07/07/2021 | Yazar: Ali Erol

Haziran’ın homofobik nefret “köşe”leri haber7, Yeni Şafak, Sabah, Takvim, Diriliş Postası, Türkiye, Yeni Asya, Ereğli Güneş ve Akit yazarlarından...

Muhafazakâr köşe yazarları her haltlarını homofobik nefret harcıyla karıyor Kaos GL - LGBTİ+ Haber Portalı

LGBTİ+’ların eşit yurttaşlık hakkını inkâr yetmeyince hedef gösteren, homofobik nefret söylemiyle nihayet “terör” ile ilişkilendiren hükümet yanlısı medyanın “köşe” yazarları Onur Ayı Haziran boyunca ayrımcı dilleriyle nefret saçtılar.

Homofobik nefret söylemiyle bendini aşıp “köşe”lerine sığmayan, LGBTİ+’ları düşmanlaştırarak hedef gösteren gazete yazılarını okumaya devam ediyoruz. Onur Ayı Haziran’ın cinsiyetçi ve homofobik nefret “köşe”lerini haber7, Yeni Şafak, Sabah, Takvim, Diriliş Postası, Türkiye, Yeni Asya, Ereğli Güneş ve Akit yazarlarından seçtik.

Haber7’nin haber müdürü “nefret” ve “terör” kokteyli harmanlamasıyla LGBTİ+’ları hedef gösteriyor

LGBTİ+’ların eşit yurttaşlık hakkını inkâr yetmeyince yaftalayan, hedef gösteren, kriminalize eden, düşmanlaştıran, homofobik nefret söylemiyle nihayet “terör” ile ilişkilendiren hükümet yanlısı ve de muhafazakâr medyanın “köşe” yazarları ayrımcı dilleriyle Onur Ayı Haziran boyunca nefret saçmayı sürdürdüler.

Haber7 köşe yazarı Taha Dağlı, homofobik nefret söylemiyle bendini aşarken, “nefret kokteyli” ile “terör kokteyli”ni harmanlayarak LGBTİ+’ları karalayan, anayasal tanınma, ayrımcılıklara karşı güvence ve eşit yurttaşlık hakkını inkâr eden nefret korosuna, “LGBT meselesinin nereye doğru gittiğinin farkında mısınız?” başlıklı yazısıyla katıldı.

Haber7 yazarı Dağlı, daha önce de, İstanbul Sözleşmesi ve LGBTİ+ toplumuna karşı cinsiyetçi, transfobik, homofobik nefret söylemi üretme, yayma ve teşvik etmede birbirleriyle yarışan hükümet yanlısı ve muhafazakâr yayın organlarının nefret nakaratlarına dahil olmuş, “Bir Müslüman, eşcinselliği meşrulaştırır mı, LGBT’yi savunur mu, asla yapmaz” buyurmuştu. Yeter mi yetmez, dış mihrakların oyunundan iç mihrakların terör tezgahına, oradan haliyle “LGBT lobisi”ne bağlayan haber7 yazarı, memleketin son beş yılını “LGBT lobisi”nin sinsi faaliyetleri ile açıklamıştı: “Bu ülkenin lideri, yedi düvele korku salmışken; üç beş LGBT’liye kendimizi güldürmeyelim.”

Hükümet yanlısı muhafazakâr medyanın LGBTİ+ toplumuna ve kurumlarına attığı iftira ile saçtığı nefret söylemi yanlarına kâr kaldığından, haber7 köşe yazarı da, Stonewall ayaklanmasının yıldönümünde, Onur Haftası’nda yayınladığı yazısında, öyle hiç uzatmadan daha baştan “nefret kokteyli” ile “terör kokteyli”ni (1, 2, 3, 4, 5) harmanlamakta ve LGBTİ+’ları hedef göstermekte beis görmüyor: “LGBT ile PKK ortak hareket ediyor ama inanın o bile hedef saptırma. PKK ile kendimiz baş edebiliyoruz fakat LGBT işi öyle bir noktaya götürüyor ki, zamanında önlem alınmazsa, vakti geldiğinde asla baş edemeyeceğimiz bir hale evrilecek.”

Haber7 köşe yazarı, “LGBT lobisi”nin oyununu bozmak için bu kez de küresel komplosuna Birleşik Kallık’tan Stonewall Vakfı’nı katıyor. Taha Dağlı, sanki Birleşmiş Milletler’in Ekonomik, Sosyal ve Kültürel Haklar Uluslararası Sözleşmesi’nin, Türkiye dahil üye devletleri, “kanun yoluyla, cinsel yönelim, cinsiyet kimliği ve interseks statüsü konusunda ayrımcılık yapmaksızın [çalışma] hakkının uygulanmasını teminat altına alma”kla yükümlü kıldığını bilmezmiş gibi, Stonewall Vakfı’nın, çalışma hayatında cinsel yönelim ve cinsiyet kimliği ayrımcılığına karşı şirketlerin LGBTİ+ çalışanları kapsayıp kapsamadığını izlemesinden (1, 2, 3) kendi kurduğu komplosuna malzeme çıkarmaya çalışıyor.

Haber7 köşe yazarı Dağlı, araya attığı “herkesin özel hayatı kendine, kimse kimsenin hayatına karışamaz, karışmamalı” parçasından sonra yazısını bitirirken geri başa salla karala homofobik nefret nakaratına dönüyor, haber7’den siyasal bilgiler akademisyeni köşedaşı gibi inkâr ve imha öneriyor: “Tehlike büyük. Bakınca net şekilde görülüyor. Ama hala İstanbul’da polisin izin vermediği PKK temalı korsan LGBT eylemini savunan, en önde ağzında düdük çalarak yürüyen provokatöre aldanan varsa, herkes aklını başına alsın çünkü bu iş bireyleri aşan bir konu, toplumsal bir sorun ve hep birlikte dur denilmezse, bir gün hepimiz bu enkazın altında kalırız.”

Haber7 yazarı Taha Dağlı aynı zamanda Haber7’nin haber müdürü olduğundan ötürü olsa gerek, haber7 internet sitesi, yazarının “köşe yazısı” ile yetinmemiş, güya “haber” niyetine aynı karalama ve homofobik nefret söylemlerini bir de, “LGBT'nin arkasındaki örgüt: Stonewall” başlığı altında “Haber7 yazarı Taha Dağlı, "LGBT meselesinin nereye doğru gittiğinin farkında mısınız?" başlıklı köşe yazısında, son dönemlerde artan "eşcinsel" propagandasının tehlikelerine değindi” sunumuyla tekrar ediyor.

Haber müdürü ve de köşe yazarı Taha Dağlı’nın yayın organı internet sitesi haber7’nin onca nefret söylemi üretme, yayma ve teşvik çabasını “okur”ları (1, 2) karşılıksız bırakır mı, bırakmıyorlar netekim:

“lut kavimin başına gelen sizinde başınıza başka şelikde gelir inşaallah,,insan içine çıkamaz hale gelin”, “Bu sapkınlar ve onları savunanlar tez zamanda helâk olalar..

Anket firmaları soruyor; Cinsiyetiniz: Erkek, Kadın, Diğer. Şereften yoksun bir şekilde sapıklığı zihinlere işliyorlar.”, “Allaha savaş açan bu lanet oluşuma karşı durmalıyız yoksa susarsak ateş bize de dokunur.Bu sapıklar üremez lakin normal vatan evlatlarını aileleri kendi bataklıklarına çekiyorlar.Şahit ol Rabbim Senin razı olmadığın hallerden yüz çeviriyorum,nefret ediyorum !”, “Yok sayın ,,konuşmayın yazmayın eşcinsel top lezbiyen çalıştırmayın,,,adam yerine koymayın,,,,devlet kirumuna ise almayın,,,uzaklaştırır,,,,özelde kim eşcinsel çalıştırıyor ise malını almayın ,satmayın,,,eşcinsel şarkıcı dinlemeyin,,,, uzaklaştırın”, “bunların arkasında küreselciler var ve pkk ya yardım karşılığında lgbt yi Türkiye de gündemde tutma görevi verilmiş...başıörtülü fakat fetöcüler gibi darbecilerin madur göstermeye çalışan bir avukat bu gaylerin hakarete uğradığını ve onlara acıdığı falan söyleye biliyor...yani fetöcülere de bu sapkınlığı yayma işi verilmiş...pkkhdp kadar açıktan yapamasalar da altta alttan işliyorlar...”, “Bu fıtrat düşmanlarına Allah'ın lanetlediği guruba hiçbir resmiyetlik verilemez muhatab alınamaz nokta...”, “Siyonistler, karşılarında erkeklerden kurulu bir ordu bulunmasını istemiyorlar. Dünya Milletlerini cinsi sapıklıkla bozmak için her yolu deniyorlar”, “Bu sapkınlara ve bunlara destek olanlara karşı olmak inancımızın ve aklımızın gereğidir. Hatta tüm devletler kendi milletlerini yok edecek aile kavramının içini boşaltacak bu fikriyata ve zihniyete ortak savaş ilan etmelidir. Bu sapkınlara destek veren her kişi ve kuruma Allah lanet etsin.”, “Dinen bu mahlukların cezası ölüm! Yasalar çöpten alınma gibi! Onun bunun yasadıyla bu ülke yönetilmez! Eskiye dönmeli ve yasaları en ağır şekilde değiştirilmesi lazım! İdam şart!”, “Yağmur yağınca gökyüzündede çıkıyor o renkler. Güzelim gökuşağı renklerini o sapkınlar kullanıyor diye kullanamaz olduk. Nerde o renkleri görsem artık tiksiniyorum.”

haber7 köşe yazarının LGBTİ+ toplumuna yönelik nefret söylemlerine suç ortaklığı yapmak için kopyala-yapıştır sıraya giren internet medyasının çöplük sitelerinden işte bazıları: “LGBT, PKK’dan Beterdir”, “İngiliz raporlarında LGBT gerçeği”, “LGBT’nin arkasındaki örgüt: Stonewall”, (2), “LGBT gerçeğini, İngiliz raporlarından okuyun”

Yeni Şafak’ın sosyolog köşe yazarı, öyle insan hakları, eşitlik ve özgürlük sloganlarıyla bağırıp çağırmayın buyuruyor

LGBTİ+’ları “namussuz” ve “sapkın” ilan etmeyi sosyolojik analiz sanan, hakareti kendine hak gören Yeni Şafak köşe yazarı Ergün Yıldırım, Onur Ayı Haziran’ı “Mahremiyetimizi ne Paris, ne Londra belirleyemez” başlıklı yazısıyla açıyor. Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nın da tanıdığı ve güvenceye aldığı temel insan hakları ve özgürlüklerini Türkiyeli LGBTİ+ yurttaşlara tanımaya yanaşmayınca geriye cinsiyetçi ve homofobik nefret söylemi kaldığını, Yeni Şafak’ın “sosyolog” köşe yazarının ayrımcı diliyle cinsiyetçi ve homofobik nefretine çekebildiği akademik cilanın “kıç despotizmi” ile “avradizm” söyleminden ibaret olduğunu daha önce kayda geçirmiştik. Yeni Şafak yazarı Yıldırım, “İnsan haklarına sığınarak eşcinsellik savunuluyor” diye başladığı yazısında da bıktırıcı nakaratlarını tekrar ediyor. Daha önce de, İstanbul Sözleşmesi’nin “batı ideolojisi” olduğunu tekrar ederek “Kimse bu barbarlığın arkasına saklanarak eşcinselliği ve lgbt yi bize dayatmasın” buyuran köşe yazarı, çocuk evliliğinin “yeni bir icat” olduğunu, birçoğumuzun ninesinin 14-15 yaşlarında evlendiğini söyleyerek saadete geliyor ve toplumsal cinsiyet eşitliğini (1, 2, 3, 4) savunanları “ahmak” ilan ediyor: “İnsan hakları, eşitlik ve özgürlük sloganlarını ezberleyerek önüne gelen her meselede bunlarla bağırıp çağırmanın manası yok.”

Yeni Şafak köşe yazarı, Onur Ayı Haziran’ı “Küresel emperyalist eşcinsel koro Türkiye’de atağa geçti” başlıklı yazısıyla kapıyor. Ergün Yıldırım, cinsiyetçi ve homofobik nefret nakaratlarına devam ediyor: “Toplumsal cinsiyet eşitliği, bir eşcinsel felsefesidir… Eşcinsel koro ve felsefesi elbette yine Batıdan geliyor.” Toplumsal cinsiyet eşitliğini savunanların gizli ve gizemli bir dille aslında eşcinselliği savunduklarını bir kez daha deşifre eden Yeni Şafak’ın sosyolog köşe yazarı, ardından Akit’ten Dilipak’ın tekerlemesine bağlıyor: “Boşanma gırla, şiddet diz boyu, çocuklar ve ergenler hamilelik sorunlarıyla boğuşuyor, alkolizm yaygın, dost hayatı sıradanlaşmış, zina rutin… “Gavur” parası ile makine yapabiliriz, yol yapabiliriz, fabrika yapabiliriz. Ama ahlak, mahremiyet ve helal cinsel hayat yapamayız.”

Kadın hareketi, kadın-erkek eşitliği için cinsiyetçiliğe karşı mücadelede iki yüz yılı geride bırakırken, Yeni Şafak köşe yazarı, toplumsal cinsiyet eşitliğini deşifre etmelere doyamıyor. “Futbol oyununda oyun: Cinsiyetsizlik propagandasına dönüşen spor” başlıklı yazısında, “Toplumsal cinsiyet eşitliği ideolojisi bütün hızıyla devam ediyor” diye başlıyor, arada Birleşmiş Milletler’den futbol kulüplerine saydırıp, paragrafın sonunda eşitlik mücadelesinin gizli “ideolojik” ajandasını bir kez daha deşifre ediyor: “Kadın ve erkek eşitliği değil sadece. Kadın ve erkek dışında yer almak isteyen, yani eşcinsel olmak isteyenlere de eşitlik talep ediliyor.”

Yeni Şafak’ın akademisyen köşe yazarı hem “Eşcinsel sapmayı topluma eşitlik adı altında pazarlıyor” nakaratlarıyla LGBTİ+ yurttaşlara yönelik her türlü hakaret, küfür, ayrımcı dille nefret söylemi saçarken hem de “homofobik ve eşitliğe karşı olmakla damgalıyorlar” diye yakınmaya devam ediyor.

Konu Fenerbahçe olduğundan olsa gerek, Yeni Şafak’ın köşe yazarının cinsiyetçi ve homofobik ayrımcılığını savunmaya ve yaymaya haber7 sitesi de koşuyor.

Muhafazakâr medya köşelerinden nefret nakaratları

LGBTİ+ toplumuna, kurumlarına ve kişilere karşı cinsiyetçi ve homofobik dezenformasyona ortak olan, doğrudan üreten, yayan ve teşvik eden muhafazakâr medya organlarının köşelerinde birbirleri ile yarışan yazarlarının Haziran ayı nefret nakaratlarını Sabah, Diriliş Postası, Türkiye Gazetesi, Yeni Asya ve Ereğli Güneş gazetelerinden derledik.

Sabah yazarı Hilal Kaplan, neden “feminist” olmadığını ilan ettiği köşe yazısında, “küreselci feminist/eşcinsel siyaseti” dediği cinsiyetçi ve homofobik nefret nakaratına devam ediyor. Sabah köşe yazarı “küreselci feminist/eşcinsel siyaseti” nakaratıyla yetinmiyor üstüne bir de feminist ve LGBTİ+ harekete “ensesti meşrulaştırma” iftirası atıyor.

Sabah yazarı “bir sosyolog olarak yazdığını” söylerken bile eşcinselliğin sosyal seyrini inkâr edip “eşcinsel hareket”i “toplum dışı” görme keyfiliği ile hareket edince, bir de üstüne Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının 10. ve 90. maddeleriyle LGBTİ+ yurttaşları da ayrımcılığa karşı güvenceye aldığını bilmezden ve de görmezden gelince geriye cinsiyetçi ve homofobik nefret nakaratlarını tekrar kalıyor. Sabah köşe yazarının geleneksel cinsiyetçi, homofobik ayrımcı ve nefret nakaratlarını hatırlayalım: “Gençler ve aile kurumuna tehdit”, “İslâm düşmanlığı”, “Eşcinsel siyasi hareket, emperyalist sistemin beslediği bir "muhalefet" türü”, “LGBTİ lobisi”, (2), “ensest”

Sabah grubundan Takvim isimli yayında köşe yazısı karalayan eskilerin spikeri Erkan Tan, muhalefet karalama bahaneli homofobik nefret siyasetiyle “CHP ve Eşcinseller” adı altında yerel hizmetlere erişimde eşitlik, kapsayıcılık, kent hakkı hak getire pek orijinal analizler yapmış: “Yerel seçimlerden ve yenilenen İstanbul seçimlerinden evvel herkesi uyarmaya gayret etmiştim. İstanbul başta olmak üzere bütün CHP'li belediyelerde; eşcinsellerin haklarını savunuyoruz görüntüsü arkasında, bu lanetlenmiş kepazeliği öven, özendiren, yücelten çalışmalar göreceğiz demiştim. LGBTİ (lezbiyen, gey, biseksüel, transgender, interseks) adlı sapkınlar ve faaliyetleri; İstanbul ve CHP'nin kazandığı her yerde, resmi ve kurumsal olarak baş köşede yer alıyorlar. Çünkü bu topluluk, resmen CHP İstanbul adayını destekleyeceğini zaten ilan etmiştir. CHP de bunları sevip saymaktadır. CHP’nin yönettiği belediyelerde bir ve beraberdirler.”  

Diriliş Postası köşe yazarı Recep Yazgan, “Yavuz Medya ev sahibini bastırır!” başlıklı yazısında, “Diriliş Postası sadece Basın İlan’ın okuduğu gaste” denmesinden yakınıyor ki haklı, maalesef homofobik nefret söylemi izleme ve raporlama çalışmaları kapsamında biz de okumak zorunda kalıyoruz “gaste”sini! Diriliş Postası köşe yazarı kendisini savunacam diye saydırırken “LGBT+”yı atlar mı: “Yahu, LGBT+’ya gösterdikleri empatiyi, sempatiyi sırf mütedeyyin diye ötekileştirdikleri bu milletin insanlarına göstermez bu aymaz saymaz taifesi ben daha ne yazayım…”

Marmara Üniversitesi Tarih Bölümü'nde öğretim üyesi olan Türkiye Gazetesi köşe yazarı Ahmet Şimşirgil (1, 2, 3) daha önce, sineğe benzettiği LGBTİ+’yı bitirmek için bataklığa benzettiği İstanbul Sözlşemesi’ni kurutmak gerekir diye yazmıştı, nasıl olsa cinsiyetçi ve homofobik nefret bedava haliyle niye değişsin, “İstanbul Sözleşmesi’nin ardından” devam ediyor: “İstanbul Sözleşmesi ile birlikte yerden mantar biter gibi kadın dernekleri türemişti. LGBTİ’li dernekler neredeyse Türkiye’nin her şehrinde boy gösteriyordu… Avrupa Konseyi, İstanbul Sözleşmesi ile şekerle kaplı bir zehri milletimize sunmaktadır. Bu zehir “toplumsal cinsiyet” ve “cinsel tercih” gibi kavramlardır… LGBTİ’li üyeler ve dernekler çığ gibi büyümektedir.”

Türkiye Gazetesi yazarlarından bir diğer isim Halime Gürbüz, “Neydi ne oldu?” başlıklı köşe sıçmığında, Necip Fazıl yazar da ben yazamam mı diyor, homofobik nefretini veciz veciz şiir diye saçıyor: “Ahlaksızlığın adı yaşam tarzı, Eş cinselliğin adı cinsel tercih, Sapkınlığın adı LGBT, insan hakları!” Türkiye köşe daha önce de “ahlaki ve cinsel tercihleri çarpık insanlar” diye homofobik nefret söylemi saçmıştı.

Hükümet yanlısı olamayan ama muhafazakâr nefret medyasından olan Yeni Asya’nın, aynı zamanda “Almanya İslam Konseyi Din Şurası Sözcüsü” olarak Berlin’den yazan köşe yazarı Şükrü Bulut’un aklına hak, hukuk, eşitlik arayışındaki her hareketin “müstehcenlik” getirdiğini daha önce kaydetmiştik. “LGBT bayrağı altında toplanmak feministlere yakışıyor mu?” diye kadınlara sitem de eden Yeni Asya’nın Almanya’dan yazan köşe yazarı, “Siz de Haziran’ın gelişinden tedirgin misiniz?” başlıklı yazısında, “Haziran ayı son zamanlarda, azgın dinsizlerin faaliyetlerine hız verdiği bir zaman dilimi olarak tanımlanmaya başlandı” diye dert yanıyor: “LGBT…vs. SODOMİLER, ÇOK CİNSLİLİK, QUEER, DİEVERSE… Bu senenin Haziran’ı; dünya çapında insaniyet-yaratılış karşıtlarının faaliyetleriyle baştan sona kadar dolu görünüyor. İnsanlığa ihanet eden bu onursuzların “ONUR YÜRÜYÜŞLERİ”nin bir merkezden organize ve finanse edildiğine dair, bütün millî devletlerin ellerinde yeterince bilgi olduğunu biliyoruz.” Yeni Asya köşe yazarı Bulut, Onur Ayı Haziran’ın sonunda ise “Lgbt’den bahsetmek ayıp mı?” başlıklı yazısıyla devam ediyor: “Ve sonra, her türlü fırsatı değerlendirerek sodomiliği hâkim kültür durumuna getirmeye çalışıyorlar.” 

Konya Ereğli yerelinden Güneş gazetesinin yazarı Asel Uçak, “Adım Adım Sevgi Seferberliğine” başlıklı köşe yazısına Mersin Erdemli Belediye Başkanı Mükerrem Tollu ile Konya Emirgazi Belediye Başkanı Nurişen Koçak’ı konuk etmiş. Ereğli Güneş gazetesi köşe yazarı, “Milli ve manevi değerlerimize zıt bir durum olan homoseksüellik ile ilgili düşünceleriniz nelerdir?” diye önce Erdemli Belediye Başkanı’na soruyor: “Homoseksüellik dinimizin lanetlediği sapkın bir durumdur. Bu sapkın ilişkilerde yer gök titrer. Ve bizim böyle bir durumu kabul etmemiz asla mümkün değildir.” Köşe yazarı, “Milli ve manevi değerlerimize zıt bir durum olan homoseksüellik özellikle genç nesillerin arasında bilinçli olarak yaygınlaştırılmak istenmektedir” diye devam ederken, Belediye Başkanı Tollu, “Belediyemizin psikologları ile birebir insanlarla görüşüp psikolojik anlamda da gereken desteği veriyoruz” cevabıyla soruyu savıyor. Ereğli Güneş’in yazarı, aynı soruyu Konya Emirgazi Belediye Başkanı’na da yöneltiyor ama Emirgazı Belediye Başkanı, “İğrenç bir durum. Konuşmaya bile değmez. Kesinlikle bu iğrençliğe karşıyız” diyerekten “sevgi saçma seferberliği”nde daha kestirmeden gidiyor.

Akit köşelerine muhalefet bahane homofobik nefret şahane

Nefret söylemi üretme, yayma ve teşvik etmede iktidarın yaygın medya organı halini almış olan Akit’in köşe yazarı, aynı zamanda Yeni Akit Gazetesi Yazı İşleri Müdürü Ali Karahasanoğlu, “Millet İttifakı, gaylerde ittifak yaptı mı?” başlıklı yazısında, LGBTİ+’ların anayasal haklarını kullanmak istemelerinden dert yanıyor: “Gaylerin artık klasikleşen gösterileri, her yıl haziran ayı sonunda, halkımızı sıkıyor.. İnsanlar utanıyorlar.. Küçük çocuklarınız soruyor, “Bunlar ne, erkek mi, kadın mı?” diye.. Ne cevap vereceğinizi bilemiyorsunuz.. Yaratılışa aykırı bir kimliği, Türk toplumuna dayatmaya kalkıyorlar..”

Akit yazarı Karahasanoğlu, bezdirici tekrarlarıyla sündürdükçe sündürdüğü köşe yazılarında muhalefet karalama bahaneli homofobik nefret nakarat sazını Onur Ayı Haziran’da da çalmaya devam ederken, Yazı İşleri Müdürü olduğu Akit’in homofobik nefret siyasetiyle her gün her vesile “haber” adı altında LGBTİ+ kişi ve kurumları hedef almıyormuş gibi yaşam hakkı lütfunda bulunuyor: “Gaylere yönelik, “Bunların hayat hakkı yok” diye bir söylem duydunuz mu? Toplum nezdinde bir tartışma, bir kavga duydunuz mu? Ben duymadım.”

Akit yazarı Karahasanoğlu, “Bizler, gaylik, lezbiyenlik, homoseksüellik gibi eşcinsel hayat tarzına karşı çıkmamıza rağmen..” Onur Haftası kutluyorlar diyor ve ardından homofobik nefret nakaratlarına geçiyor: “Onursuzluğun tescillisi bir hayat tarzını savunurken, “onur haftası” söylemi ile Türk toplumunun ahlakını dejenere etmeye kalkışıyorlar.. En absürt sloganlar, en rezil afişler ellerinde.. Gençlerin ahlakını bozmak için, ellerinden gelen ne varsa, yapmaya kalkışıyorlar..”

Yeni Akit Yazı İşleri Müdürü Ali Karahasanoğlu, bıktırıcı muhalefet karalama bahaneli nefret söylemiyle doldurduğu köşesinde AKP Genel Başkan Yardımcısı Mahir Ünal’ın, “LGBTİ+’lar fazla toplumsallaşmasın, hele hele hiç siyasallaşmasın!” ayrımcı dilini tekrar ediyor, LGBTİ+'lara kamusalda görünmeyin, hak ve hürriyetlerinizi talep etmeyin hele bir de anayasal eşit vatandaşlık diye siyasete bulaşmayın demekle yetinmiyor, “mümkünse yok olsunlar” diye de ekliyor. A. İhsan Karahasanoğlu’nun ayrımcı diliyle homofobik nefret söylemlerine haber7 sitesi de ortak oldu.

Akit yazarı Karahasanoğlu, muhalefet karalama bahaneli cinsiyetçi ve homofobik nefret nakaratlarına bu kez de, İstanbul Sözleşmesi’nin feshinin ardından, “Kılıçdaroğlu’nun Danıştay’ı tehdidini, SP tabanı duydu!” başlığı altında devam ediyor: “Gaylere, pozitif ayrımcılık yapılmasını öngören sözleşme. “Cinsel yönelim” adı altında, üçüncü bir cins ihdas etmeyi planlayan bir sözleşme.” Akit köşe yazarı, homofobik nefret siyasetiyle Saadet Partisi’ne ayar çekiyor: “Lut kavmi için, Danıştay üyelerini tehdit edecek kadar pervasızlaşmış bir CHP ile ittifak kuracak olanlar.. Sadece dünyalarını değil, ahiretlerini de berbat etmiş olacaklardır.”

Akit’in ırkçı, cinsiyetçi ve homofobik nefret köşelerinden ortaya karışık Haziran seçkisi şöyle devam ediyor…

“Bir tarafta kıskanç ve düşman MOSSAD ajanlarının sinsi ve kalleşçe düzmeceleri diğer tarafta LGBTİ hareketleriyle Batı’nın çirkef yüzü sırıtmaktadır.”

“Tabii en makbul ve muteber cambazlık maharetlerini LGBT’nin meşruiyetine dair verdiği olağanüstü mesajlar sayesinde sergiliyordu.” 

“Bu imamlar, LGBTİ bireyler için ‘sapkın’ ve ‘yaradılışa aykırı oldukları gibi eşcinsel evlilikler ile nikahsız ilişkiler İslam dinine göre haramdır’ ifadelerini kullanamayacaklar.”

“Gayleri, lezbiyenleri, homoseksüelleri morarttı, sen de onları yalnız bırakmadın destek vererek… Gayliği, lezbiyenliği, homoseksüelliği meşrulaştırma amaçlı İstanbul Sözleşmesi, bir spor kulübünden nasıl destek alabilir? Aileyi yıkmak amacından başka ‘Gaylerden, lezbiyenlerden, homoseksüellerden beklentin ne?’ Sporla ilgisi olmayan konularda da FB’yi yanlış yönlendirmiyor musun? İşine baksana.”

“LGBT destekçisi AFP muhabirinin gerçek kimliği… Fuhşiyatı “onur” meselesi yapanlar bizde de meydanlara çıkıyorlar artık…”

“Sakarya Üniversitesi, LGBT lobisine destek veren Türk Tabipleri Birliği ile CHP tarafından hedefe alındı. Buna karşı kimseden ciddi bir tepki gelmedi. Bakın bu tartışma, “kadına şiddet”le maskelenmeye çalışılan, aileyi hedef alan İstanbul sözleşmesi, Lanzarotte çerçevesinde “Birey”, “toplumsal cinsiyet”, “Cinsel deneyim”, “Cinsel yönelim”, “Cinsel tercih” “Gender tartışması”nın bir parçası.”


Etiketler: medya