadığından şüphe duyduklarını” ifade derlerken, “bazı vatandaşlar” da “rengarenk boyanın LGBT'nin kullandığı renkleri anımsattığını” söylemekten geri durmamış yerel gazeteye göre.

LGBTİ+ düşmanı nefret mitinglerinin şehir turu

LGBTİ+’ların eşit yurttaşlık haklarına karşı “aile” buluşması adı altında tertiplenen mitinglerle sürdürülen nefret siyaseti Kasım ayını Bitlis ve Hatay ile kapadı.

Bitlis’te Ulu Cami meydanında “Aileni koru, ifsada dur de” basın açıklamasını Bitlis Medeniyet Platformu Dönem Başkanı Cengiz Şahin okudu: “Bizler bugün birilerine saldırmak ya da kin, öfke ve nefret kusmak için bir araya gelmedik... bozuk zihniyetli güruh... her türlü ifsadı ve sapkınlığı yaymaya çalışan küresel bir takım karanlık güçler... hayasız... bir takım dernek ve örgütlenmeler... derneklerle, hatta bir takım sözleşme ve kanunlarla, bir takım mevzuatlarla... sözde bireysel özgürlük... sözde kadın-erkek eşitliği... sözde kadına şiddeti önleme... hayasızlık ve ahlaksızlık... toplumsal cinsiyet eşitliği safsatası... uluslararası sözleşmeler... İstanbul Sözleşmesi, CEDAW ve benzeri pek çok sözleşmenin asıl amacının cinsi sapkınlığı normalleştirmek ve nesilleri ifsat etmek olduğu şüphe götürmez bir gerçektir... meydanlarda vücutlarını pervasızca açıp yaptıkları onursuzluğa onur yürüyüşü dediler... Bizlerde buna karşın bugün Bitlis Ulu Camii Meydanı’ndan tüm dünyaya sesleniyoruz “Çocuklarımızı Size Kaptırmayacağız. Son kalemiz olan ailemizden asla vazgeçmeyeceğiz!”

Bitlis Medeniyet Platformu Dönem Başkanı Cengiz Şahin konuşmaya devam ediyor: “LGBT’li olmak kişisel bir haktır, hürriyettir diyenlere karşı “bunun bir hastalık olduğunu” deklare ediniz ve her geçen gün sayısı giderek artan cinsiyet değiştirme operasyonlarını devlet bütçesinden ödemeyiniz. Ülkemizdeki feminist eşcinsel güruhun örgütlenmelerine ve faaliyet göstermelerine müsamaha göstermeyiniz. Toplumu ifsat etmenin özgürlük olmayacağı hakikatinden hareketle bu meşum faaliyetleri terör kapsamına almak suretiyle kurumlarını kapatınız.” (1, 2)

LGBTİ+ düşmanı nefret siyasetinin Hatay turunda ise Habibi Neccar Camisi önünde düzenlenen “basın açıklaması”nı Türkiye Aile Meclisi Hatay İl Başkanı Gülsüm Yılmaz okudu: “Hiç şüphesiz son 300 yıldır aileye çekilen en büyük operasyon İstanbul Sözleşmesiydi. Bu sözleşme Lut Kavmi’nin helak sebebi olan LGBT cinsi sapık ilişkilerin önü açmış ve toplumu uluorta ifşa ediyordu. Bu sözleşme ile partner kavramı getirilerek evli olan kadının istediği erkekle ilişkiye girme zilletinin önünü açıyordu. Dolayısı ile iptal edilmesi bu milletin uçurumda iken kurtarılmasına ve topyekun intihardan kurtulmasına vesile oldu.”

LGBTİ+’ların var olma ve hayat hakkını hedef alan nefret mitinglerinin Kasım ayındaki İzmir ayağında, “LGBT dayatması ve propagandasına karşı yasal düzenleme” talebiyle “devlet göreve” çağırıldı. LGBTİ+ düşmanı nefret mitinglerinin İzmir ayağında konuşmacılar “adında bile yıkıcılık olan” sözleriyle Kaos GL Derneği’ni de andılar.

Trabzon’daki LGBTİ+ karşıtı nefret yürüyüşünü organize eden “Aile Dayanışma Platformu” isimli stk yürüyüşten bir hafta önce duyuldu. “Trabzon Aile Dayanışma Platformu” adına tertiplenen ve “Sapkınlığa karşı - Henüz vakit varken ailene sahip çık” çağrısıyla, mehter eşliğinde yapılan yürüyüşün başını AKP’li siyasetçiler çekti.

Gaziantep Büyük Aile Yürüyüşü” adı altında “Gaziantep Gönüllü Kuruluşları” adına düzenlenen LGBTİ+ karşıtı nefret mitinginin başını kamu sendikası Memur Sendikaları Konfederasyonu Memur-Sen ve bağlı Eğitim Bir-Sen Gaziantep Şubesi çekti.

LGBTİ+ karşıtı nefret mitinglerinin Batman ayağına HÜDAPAR ev sahipliği yaptı. Küçük yaştaki çocukların ellerine “Eşcinsel Terör Örgütleri Kapatılsın!” dövizleri tutuşturuldu.

Eylül ayında İstanbul’da başlayan LGBTİ+ karşıtı mitinglerin nöbetleşe nefreti Mardin, Van, Diyarbakır ve Kayseri ile sürdü: “Mardin’in LGBTİ+ karşıtı “sivil toplum”u: Rektör, İl Milli Eğitim Müdürü, Müftü, Memur-Sen, HÜDAPAR ve AKP’li siyasetçiler”, “Van’ın LGBTİ+ karşıtı “sivil toplum”u sadece cinsiyet eşitliğine değil, KADEM’in tercihi “toplumsal cinsiyet adaleti” ifadesine de karşı”, “Diyarbakır’ın “sivil toplum”u, “feminist eşcinsel güruhun örgütlenmelerine ve faaliyet göstermelerine müsamaha göstermeyin” buyurdu”, “Kayseri LGBTİ+ karşıtı yürüyüşün ardından bir dahaki sefere “Vatan, Millet için daha geniş katılım” temenni edildi”

LGBTİ+’ların eşit yurttaşlık haklarına karşı “aile” buluşması adı altında Eylül ayında İstanbul’da başlayan mitingle memleket gündemine gelen homofobik nefret kampanyası bir senedir sürüyor. LGTBİ+’lara karşı kurumsal ayrımcılık ve nefret suçu çağrısı yapan nefret mitingleri Ekim ayında ise Urfa, Konya ve Ankara ile devam etti.

Hükümet medyasının Kasım ayı nefret “köşe”leri

LGBTİ+ toplumuna, kurumlarına ve kişilere karşı cinsiyetçi ve homofobik dezenformasyona ortak olan, doğrudan üreten, yayan ve teşvik eden muhafazakâr ve hükümet yanlısı medya organlarından nefret köşelerini Kasım ayı boyunca Hürriyet, Diriliş Postası, Milat, Star, Aydınlık, Millî Gazete, Yeni Şafak, Yeni Akit ve yerel basın yazarlarından derledik:

“Hürriyet yazarı Selvi, “sapkın LGBT” nefret nakaratını pek sevdi”, “Diriliş Postası yazarı, “Aile Kanunu nasıl olmalıdır?” diye soruyor, “LGBT’yi koruyan yasa derhâl kaldırılma” diye cevap veriyor”, “Milat’ın ak sakallı yazarı homofobik nefret ile ırkçılığı harmanlayıp öyle saçıyor”, “Star yazarı, LGBTİ+’ların tarihte günah-suç-hastalık cenderesinin en ağır tezgâhlarından geçtiği gerçeğini ilk kez duyuyormuş numarası çekiyor”, “Aydınlık’ın akademisyen yazarı, “lgbt örgütlenmesi”nden ayırdığı “eşcinsel”i nefret mitingine çağırıyor”, “Millî Gazete yazarının “insan” hakları “LGBT”leri kapsamıyor”, “Yeni Şafak’ın hukukçu yazarı, “tecrit”ten “terapi”ye mi geçiyor”, “Akit’in Kasım köşelerinden homofobik nefret nakaratları”

Yerel basından Kasım ayı nefret köşeleri Afyon Kent Haber, Bursa Hayat, İstanbul İttifak, Malatya Sonsöz, Ankara Hertaraf, Konya’nın Sesi, Erzurum Pusula, Zonguldak İmza, Elazığ Yeni Ufuk, Kayseri Yeni Doğan Haber, Ocak Medya, Konya Yeni Haber yazarlarından geldi. Homofobik nefret söylemiyle bendini de haddini de aşıp “köşe”lerine sığmayan, LGBTİ+’ları düşmanlaştırarak hedef gösteren yerel basından gazete yazıları şöyle sıralandı...

“Afyon Kent Haber yazarı, kolayından komplo kurmak hatta kurulmuşun nakaratlarını tekrar etmek varken bilgiyi n’apsın”, “Bursa Hayat’ın akupunkturcu köşe yazarı “kendisiyle barışık gey” de olsa, ille “dönüştürecem” diyor”, “İstanbul İttifak yazarının “tedavi”, “terapi” dediği, LGBTİ+’ların varoluşlarıyla hayat haklarına karşı ayrımcılık ve nefret çağrısı”, “Malatya Sonsöz yazarı, kopyala-yapıştır nakaratları sıralamak, bedava “LGBT” dövmek varken ne diye yorsun kendini”, “Hertaraf’ın “Mazlumder Şube Başkanı” yazarı, “cinsel sapkınlık, evlilik dışı ilişkiler, eşcinsellik” diye saydırarak “aile”yi koruyor”, “Konya’nın Sesi yazarı, “LGBT sapkınlığından, Devlet de, STK’lar da, hepimiz gücümüze göre sorumluyuz” diye çağırıyor”, “Erzurum Pusula yazarı, “insan neslini tehdit eden LGBT tehdidi”ne dikkat çekmelere doyamıyor”, “Zonguldak İmza yazarı, “LGBT”yi “illegal” sanıyor; İstanbul Sözleşmesi’nin feshiyle yetinmiyor, yakınıyor da yakınıyor”, “İstanbul Sözleşmesi’nin “şifre”sini çözmeyen mi kaldı, Elazığ Yeni Ufuk yazarı Yücel Can’ın neyi eksik”, “Kayseri Yeni Doğan yazarlarından biri “LGBT”ye “Lut Gavmine Benzeyen Tiplemeler” diyormuş, bir diğerinin ise “yazarken bile” midesi bulanıyormuş”, “Ocak Medya yazarı, din adına eşcinsellere her yolu müstahak görsün ama insan haklarına aykırı görülmesin istiyor”, “Konya’dan sendikacı köşe yazarı geçen ay “küresel monarşi” dediğine bu ay “global monarşi” diyor, gerisi gene “LGBT””

Akit’in homofobik nefret siyasetinin Kasım seyri

Homofobik nefret söylemi ve ayrımcı dile aracılık etmekle yetinmeyen Akit, LGBTİ+ düşmanlığını doğrudan üretiyor, yayıyor ve teşvik ediyor.

Kaos GL Derneği’nin Medya İzleme Raporu’na göre, sistematik karalama ve nefret kampanyalarıyla LGBTİ+’ları ve LGBTİ+ örgütlerini hedef haline getiren hükümet yanlısı muhafazakâr medya organlarından Yeni Akit, ayrımcı diliyle homofobik nefret söylemini 2022’nin Kasım ayında da sürdürdü.

Akit’in, cinsel yönelim ve cinsiyet kimliği ayrımcılığına bahane, LGBTİ+’ların varoluşunu ve eşit haklarını tanımayarak damgalama, kriminalizasyon, hakaret ve hedef göstermeyle kurumsal ayrımcılığa teşvik için Kasım ayı boyunca “haber” adı altında sıraladığı nefret siyasetinin nakaratlarını, “Akit, nefrete aracı oluyor, yetinmiyor doğrudan hedef alıyor” ve “Akit’in homofobik nefret siyaseti” başlıklarıyla derledik.

Kaos GL’den aylık nefret söylemi takibi

Kaos GL, sosyal medya ortamları ile internet yayıncılığında cinsel yönelim, cinsiyet kimliği ve cinsiyet ifadesi ile LGBTİ+ varoluşlara yönelik ayrımcı yaklaşım, homofobik ve transfobik söylem içeren haber ve gelişmeleri takibe alıyor.

Böylece Kaos GL, internet yayıncılığında dikkat çeken, sosyal medya ortamlarında öne çıkan Lezbiyen, Gey, Biseksüel, Trans ve İnterseks (LGBTİ+) odaklı homofobik ve transfobik nefret söylemi üreten ve yayan haberler ile mesajların aylık takibini ve irdelemesel kaydını tutuyor.

Ayrımcı, ırkçı, homofobik, transfobik unsurlar taşıyan ifadelere nefret söylemi denilmektedir. Bir gruba ya da o gruba üyeliği nedeniyle bir kişiye yönelik düşmanlıktan kaynaklanan ve o gruba yönelik düşmanlığı gösteren veya cesaretlendiren ifade biçimleridir. Nefret söylemi, nefret suçuna teşvik ya da eşlik edebileceği için, bu iki kavram birbiriyle bağlantılıdır.

Nefret söylemi, Avrupa Konseyi Bakanlar Komitesi tavsiye kararında, “nefret biçimlerini yayan, teşvik eden, savunan ya da haklı gösteren her tür ifade biçimi” olarak tanımlanıyor: “Cinsel yönelim veya cinsiyet kimliği temelli ayrımcılık Avrupa Konseyi standartlarıyla bağdaşmaz.”

“Nefret söyleminin genellikle toplumda azınlık durumunda olan gruplara yönelik gerçekleştiği düşünüldüğünde, yaygınlaşması sonucunda zaten genellikle görünmez olan bu gruplar çoğunluk grupların bu tarz yaklaşımları ile muhatap olmamak adına daha da fazla oranda görünmez hale gelmektedirler. Nefret söylemine yönelik devlet tarafından aktif bir karşı koyuş ortaya konulamadığı durumda ve ifade özgürlüğü adına bu tür ifadeler koruma gördüğünde, bu durum devletin hoşgörüsüzlüğe ve nefrete karşı azınlık grupların korunması yerine bu tür görüşlerin yayılmasını tercih ettiği anlamına gelecektir.”

Lezbiyen, Gey, Biseksüel, Trans ve İnterseks (LGBTİ+) terimleri ile tanımlarını, LGBTİ+’lara yönelik ayrımcılık ideolojileri ve anlamlarını, insan hakları ve ayrımcılıkla ilgili terimler ve tanımlarını ve daha fazlasını, Kaos GL Derneğince yayınlanmış “LGBTİ Hakkında Sıkça Sorulan Sorular ve Cevapları” kitapçığında bulabilirsiniz.

Not: Bu dizide, internet ortamı ile sosyal medyadan yapılan alıntıların yazım hatalarına dokunulmuyor; olduğu gibi alınıyor.


Etiketler: insan hakları, medya
nefret